YETERSİZ ÖYKÜ VE MUAYENE PARKİNSON HASTALIĞI’NDA YANLIŞ TANI ve TEDAVİ NEDENİ
- gorunumhaber

- 19 saat önce
- 4 dakikada okunur
Prof. Dr. Kemal Bayülkem yazdı...

Parkinson hastalığı kol ve bacak kaslarının normal gerginliğinde artma, hareketlerde yavaşlama, dinlenme ve yürüme sırasında belirgin olmak üzere ellerde ve daha az sıklıkta ayaklarda, seyrek olarak baş ve çenede titreme, mimik ve jestleri kaybolmuş anlamsız bir yüz görünümü ile karakterize, sinsi seyirli, yavaş ilerleme gösteren bir hastalıktır.Genellikle 50 yaşından sonra görülmekte, erkeklerde kadınlara göre daha sık dikkati çekmektedir. Yapılan istatistiklere göre 50 yaşın üstünde görülme sıklığı %1’dir. 65 yaşın üzerinde bu oran daha da artmaktadır. Ülkemizde hastalığın görülme sıklığı ile ilgili istatistiksel bir çalışma yoktur.Doğru tanı konulduğu takdirde, görülme sıklığının düşük olduğunu söylemek mümkün değildir. 0-20 yaş grubunda görülen juvenil, 21-40 yaş grubundakine erken başlangıçlı, 41-80 yaşlarında ortaya çıkarsa geç başlangıçlı Parkinson hastalığı adı verilmektedir.Hastalık genellikle istirahat sırasında bir elde titreme, elini kullanmada beceriksizlik, yazı yazma güçlüğü gibi şikayetlerle başlamaktadır. Hastadan hastaya göre değişen bir süre içinde bu titreme diğerine geçmekte ve artmaktadır. Uykuda kaybolmakla birlikte emosyonel stresle ve yorgunlukla daha da şiddetlenmektedir. Titremeye bağlı olarak hastaların yazıları giderek bozulmakta, okunamaz bir hal almaktadır. İstirahat halinde ellerde görülen titreme hastalığın ilerlemiş durumlarında ayaklarda, baş ve çenede de ortaya çıkmaktadır.
Henüz başlangıç halindeki bir Parkinson hastalığında hastalık tarafındaki kolun yürüme sırasında gövdeye adeta yapışık gibi durduğunu, hareket etmediğini görmek mümkündür. Hastaların baş ve gövdeleri öne doğru bükülmüş olup, normal kişilerde gördüğümüz dik postür kaybolmuştur. Kollar gövde üzerinde hafif, yarı bükük halde olabilir. Parkinsonlu hastalar ayakları sürüyerek küçük adımlarla yürürler. Günlük rutin işlerini görme sırasında yaptıkları hareketler giderek yavaşlar. Örneğin yataktan kalkma, giyinme, yürüme ve mesleğini icra etmesi sırasındaki bütün hareketler yavaşladığı gibi, hastalığın iyi tedavi edilmediği ya da çok ilerlediği durumlarda tamamen uygulanamaz bir hale gelebilir. Hastalar başkalarının bakım ve yardımına ihtiyaç gösterebilirler. Monoton ve kısık sesle konuştuklarından, konuşmaları anlaşılmaz bir halde olabilir.Yüz mimikleri anlamsız ve donuk bir hal almıştır. Hareketsiz ve sürekli inaktif bir yaşam tarzının, kalp için bir risk faktörü olduğu dikkate alındığında, Parkinson hastalığının kalp hastalığına yol açabileceğini ya da mevcut kalp hastalığını artırabileceğini düşünmek mümkündür. Nitekim Parkinson hastalığında, irademiz dışında çalışan nöro-vejetatif (otonom) sinir sisteminin de tutulduğu ortaya konmuş bulunmaktadır. Bunun sonucu olarak hastalarda zaman zaman ortostatik hipotansiyon ortaya çıkmakta, EKG ve nabız sayısında sık sık anormal değişiklikler görülmektedir.
