top of page

Rumeli Ekrem: “Biz kültür elçisiyiz”

5 saat önce
5 dakikada okunur

Rumeli müziklerinin sevilen sesi, dillere pelesenk olan “Güldaniyem” türküsüyle geniş kitlelere ulaşan Rumeli Ekrem, gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Makedonya’dan Lüleburgaz’a uzanan aile hikâyesini, 35 yıllık müzik yolculuğunu, Rumeli kültürünü yaşatma çabasını ve yeni albüm hazırlıklarını anlatan Ekrem, yapay zekâyla üretilen müziğe ise mesafeli olduğunu dile getirdi.

Rumeli müziğinin sevilen isimlerinden Rumeli Ekrem, güçlü yorumuyla yıllardır dinleyicilerini Balkan ezgileri etrafında buluşturuyor. Özellikle ağızlardan düşmeyen “Güldaniyem” türküsüyle tanınan sanatçı, yalnızca şarkılarıyla değil, Balkanlar ile Türkiye arasında kurduğu kültürel bağla da dikkat çekiyor. Asıl adı Ekrem Pehlivan olan sanatçı gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Pehlivan, müzik serüveninin başlangıcından ailesinin Lüleburgaz ile olan geçmişine, farklı Balkan dillerinde seslendirdiği eserlerden yeni albüm çalışmalarına kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.

DURAK MAHALLESİNDE YAŞAMIŞLAR

27 Ekim 1975’te İstanbul’da dünyaya gelen Rumeli Ekrem, ailesinin Makedonya’dan Türkiye’ye göç ettiğini belirtti. Ailesinin 1960 yılında Türkiye’ye geldiğini anlatan sanatçı, Lüleburgaz’ın hayatındaki özel yerini şu sözlerle ifade etti:

“Ailem Makedonya’dan göç etmiş. 1960 yılında geldiklerinde ilk olarak Lüleburgaz’da İstasyon olarak bilinen Durak mahallesine yerleşiyorlar. Durak Mahallesi’nde yaşamışlar. Benim Lüleburgaz’ı sevmemin nedenlerinden biri de bu. Aslında burayla olan bağımız çok eskiye dayanıyor. Daha sonra İstanbul’a yerleşiyorlar.”

Lüleburgaz’ın kendisi için yalnızca ziyaret ettiği bir şehir olmadığını, aile geçmişinin de burada izler taşıdığını belirten Pehlivan, yıllardır sürdürdüğü dostlukların da bu bağı güçlendirdiğini söyledi.

1997 yılında Lüleburgaz’a geldiğini hatırlatan sanatçı, o dönem çok yakın dostu olarak nitelendirdiği Nihat Yaman’ın çocuklarının sünnet düğününde sahne aldığını anlattı. O gün başlayan dostluklarının yıllar içinde devam ettiğini kaydeden Pehlivan, Lüleburgaz’da kendisini yalnızca dostlarının değil, akrabalarının da karşıladığını dile getirdi.

Durak Mahallesi’nde yaşayan aile yakınlarını ziyaret ettiğini belirten sanatçı, İstanbul’un yoğun temposundan uzaklaşmak istediğinde Lüleburgaz’a geldiğini ifade ederek, “İstanbul’un yoğunluğundan sıkıldığımız zaman kendimi buraya atıyorum. Burada gerçekten ruhum dinleniyor. Lüleburgaz bizim için kıymetli. Festivaller oldukça buraya geliyoruz. Düğünlere, konserlere katılıyoruz. Buraya yabancı değiliz” dedi.

MÜZİĞE BLOK FLÜTLE BAŞLADI

Müzik yolculuğunun alışılmışın dışında bir başlangıcı olduğunu anlatan Rumeli Ekrem, birçok müzisyenin bağlamayla başladığı müzik hayatına kendisinin blok flütle adım attığını söyledi.

Blok flüt çalmayı kendi kendine öğrendiğini belirten Pehlivan, bu başlangıcın hikâyesini şöyle anlattı:

“Herkes genellikle bağlama çalarak müziğe başlar. Ben blok flüt çalarak başladım. Çalması zordur, o da nefesli bir çalgı. Kendi kendime öğrendim. Neden flüt olduğunu ben de bilmiyorum. Rahmetli amcam Almanya’dan getirmişti. Gurbetçiydi, bana o blok flütü hediye etmişti. Onunla bir başladım, çaldım çaldım. Daha sonra çeşitli müzik aletlerini çalmayı öğrendim.”

