top of page

Okullarda şiddet alarmı!

Okullarda artan şiddet olaylarını değerlendiren Klinik Psikolog Zerrin Kalender, yaşananların bireysel değil; uzun süredir biriken duygusal ihmal, zorbalık ve sosyal dışlanmanın sonucu olduğunu belirterek, erken farkındalık ve çok yönlü yaklaşımın önemine dikkat çekti.

Son günlerde art arda yaşanan okul temelli şiddet olayları toplumda endişe yaratırken, Klinik Psikolog Zerrin Kalender konuyla ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Kalender, bu tür olayların yalnızca bireysel patlamalar olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, “Bu durum, uzun süredir biriken psikososyal risklerin görünür hale gelmesidir” dedi.

Kalender’e göre çocuklarda görülen şiddet eğilimi; duygusal ihmal, akran zorbalığı ve sosyal dışlanma gibi birçok etkenin birleşimiyle ortaya çıkıyor. Şiddet içerikli diziler ve oyunların tek başına belirleyici olmadığını vurgulayan Kalender, bu tür içeriklerin çocukların duygusal yükünü artırarak önemli bir risk alanı oluşturduğunu ifade etti.

“Çocuklar sadece izlemiyor, içselleştiriyor”

Gelişim çağındaki çocukların maruz kaldıkları içerikleri yalnızca izlemekle kalmadığını belirten Kalender, “Çocuklar bu içerikleri anlamlandırır ve içselleştirir. Tekrarlayan şiddet temaları zamanla duyarsızlaşmaya ve şiddetin bir problem çözme yöntemi olarak algılanmasına yol açabilir” dedi. Duygularını ifade edemeyen, anlaşılmadığını hisseden ya da baskılanan çocuklarda bu birikimin zamanla dışa vurabildiğini söyledi.

Ebeveynlere kritik uyarı: “Kontrol değil, ilişki önemli”

Ebeveyn tutumunun belirleyici rolüne dikkat çeken Kalender, “ Benim çocuğum yapmaz’ demek yerine, ‘Çocuğumun böyle bir noktaya gelmemesi için neye ihtiyacı var?’ diye sormak gerekir” ifadelerini kullandı. Ebeveynliğin yalnızca denetlemekten ibaret olmadığını belirten Kalender, çocuğa duygularını düzenleyebileceği güvenli bir ilişki sunmanın önemine vurgu yaptı.

Araştırmaların, duygusal olarak erişilebilir ve sınır koyabilen ebeveynlik tarzının saldırganlık riskini azalttığını gösterdiğini belirten Kalender, bunun çocuğu gerçekten dinlemek, duygularını adlandırmasına yardımcı olmak ve davranışın arkasındaki ihtiyacı anlamaya çalışmakla mümkün olduğunu söyledi.

Davranışlar sinyal veriyor

Çocukların yaşadıkları sorunları her zaman açıkça ifade edemediğini dile getiren Kalender, şu uyarılarda bulundu:

“İçe kapanma, ani öfke tepkileri, tahammülsüzlük, sosyal geri çekilme ya da yoğun huzursuzluk gibi belirtiler çocuğun zorlandığını gösterir. Günlük hayatta ‘zor’ olarak etiketlenen davranışlar çoğu zaman düzenlenemeyen duyguların dışa vurumudur.”

Okullara da önemli görev düşüyor

Okul ortamının da belirleyici olduğuna dikkat çeken Kalender, akran ilişkilerinin özellikle ergenlik döneminde büyük önem taşıdığını belirtti. Dışlanma, zorbalık ve kabul görmeme duygusunun çocuklarda ciddi bir içsel gerilim oluşturabileceğini ifade eden Kalender, öğretmenlerin bu işaretleri erken fark etmesinin kritik olduğunu söyledi.

Bilim insanları ne diyor?

Kalender, konunun bilimsel boyutuna da değinerek önemli isimlerin görüşlerini hatırlattı. Robert Sapolsky’nin çocuklukta yaşanan ihmal ve stresin beynin tehdit algısını değiştirdiğine dair çalışmalarına dikkat çeken Kalender, bu durumun çocukları daha hızlı öfkelenen bireyler haline getirebileceğini ifade etti.

Öte yandan Albert Bandura’nın “insanlar gördüklerini öğrenir” yaklaşımını hatırlatan Kalender, şiddetin güçlü ya da “başarı getiren” bir unsur gibi sunulmasının gençler üzerinde etkili olabileceğini söyledi.

Toplumsal bağların önemine değinen Kalender, Émile Durkheim’ın görüşlerine atıfta bulunarak, aidiyet duygusunun zayıfladığı ortamlarda sınırların bulanıklaştığını ifade etti.

“Şiddet bir anda ortaya çıkmaz”

Şiddetin ani bir durum olmadığını vurgulayan Kalender, uzun süreli stres, sevgisizlik, yanlış rol modeller ve yalnızlığın bir araya gelmesiyle çocukta içsel bir gerilim oluştuğunu belirtti. Bu sürecin zamanla empatiyi azalttığını ve öfkeyi artırdığını dile getirdi.

Kalender, konunun yalnızca dijital içeriklerle sınırlı olmadığını da vurgulayarak, “Asıl mesele çocuğun nasıl bir ortamda büyüdüğü, kendini nasıl hissettiği ve hayatla kurduğu bağdır. Şiddeti anlamak için bütün resmi görmek gerekir” dedi.

“Bu herkesin sorumluluğu”

Çocuklarda şiddetin önlenmesinin tek bir kişinin sorumluluğu olmadığını ifade eden Kalender, aile, okul, arkadaş çevresi ve toplumun birlikte hareket etmesi gerektiğini söyledi. Çocuğun bu sistemlerin kesişiminde şekillendiğini belirten Kalender, tek bir halkayı güçlendirmenin yeterli olmayacağını dile getirdi.

Kalender; empati eksikliği, pişmanlık duymama, öfke kontrolünde zorluk ve davranışlarda belirgin değişiklikler gibi durumların göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür belirtiler görüldüğünde mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini desözlerine ekledi.

bottom of page