top of page

Lüleburgaz’dan doğan koşu rüzgarı!

“Adım adım büyüyen RunForce’nin hikâyesi”

2023’te dört kişinin bir araya gelmesiyle kurulan RunForce, bugün sosyal medyanın da desteğiyle farklı şehirlerden sporcuları bir araya getiren büyük bir aileye dönüştü.

Trakya’da koşu kültürünü geliştirmek ve sporu daha geniş kitlelere yaymak amacıyla kurulan RunForce, kısa sürede dikkat çekici bir ivme kazandı.

2023 yılının Aralık ayında yalnızca dört kişinin bir WhatsApp grubunda bir araya gelmesiyle başlayan bu yolculuk, bugün sosyal medyanın da etkisiyle büyüyerek farklı şehirlerden katılımcıların yer aldığı geniş bir aileye dönüştü.

Kuruluş amacını yalnızca koşu yapmakla sınırlamayan ekip; motivasyonu artırmayı, insanları bir araya getirip sosyalleşmeyi ve sporu hayatın doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyor.

Bu süreçte yerel işbirlikleri, çeşitli etkinlikler ve farklı yaş gruplarına hitap eden faaliyetlerle RunForce, Lüleburgaz başta olmak üzere birçok yerde koşu kültürüne önemli katkılar sunuyor.

Grubun kurucuları arasında yer alan Yüksel Sarıçam, İbrahim Sezen, Handan Sezen, Onur Alan, Onurcan Aykut Taşoğlu ile röportaj gerçekleştirdik.

1-Merhaba öncelikle. Bu güzel ekibe öncülük edenlerle bahsederek başlayalım isterseniz.

Yüksel Sarıçam: Tabii ki. Ali Sezen, İbrahim Sezen, Yüksel Sarıçam, Aytuğ Uysal ve Deniz Özgür.

2-Buradakilerin bir spor geçmişi var mı yoksa burada mı tanıştılar?

Yüksel Sarıçam: Ekip içinde çok fazla beden eğitimi dersi öğretmeni, spor salonu sahibi, antrenör olan kişiler var. Genel olarak farklı iş kollarında çalışıp işten sonra buraya gelenler var. Burada sporla tanışan çocuklarda var. Ayrıca hayata atılmayı, insanlarla kaynaşmayı çekinmeden sohbet etmeyi de burada öğrendiler. Bizim tutumumuz çocuklara karşı bambaşka. Çünkü onların elinden daha fazla tutmamız gerekiyor. Onlar bir kere pes etti mi o hevesi toparlamak çok zor bu yaşlarda. Burada abileriyle ablalarıyla çok güzel diyaloglar kurup, onların tecrübelerinden faydalanabiliyorlar.

3-Ne zaman kuruldu ve nasıl çıktınız bu yola?

İbrahim Sezen: 2023 yılının Aralık ayında 4 kişiyle açtığımız bir Whatsapp grubuyla başladık. Çekirdekten başlayıp yeni arkadaşların bizi sosyal medyadan tanıyıp katılmasıyla geniş bir ekip olduk. Asıl ivmemizi 2024 yılının Eylül ayında kazandık. Öncesinde daha yavaştı. Dediğim gibi sosyal medyada videolarımız izlendikçe, tanındıkça ailemiz büyüdü.

4-Ne amaçla kurdunuz bu ekibi? Yani bu kadar büyüyüp gelişmesini planlamış mıydınız?