Buna ek olarak, hastalığın tedavisi için kullanılan antiparkinson ilaçların bazı hastalarda hipotansiyon meydana getirdiği gibi, mevcut hipotansiyonu artırmakta, kalp hastalığı için risk faktörü oluşturabilmektedir. Bazen bu belirtiler EKG’de de görülebilmekte olup, genel anlamda aritmiler, senkoplar ortaya çıkmakta, eğer hastalarda diabet, arterioskleroz, hipertansiyon, obezite, hiperkolesterolemi, sürekli emosyonel stres ve sigara gibi diğer risk faktörleri de mevcutsa miyokart infarktüsünün ortaya çıkma riski artmaktadır. Parkinsonlu hastalarda, normal kas gerginliğinin artması, postür reflekslerinin bozulması ve yürüme ve ayakta durma bozukluklarına neden olur. Bunun sonucu hastalarda sık sık öne, arkaya ve yana yıkılma görülebilir. Merdiven inip çıkma oldukça güç ve emniyetsizdir. Depresyon bazen hastalığın başlangıç belirtisi olabilir. Bu belirtilerin hepsi mutlaka her hastada görülmez. Örneğin; bazı hastalarda ellerde titreme çok fazladır, diğerlerinde hareketlerde yavaşlama veya yapılamaması ön planda olup, titreme azdır. Ancak hastalığın çok ilerlemiş olduğu dönemlerde bu belirtilerin hepsini aynı hastada görmek mümkündür. Bazı hastalarda belirtiler bir tarafta, omuzda ve kollarda ağrı şeklinde ortaya çıkar. Bu hastalar, ağrıların romatizmal olabileceğini düşünürler, ilgili hekimlere giderek, aylarca romatizma tedavisi görürler bu sırada kollarda ve ellerde beceriksizlik ve hareketlerde yavaşlama olduğu için, bu şikayetlerin ağrılarından ileri geldiği düşünülür. Ağrılar, uygulanan antiromatizma tedavilerle geçmez. Hastalık bu süre içinde sinsi bir şekilde ilerler. Aynı şekilde hastalık başlangıçta depresyonla da ortaya çıkabileceği için, hastalar aylarca, hatta birkaç yıl yanlışlıkla depresyon tedavisi görmektedirler. Bu durum hastalığın sinsi bir şekilde ilerlemesine neden olmaktadır. Bu arada, eli ve başı titreyen herkesin Parkinson hastası olmadığını, çeşitli nedenlere bağlı titreme olabileceği gibi, bazen de ailesel titremelerin söz konusu olduğunun bilinmesinde yarar vardır. Buraya kadar belirtilerini sıraladığımız Parkinson hastalığı, sebebi tam olarak ortaya konulmamış olan Parkinson hastalığıdır. Aynı belirtileri gösteren, fakat bilinen bazı sebeplerle ortaya çıkan Parkinson hastalığına semptomatik Parkinson hastalığı adı verilir. Bu sebepler arasında ensefalit denilen beyin dokusu infeksiyonundan yıllar sonra ortaya çıkan postensefalitik Parkinson hastalığından başka, tekrarlanan kafa travması (özellikle boksörlerde), beyin damarlarında tıkanmalar, karbonmonoksit, manganaz, civa, MPTP ve uyuşturucu maddeler gibi toksik nedenler, psikiyatride kullanılan nöroleptik adı verilen bazı ilaçlar ve beyinde tümöre bağlı olarak da Parkinson hastalığı çıkabilmektedir. Bunlar ek olarak, Parkinson hastalığı belirtilerinin birlikte görülebileceği, aynen Parkinson hastalığı izlenimini veren pek çok hastalık bulunmaktadır. Bunların gerçek Parkinson hastalığından ayrılması gerekmektedir. Parkinson hastalığının tedavisi birçok yönden ve her hasta için bireysel özellik gösterir. Yaş, hastalığın hangi dönemde olduğu (yeni başlayan bir Parkinson hastalığı mı? ya da ilerlemiş dönemdeki bir Parkinson hastalığı mı?), önde gelen belirti titreme mi? mesleği, kaç yıldan beri Parkinson hastası? ilaçlara bağlı yakınmaları var mı? tedaviye rağmen hastalığı ilerlemiş mi? kullandığı ilaçlar, günlük dozları, süresi ve ilaçların etkinlik derecesi, ilaçların düzenli kullanılıp kullanılmadığı, devamlı doktor kontrolü altında olup olmadığı, kalp hastalığının, arteriyel tansiyon düşüklüğü veya yüksekliğinin, EKG değişikliklerinin bulunup bulunmadığı, klinik tabloya demans ve depresyon bulgularının eklenip eklenmediği gerek hastalardan ve yakınlarından alınan bilgilerden, gerekse öykü ve muayenelerle ortaya konmalıdır. Eğer Parkinson hastalığının, yukarıda sıraladığımız gibi bilinen bir sebepten ortaya çıktığı düşünülüyorsa öncelikle sebebe yönelik tedavi uygularız. Sebepleri tam olarak ortaya konmuş olan Parkinson hastalığında başlıca neden beynimizde ‘dopamin’ adı verilen ve normal hareketlerimizin yapılmasına katkıda bulunan bir maddenin bilinmeyen bir nedenle giderek azalması ya da kaybolmasıdır. O halde hastalığın tedavisi de, aynen şeker hastalığında, eksik olan insülinin dışarıdan verilerek yerine konmasında olduğu gibi, dopamin içeren ya da dopaminin etkilediği hedef hücrelerini uyaran, ilaçların dışarıdan verilmesidir.