Sanatçı, müziğe olan ilgisinin çocukluk yıllarında da fark edildiğini belirtti. İlkokul döneminde koro şefi olarak görevlendirildiğini söyleyen Ekrem, o yıllardan itibaren müzikle iç içe olduğunu kaydetti.

Profesyonel müzik kariyerinde önemli bir dönüm noktasının 1994 yılında yayımladığı ilk albüm olduğunu aktaran Pehlivan, ardından altı albüm daha çıkardığını, daha sonra üç solo albümle müzik çalışmalarını sürdürdüğünü anlattı. Günümüzde ise müzik sektöründeki değişime uygun olarak single çalışmalarına ağırlık verdiğini ifade etti.

35 YILDIR RUMELİ KÜLTÜRÜNE HİZMET EDİYOR

Yaklaşık 35 yıldır Rumeli müziğinin içinde olduğunu belirten Pehlivan, çalışmalarının merkezinde Balkan kültürünü yaşatmanın bulunduğunu vurguladı.

Müzik anlayışını anlatırken enerjik yapısına da değinen sanatçı, sahne performanslarında hareketli ve dinamik bir çizgiyi benimsediğini söyledi. Rumeli müziğinin kendi doğası gereği enerjik bir yapıya sahip olduğunu belirten Pehlivan, “Enerjiğim, hiç duygusal değilim. Şarkılarımız zaten bunu gerektiriyor. Hep enerji doluyuz” ifadelerini kullandı.

Rumeli müziğinin yalnızca bir eğlence unsuru olmadığını, aynı zamanda geçmişle bugün arasında bağ kurduğunu belirten sanatçı, özellikle göçle Türkiye’ye gelen ailelerin kültürel hafızasında Balkan ezgilerinin önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekti.

“BALKANLAR İLE TÜRKİYE ARASINDA KÖPRÜ OLDUK”

Rumeli Ekrem’in müzik çalışmalarında öne çıkan unsurlardan biri de farklı Balkan dillerinde eserler seslendirmesi. Makedonca, Boşnakça ve Bulgarca şarkılar yorumlayan sanatçı, bu eserleri Türkiye’deki dinleyicilerle buluşturarak kültürel bir aktarım gerçekleştirdiklerini söyledi.

Balkan dillerine hâkim olmasının kendisine önemli bir avantaj sağladığını ifade eden Pehlivan, bu dillerdeki şarkıları yalnızca seslendirmekle kalmadıklarını, aynı zamanda günümüz müzik anlayışına uyarladıklarını belirtti.

Pehlivan, çalışmalarının kültürel boyutunu şu sözlerle anlattı:

“Biz Makedonya’dan, Balkanlar’dan Türkiye’ye köprü olduk. Çünkü şarkılarımızı Makedonca, Boşnakça, Bulgarca okuyoruz. Ben bu dilleri bildiğim için, Türkçe gibi akıcı konuştuğum için oradaki şarkıları günümüze uyarlayıp buradaki insanlara ulaştırıyoruz. Özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda buraya göçen insanlara bir nebze köprü oluyoruz. Oradaki şarkıları buradaki genç kardeşlerimize sevdirdik. Açıkçası kültür elçisiyiz.”

Balkan coğrafyasının dil ve müzik çeşitliliğine de değinen sanatçı, Makedonca ve Boşnakçanın yanı sıra Bulgarca eserler seslendirdiğini, Arnavutçayı ise yoğun biçimde konuşamadığını ancak belirli ölçüde anlayabildiğini söyledi. Balkan kökenli Slav dillerini konuşabildiğini belirten Ekrem, dil bilgisinin müzik çalışmalarında önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.

YENİ ALBÜM İÇİN STÜDYOYA GİRDİ

Müzik çalışmalarına ara vermeden devam eden Rumeli Ekrem, yeni albüm hazırlığında olduklarını açıkladı. Sanatçı, geçmişte seslendirdiği eserleri günümüzün müzik anlayışına uygun biçimde yeniden yorumlayacaklarını belirtti.