Yüksel Sarıçam: Amacımız aslında sporla iç iç içe olan insanları bir araya getirmek. Trakya gibi bir bölgede güzel aktif sportif bir faaliyet sürdürebilecek ekip kurmak. Çünkü biz daha önceden farklı birçok ekiple bir araya geldik. İstanbul ekiplerini gördük tanıştık yakinen, neden bu bölgede böyle bir ekip böyle bir takım yok diye kendi kendimize kurduğumuz hayalleri inşa etmeye başladık. Bunu yaparken aslında çocuklar gibi eğlendik, çünkü keyifli bir konuda planlar yapıyorduk. CP diye bir şey oluşturduk ekip olarak yani koşudan sonra enerjimizi kaybetmemek için güzel bir ziyafet gerçekleştiriyoruz sohbetler eşliğinde. Halen 7’den 70’e her yaş grubuna hitap edebilecek bir takım olabilir miyiz bunu sosyal medyada gösterebilir miyiz hedefiyle çalışmalara devam ediyoruz. Genelde atletizm belli bir yaştan sonra keşfediliyor çünkü yaş aldıkça futbol topundan uzaklaşmaya başlıyorsunuz fiziksel gücünüz yetmiyor. Alanlar yetmiyor koşu için veya bütçeniz yetmiyor salonlara gitmek için. Koşu maddi olarak basit bir dal çok özel alanlara ihtiyacınız yok size yeter ki bir yer olsun yol olsun koşuyorsunuz doğal olarak.

İbrahim Sezen: Ben de şunları eklemek isterim. Kuruluş amacımız aslında birbirimizin motivasyonunu sağlamaktı ama şunu da gördük insanlar aramıza bir anda hızla katılmaya başlayınca çevremize de faydalı olmamız gerektiğini düşündük. Madem burada bu kadar farklı alana hakim insan var bunu değerlendirmeliyiz, koşmakla beraber insanları kaynaştırmalıyız. Koşu konusunda bazı insanlar bu işi kendi başına yapamıyor utanıyorlar çünkü, bizde de zamanında oluyordu. Beraber koştukça insanın özgüveni yerine geliyor, daha güçlü hissediliyor. Elbette bireysel koşmakta güçlü bir durum ama ekibin hissettirdiğini tek başına hissetmek biraz zor. Biri bir espri yapıyor mesela biri başlıyor gülmeye sonra espri komik olmasa da, başka biri gülen arkadaşımıza gülmeye başlıyor. Böyle bulaşıcı bir mutluluk durumu bizim aramızdaki şey. Hiç koşmayıp da şu anda bizden çok iyi koşan arkadaşlar var aramızda bu arada. Koşu önyargılı insanlara sporu kazandırmak çok güzel bir şey. İnsanlara koşuyu özendirmek bizim en büyük gayemiz. Kimseden maddi bir beklentimiz yok sadece karşılıklı pozitif enerjili iletişimi sürdürelim istiyoruz. Elimizden gelen bütün bilgi ve tecrübeleri birbirimize aktaralım istiyoruz. Bizim gerçekten güzel tecrübelerimiz oldu bu ekipten önce de ve şimdi bu tecrübeleri bizden sonrakilere de aktarmak istiyoruz. Keşke zamanında bizi de özendirselerdi bu spora, bize de yol gösterselerdi. RunForce şuan sadece Lüleburgaz’da var ama farklı şehirlerde RunForce dendi mi herkes Lüleburgaz’da olduğunu bilir. Biz aslında burayı da güzel bir şekilde spor camiasına yansıtıyoruz.

5- Lüleburgaz’la sınırlı kalmak ister misiniz?

Yüksel Sarıçam: Bu ekibin içinde sadece Lüleburgaz’da yaşayanlar yok, İzmir Manisa Kahramanmaraş Elbistan’da var. Geçen hafta Ağrı’da Ağrı dağının tepesinde 5300 metre yukarıda Samet isimli bayrağımızı açan bir arkadaşımız vardı. Hem dağcılıkla uğraşıyor hem sporla uğraşıyor, bizim ekipten biri. Dün Amerika’da Central parkta bayrağımızı formamızı giyen bir arkadaşımız vardı. Bana şunu dedi bir arkadaşım ‘’ Erinmemiş Amerika’ya gitmiş giderken de RunForce bayrağını koymuş, tişörtünü katlamış koymuş sonra onu giyip gezmiş. Amerika’ya gezmeye gitmişsin ya hiç aklına gelir mi RunForce tişörtü giyip bayrağını göstermek. Demek ki bu ekibin onun üstünde güzel bir etkisi var.

