top of page

Mutfağın ustaları yetişiyor!

Halk Eğitimi Merkezi tarafından açılan ve Lezzet Akademisi’nde süren Aşçı Yardımcılığı Kursu, geleneksel ve dünya mutfaklarını öğrenen kursiyerleri bayram öncesi baklava yapımıyla buluşturdu.

Lüleburgaz Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde açılan Aşçı Yardımcılığı Kursu, Lüleburgaz’da mutfağa ilgi duyanları aynı çatı altında buluşturmaya devam ediyor.

26 Kasım’da başlayan ve toplam 750 saat sürecek olan kurs programında 10 kursiyer hem mesleki eğitim alıyor hem de geleneksel ve dünya mutfağının inceliklerini öğreniyor.

Eğitimler, iki yıldır çıraklık ve yardımcılık alanında kurslar veren usta öğretici Tülay Çolak öncülüğünde yürütülüyor. Kursiyerlerin dördü çıraklıktan gelerek eğitimine burada devam ediyor.

BAKLAVA AÇTILAR

4 Mart günü gerçekleştirilen derste ise yaklaşan bayram öncesi baklava açıldı.

Ramazan ayı boyunca pide başta olmak üzere pek çok özel tatlıyı hazırlayan kursiyerler, bu kez baklavanın ustalık gerektiren aşamalarını uygulamalı olarak deneyimledi.

Yapım aşamasında tezgâh başında hamurlar yoğruldu, bezeler açıldı, nişastalar serpildi.

Usta öğretici Tülay Çolak, çıtır bir baklava için en önemli detayları tek tek anlattı. “Baklavayı açarken yapılan ortamda hava akımı olmamalı. Baklava unu olması gerekiyor. Hamur güzel yoğrulmalı. Nişasta aşırı kullanılmamalı. Ağır ağır pişirilmeli. Pişip pişmediğini anlamak için tepsiyi sallayacak. Baklavanın sallanması gerek” sözleriyle hem teknik hem de tecrübenin önemine dikkat çekti.

Ustasından daha çıtır bir baklava için verilen tarifte hamur malzemeleri şöyle: 1 kilo un, 1 yumurta, 1 yemek kaşığı sirke, 100 ml süt, 300 ml su, 100 ml sıvı yağ, 25 gram tereyağı (kurumaması için) ve hamurun sağlam olması için 1 çay kaşığı limon. Açmak için 500 gram buğday nişastası kullanılıyor. Arası için 400–500 gram ceviz, ocakta yağ koymadan kavrulup soğutuluyor. Üzerini yağlamak için 300 gram erimiş, soğumuş ve ayranı alınmış tereyağı tercih ediliyor. Şerbeti ise 9 su bardağı şeker, 8 su bardağı su ve yarım limonla hazırlanıyor.

YÖRESELDEN DÜNYA MUTFAĞINA UZANAN ZENGİN MENÜ

Kurs mutfağında yalnızca geleneksel tatlar değil, dünya mutfağından örnekler de hazırlanıyor. Patates bravas, Amerikan pizza, Lübnan tabule gibi tariflerin yanı sıra; Osmanlı usulü tavuk göğsü, elbasan tava, belen tava gibi yöresel ve tarihî lezzetler de uygulamalı olarak yapılıyor.

Landöşe kurabiye, lavin kurabiye, melek kanadı kurabiye, kavala kurabiyesi ve Budapeşte roll gibi tatlı çeşitleri; krem brule ve çeşitli mezelerle birlikte kursiyerlerin pratiğini güçlendiriyor. Mamzana ve fokaça ekmeği gibi farklı kültürlere ait tarifler de ders programında yer alıyor. Böylece kursiyerler hem yerel hem uluslararası mutfağa hâkim bir donanım kazanıyor.

SAĞLIKLI BESLENME LEZZETSİZ DEMEK DEĞİL

Kursiyerlerden Tolunay Kahramanoğlu, diyetisyen olduğunu ve açıktan aşçılık eğitimi aldığını belirterek kursa katılma nedenini anlattı.

Mutfakla bağının hem mesleki hem de kişisel bir ilgiye dayandığını söyleyen Kahramanoğlu, teorik beslenme bilgisini mutfak pratiğiyle birleştirmek istediğini ifade etti.

“Diyetisyen olarak bir yemeğin besin değerini biliyorum ama o yemeğin doğru teknikle nasıl pişirildiğini uygulayarak görmek çok farklı” diyen Kahramanoğlu, pişirme yöntemlerinin besin değerleri üzerindeki etkisini mutfakta birebir deneyimlediğini vurguladı.

Kurs sayesinde hem geleneksel hem de dünya mutfağından tarifler öğrendiğini belirten Kahramanoğlu, “Sağlıklı beslenme sadece kısıtlama değil veya lezzetsiz beslenme demek değil. Lezzetli, dengeli ve doğru teknikle hazırlanmış yemekler üretmek mümkün. Burada detayları görerek mutfağa daha bilinçli bakmayı öğreniyorum,” ifadelerini kullandı.

ANNE-KIZ AYNI TEZGÂHTA AYNI HAYALİN PEŞİNDE

Mihrican Karagöz ise ev hanımı. Kızı Yaren Karagöz ile birlikte kursa katılıyor. Eylülden beri devam ettiklerini belirten Karagöz, “Bazı yemeklerin püf noktasını öğrendim. En basit yemeklerin bile nasıl doğru şekilde pişirildiğini burada gördüm. Evde yapılanla burada yapılan arasında çok fark var. Kızım ustalık belgesi alıp bir yer açmak istiyor. Ben de evde yapıp satmayı planlıyorum. Ev hanımıyken çok dikkat etmiyordum ama şimdi yaptıklarımızı bilinçle ve keyifle paylaşıyoruz” dedi.

Emekli ev hanımı ve iki çocuk annesi Bilgen Dinç de kursun hayatına kattıklarını şu sözlerle dile getirdi: “Burası bana yemek yapma hevesi kazandırdı. Çocuklarım anne farklı yemek yap diyordu onlar için de başladım aslında biraz. Kursa başladıktan sonra misafirlerim arttı, bana kursu bırakma diyorlar. Çalışırken yemek yapmak işkence gibi geliyordu. Burada öğrendiklerimi evde de yapıyorum.”

MUTFAKTA İSRAF YOK: HER ŞEY DEĞERLENDİRİLİYOR

Kursun dikkat çeken yönlerinden biri de israfın önlenmesine verilen önem. Mutfakta hiçbir şey ziyan edilmiyor. Makarnanın suyuyla çorba yapılıyor, hamurlardan kalan yufkalar kurutulup çorbalara ekleniyor. Bu yaklaşım, kursiyerlere sadece yemek yapmayı değil, mutfak ekonomisini ve bilinçli tüketimi de öğretiyor.

Usta öğretici Tülay Çolak ve kursiyerler, mutfak imkânları için Lüleburgaz Belediyesi’ne teşekkür ederken, desteklerinden dolayı Lüleburgaz Halk Eğitimi Müdürü Kasım Konak’a da teşekkürlerini iletti.

750 saatlik Aşçı Yardımcılığı Kursu, Lüleburgaz’da yalnızca bir meslek edindirme programı olmanın ötesinde; hayallerin mayalandığı, özgüvenin arttığı ve emeğin lezzete dönüştüğü bir eğitim süreci olarak dikkat çekiyor. Bayram öncesi açılan baklavalar ise bu emeğin en tatlı göstergesi oldu.

bottom of page