Eski şarkıları yeni enstrümanlar ve güncel müzik düzenlemeleriyle dinleyicilere sunmayı hedeflediklerini anlatan Pehlivan, stüdyo kayıtlarının başladığını ve çalışmaların kanal kanal sürdürüldüğünü ifade etti.

Müzik sektöründe artık 15-20 şarkılık albümlerin eskisi kadar yaygın olmadığını dile getiren sanatçı, günümüzde single çalışmalarının daha fazla öne çıktığını söyledi.

“Eskisi gibi 15-20 şarkılık albüm yapalım dönemi kalmadı artık. Günümüze uyarlanacak şekilde bir single yapıyoruz” diyen Ekrem, yeni projeleriyle geçmişin sevilen eserlerini yeni kuşaklarla buluşturmak istediklerini belirtti.

Çalışmaların kısa süre içinde tamamlanmasını hedeflediklerini söyleyen sanatçı, “Şimdi stüdyodayız. Yeni yeni kanal kanal kayıtlarımız yapılıyor. Eski şarkılarımı günümüze uyarlıyoruz. İnşallah iki aya kalmaz çıkartırız diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

YAPAY ZEKÂYLA ÜRETİLEN MÜZİĞE MESAFELİ

Teknolojinin müzik sektörüne etkisi de gazetemize yaptığı açıklamalarda gündeme geldi. Yapay zekâ aracılığıyla üretilen müziği benimsemediğini açıkça dile getiren Rumeli Ekrem, müziğin emek, duygu ve stüdyo çalışmasıyla ortaya çıkması gerektiğini savundu.

Teknolojinin sunduğu kolaylıkları tamamen reddetmediğini ancak yapay zekâyla hazırlanan eserlerin kendisinde aynı duyguyu oluşturmadığını belirten sanatçı, müzik üretiminde insan emeğinin önemine dikkat çekti.

Pehlivan, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Ben yapay zekâyla müziği hiç tasvip etmiyorum. Kulağıma hoş gelmeyen bir şey. Teknolojinin getirdiği kolaylıklar, güzellikler olabilir ama bana geçmedi. O stüdyoda uğraş vermek lazım. Kayıtların ayrı ayrı çalınması lazım. Bilgisayar bir şeyler yapıyor ama bence duygu yoksunluğu var. Bana geçmedi, bilmiyorum.”

Yapay zekâyla hazırlanan bazı şarkıların dijital platformlarda milyonlarca kez dinlenmesine de değinen Pehlivan, yüksek dinlenme sayılarının tek başına sanatsal değer ölçütü olarak görülmesine karşı olduğunu belirtti.

Bir eserin geniş kitlelere ulaşmasının onun mutlaka sanatsal açıdan güçlü olduğu anlamına gelmediğini savunan sanatçı, şarkının hazırlanma sürecine, bestesine ve stüdyo çalışmalarına önem verdiğini vurguladı.

Pehlivan, “YouTube’da rağbet gören her şey sanat kokuyor diye tartışacak olursak, bunun benim için pek geçerliliği yok. Şarkı patlamış olabilir, rağbet görebilir. Ama duygu anlamında bana geçmiyor. Böyle bir şeyi hiç düşünmedim. Çok arkadaşlar teklif etti” diye konuştu.

GEÇMİŞİN EZGİLERİ YENİDEN HAYAT BULACAK

Yaklaşık 35 yıldır Rumeli müziğini yaşatmak için çalışan Ekrem Pehlivan, yeni albüm projesiyle geçmişin sevilen şarkılarını günümüzün müzikal dokusuyla yeniden yorumlamaya hazırlanıyor. Ailesinin 1960 yılında Makedonya’dan Lüleburgaz’a uzanan göç hikâyesiyle bu topraklara bağlanan sanatçı, yıllar içinde kurduğu dostluklarla da kenti hayatının özel bir parçası olarak görüyor.

Balkan dillerinde seslendirdiği eserlerle farklı kuşakları aynı ezgilerde buluşturan Rumeli Ekrem, bir yandan kültürel mirası yaşatırken diğer yandan yeni projeleriyle müzik yolculuğunu sürdürüyor. Sanatçının stüdyoda üzerinde çalıştığı yeni kayıtların yaklaşık iki ay içinde dinleyiciyle buluşması hedefleniyor.

bottom of page