 

İbrahim Sezen: Şehir dışından ekipte olanları görünce çok şaşırıyoruz ve çok hoşumuza gidiyor. Diyoruz yani bizden bir beklentiniz olmasın biz sonuçta maddi olarak insanlara bir şey sağlayamıyoruz ve almıyoruz da. Sadece verdiğimiz mutluluk ve motivasyon. Yok dedi ben kendimi çok mutlu hissediyorum sizleri izlerken ekibinizin yanında gibi hissediyorum aileden gibi hissediyorum dedi. Memnuniyetle kabul ettik hatta forma gönderdik kendisine yakında flama da göndereceğiz. Elbistan’da 100 kilometrede yarışacak 20 yaşında öğrenci bir arkadaşımız geçen sene derece yapmış bu sene de yine yapacağım RunForce’un bayrağını kürsüde açmak istiyorum diyor. Nasip olursa Lüleburgaz’a yerleşmek istediğini söylüyor. Düşünün yani biz hiçbir şey yapmadık sadece uzaktan paylaşımlarımızı izliyor ve uzaktan da olsa iletişimdeyiz.

6-İş temposu insanları o kadar yoruyor ki, günün kalan vaktinde ya da tatil gününde ayakları uzatıp film izlemek daha tatlı geliyor. Siz bunu tercih etmiyorsunuz ama. Nasıl bu istikrarı sağlıyorsunuz?

Yüksel Sarıçam: Elbet her pazar günü yataktan kalkmak o kadar zor ki bireysel anlamda. Benim kalkıp hazırlanıp koşuya gelmem sonra duşumu almam ve daha sonrasında tamamlamam gereken işlere vakit ayırmam… Böyle düşününce gerçekten zor ama bu ekip seni yataktan kaldırıyor sonra bir araya getiriyor. Çok değil ya nereden baksan CP ile beraber 2 saat beraberiz ama zorunda kalmadıkça kimse ben sıkıldım deyip gitmiyor. Çayımız bitiyor sohbetimiz bitmiyor. Hatta dağılacağımız zaman bir sonraki günü iple çekiyoruz.

7- Hepinizin yüzü gülüyor sahiden. Koştuktan sonra nasıl buluyorsunuz bu enerjiyi?

Yüksel Sarıçam: Koşuyu herkes sadece fiziksel görüntüyü değiştirir sanıyor evet bu kısmen doğru doğru bir diyet ile ama psikolojik açıdan da çok şey sağlıyor. Koşup da mutsuz olan insan sayısı çok azdır, mutsuzken koşup mutsuz kalanda nadirdir.  Trakya’da insanlar hep alkol içerek mutlu olmaya çalışmış bu da yapışmış Trakya’nın boynuna. Alkol denince insanların aklına direkt Trakya geliyor. Bir süre sonra bunu övünme ve gurur haline getirmişler. Trakya halkı koşarak da eğlenebilir. Farklı alışkanlıklara ihtiyaç duymadan boşluklarını kesinlikle sporla değerlendirmeye çalışsınlar eminim çok daha mutlu olacaklar.

 

İbrahim Sezen: Runner’s High yani koşu sarhoşluğu diye bir şey var koştuktan sonra inanılmaz bir endorfin serotonin salgılıyorsun buradaki anormal mutluluk da zaten oradan geliyor. Bu ekip normal bir vakitte bir araya gelse bu kadar neşeli olmaz belki ama konuştuktan sonra bir araya gelmenin verdiği keyif inanılmaz. Bizim arkadaşlarımızla iletişimimiz şu şekilde genelde hani bazı arkadaşlar arar birbirlerini şu mekana gidelim burada takılalım önerilerde bulunurlar, bizde birbirimizi arayıp hadi bugün burada koşalım, şu alan nasıl sizce gibi diyaloglar. WhatsApp grubumuzda da mesajlarda dönen muhabbetler genelde bu şekilde.

8-Şuan burada susup oturan kimseyi göremedim henüz. Birbirinden farklı bu kadar insan nasıl böyle heyecanla birbirileriyle sohbet edebiliyor?

Yüksel Sarıçam: Siyasetten ve birbirimizi üzecek konulardan uzak duruyoruz. Birbirimize fayda sağlayacak güzel bilgileri paylaşma niyetindeyiz. Bunu 1 saat televizyon başında yapamazsın mesela. Burada farklı meslek gruplarından olan çok insan var ve birbirimizi gerçekten tamamlıyoruz. Network alanımızı genişletiyoruz. Arkadaşlığımız süreklilik kazanıyor. Şu zamanda yeni yeni arkadaşlıklar kurmak çok zor çünkü kimin ne olduğu gerçekten belli değil ama bu ortam oluşacak yeni arkadaşlığın süresini hızlandırıyor çünkü hepimiz aynı gaye doğrultusunda çabalıyoruz. Genel olarak çoğu kişide olan kimliğinin bilinme kaygısı burada yok. İnsanlar kendinden en ufak bir bilgiyi paylaşmaya korkarken burada herkes özellikle anlatıyor. Karşılıklı fikir alışverişleri oluyor. Çocukları olanlar çocuğu olacaklara akıl veriyor, araba almak isteyen arabası olandan teknik bilgilerini öğreniyor, sporda koşuyla kalmak istemeyenler mesleki olarak bu işi yapan üyelerimizden yeteneklerine göre neler yapabileceklerine dair bilgi alıyor.

9-Grubunuza yeni giren üyelere nasıl destek oluyorsunuz?

Yüksel Sarıçam: Bir bölümümüz var, bu bölümde koşuya ilk defa gelen arkadaşlarımız yürü koş yapıyorlar. Yani gruba ilk defa giren ve daha önceden aktif koşu yapmayan birinin bizimle beraber 10 km koşamama korkusuyla hevesinin kırılmaması için nereden başlaması gerektiğini gösteriyoruz. ‘’Böyle bir bölüm olmasaydı ben kendimi yetersiz görüp ilk günden bırakırdım ama zaman içinde hep daha fazla koşabildiğimi gördüm.’’ diyen arkadaşlarımız da oldu. Kendisi daha önceden de böyle bir şey yaşamış. Spor yapmak istediği için bir voleybol kulübüne yazılmış. Öyle bir antrenmana girmiş ki hiç voleybol bilmediği halde ‘’Rezil olduğumu hissettim.’’ diyor bir daha da derse gitmemiş. Sonra diğer sporlara da girememiş cesaret edip. Sonra bu arkadaşımız sekiz 10 km koşan gruba geçti.

10-Belediye ile ya da başka bir yerle işbirliğiniz var mı?

Yüksel Sarıçam: Lüleburgaz’da ilk işbirliğimizi Mikel kafeyle yaptık. Çarşamba akşamları yarım saatlik koşumuzun ardından Mikel kafede toplandık pek çok kez. Toplantılarımızda kahveleri işletme karşıladı. Halen devam ediyoruz bu işbirliğine. Onun dışında Redbull bizim yanımıza gelmek istedi. Redbull biliyorsunuz çok büyük bir marka. Bizim yanımıza geldi ve günü aynı sizin bizimle beraber geçirdiğiniz gibi zaman geçirdi. Sonra Suzuki bize araba gönderdi. Suzuki arabalarıyla İğneada Longoz Ormanlarına gittik ve çok güzel vakit geçirdik bu işbirliği ile. Daha sonra Lüleburgaz Belediyesi bizi keşfetmeye başladı. Biz de zaten Lüleburgaz Belediyesi ile iç içeyiz, çünkü genel itibarıyla Lüleburgaz’da yaşayan bir ekibiz. Yaptığımız ilk çalışma kent ormanında oldu. Kent ormanında çok güzel bir parkur var etrafta. Halkın görmediği parkın etrafında oluşan bir yol. Bize o yolu Koşuyolu olarak açtılar. Geçen hafta ilk koşumuzu yaptık harika bir parkur. Yaklaşık 4km civarında. 48 kişi oraya gittik koşu yaptık koşudan sonra kahvaltı yaptık. Şuan ki Lüleburgaz belediyenin düzenlemiş olduğu Avrupa Hareketlilik Haftası etkinliklerine davet edildik. Daha sonra belediye bize CP dediğimiz olayı gerçekleştirecek. Belediye ile işbirliğimiz şu anlık bu kadar ama eminim devam edecektir. Hem Lüleburgaz olarak hem Trakya olarak çok büyüyoruz. Biz de bu büyümenin rüzgârına kapıldık arkamıza aldık rüzgârı gidiyoruz. Her hafta kaptanlar olarak bir araya gelip toplanıyoruz. Yazışmalar konuşmaları saymıyorum onları çünkü zaten gün içinde çok kez yapıyoruz. Biz bu işi severek yapıyoruz gönüllülük esaslı çalışıyoruz. Kaptanların hiçbir beklentisi yok, bizi mutlu hissettirdiği için bir aradayız. Perşembe günleri toplanıp bu ekip için daha nasıl faydalı olabiliriz, üstüne ne ekleyebiliriz diye görüşmeler yapıyoruz. Yani kafamızda hep RunForce’u daha ileriye nasıl taşıyabiliriz düşüncesi var. Ekipteki profesyonel hocalarımızla irtibat halindeyiz sadece nerede koşarız diye değil sağlıklı koşu nasıl yapılır diye de konuşuyoruz. Lüleburgaz atölyeler konusunda çok şanslı. Lüleburgaz bu şansı güzel kullanıyor mu derseniz RunForce olarak biz kullanıyoruz. Halk bunları değerlendirsin. Çünkü büyük şehirlerde bunları yakalamak zor oluyor. Spor da sanat da hayatımızın bir yerinde olsun ki yanlış yerlere yönelik boşlukları doldurmaya çalışmayalım.

İbrahim Sezen: Lüleburgaz’da biz koşu kültürüne çok faydalı şeyler sağladık. Bizimle beraber bireysel koşanlar da oldu. Farklı takımlar biraz dinamiklik kazandı. Lüleburgaz’da farklı koşu takımları da var onlar tabi biraz daha profesyoneller. Başlangıç olarak bizi ya da diğer takımları da tercih edebilirler. Biz biraz daha yeni başlayan arkadaşlara destek olma derdindeyiz. Koşu kültürünü onların hayatına entegre etme derdindeyiz.

11- Ekip üyeleri neler hissediyor. Bu ekibe katılmak isteyenlere neler demek isterler?

Handan Sezen: Ben Handan Sezen. Ben de RunForce ailesine Nisan ayında katıldım. Daha önceden bir spor geçmişim yoktu. Yoğun iş hayatı, çoluk çocuk, kariyer derken hiç spora zaman ayırmıyordum. Vaktim yok sanıyordum ama aslında o kadar çok vaktim varmış ki… Daha sonra RunForce’un enerjik ortamının beni de etkilemesiyle ben de yavaş yavaş başlayabilirim dedim. Yürüyüş ve yürü koş ile başladım. Nisan ayından beri Pazar koşularına geliyorum. Sadece koşmaya değil, buradaki arkadaşlarım ile bir araya gelmek bana iyi geliyor. Normal hayatımda tanıyamayacağım çok değerli insanlarla tanıştım burada.

Onur Alan: Beden eğitimi öğretmeniyim. RunForce’u daha önceden dışarıda koşarken ve sosyal medyada gördüm. 5-6 ay önce katıldım ekibe. Spor geçmişim var. Tenis antrenörlüğü yapıyorum. En büyük etkinliklerden Belgrad koşusuna katılabildim şuana kadar ve iyi bir derece de yaptım. Sosyal etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Güzel işbirliklerimiz oldu Suzuki gibi. Test sürüşü yapma fırsatımız oldu onda mesela. Doğum günleri kutluyoruz. Sosyalleşiyoruz genel anlamda.

Onurcan Aykut Taşoğlu: Onurcan Aykut Taşoğlu ben. Lüleburgazlıyım. Neredeyse 4 ay oldu katılalı. Onun öncesinde futbol geçmişim var benim. Koşu yarışlarına da çok kez katılmışlığım oldu. Ben de diğer arkadaşlarım gibi sosyal medyadan RunForce ile tanıştım. Burada hem sporun hem arkadaşlığın faydasını çok fazla gördüm. Daha önceden spor yapan ya da yapmayan herkesi bekliyoruz buraya.

bottom of page