top of page

Kuryelikten patronluğa!

18 saat önce
5 dakikada okunur

Bir zamanlar kuryelik yaparak geçimlerini sağlayan iki arkadaş, şimdi kendi kurdukları işletmenin kapısını açtı. Bir hafta önce hizmete başlayan Neoverra’nın sahipleri Cenk Başaran ve Ramazan Özkara’nın tek dileği ise verdikleri emeğin Lüleburgaz halkından güzel dönüşler alması.

Bir zamanlar başkalarının siparişlerini yetiştirmek için sokak sokak dolaşan iki arkadaş, bugün kendi hayallerine yetişmenin mutluluğunu yaşıyor. Kimi zaman kuryelikte, kimi zaman inşaatta, kimi zaman farklı sektörlerde alın teri döktüler. Birikim yapmak için çalıştılar, yoruldular, belirsizliklerle karşılaştılar. Ama vazgeçmediler. Başkalarının kurduğu düzenin içinde çalışmak yerine kendi düzenlerini kurmaya karar veren Cenk Başaran (28) ve Ramazan Özkara (26), dört ay boyunca hiçbir gelir elde etmeden kendi işletmelerini hazırladı. Hürriyet Mahallesi Alan Sokak No:35/B adresinde bir hafta önce kapılarını açan Neoverra, iki arkadaşın yalnızca ticari bir girişimi değil, birlikte kurdukları yeni hayatın da adı oldu. Şimdi onların en büyük beklentisi, dört ay boyunca verdikleri emeğin Lüleburgaz halkından güzel dönüşler bulması.

KENDİ HAYATLARININ PATRONU OLMAK İSTEDİLER

Neoverra’nın hikâyesi, iki arkadaşın farklı işlerde çalışırken kendilerine yeni bir yol çizme kararıyla başladı. İşletme sahiplerinden Cenk Başaran’ın asıl mesleği yazılımcı. Ancak Başaran, bağlı olduğu bir işte çalışmak istemediği için önce kuryelik yaptı. Ardından kendi işini kurabilmek ve birikim oluşturabilmek amacıyla farklı sektörlerde çalıştı.

Başaran, yazılımcılıktan girişimciliğe uzanan yolculuğunu anlatırken, “Yazılımcılık yaptığım dönemde bilgisayar başında sistemler kuruyordum. Ama bir süre sonra fark ettim ki kendi hayatımda başkasının yazdığı bir senaryonun içinde ilerliyorum. Ben de kendi hikâyemi kendim yazmak istedim. Bunun için konfor alanımdan çıktım, kuryelik yaptım, farklı sektörlerde çalıştım. Bazen birikim yapmak için yoruldum, bazen ne yapacağımı düşündüğüm günler oldu. Ama aklımın bir köşesinde hep kendi işletmemi kurma fikri vardı. Ben bu kez bir bilgisayarın başında değil, kendi geleceğimin başında olmak istedim” dedi.

Ramazan Özkara da uzun yıllar kuryelik yaptı. Kendi işletmesini kurabilmek için inşaat sektöründe çalışarak birikim yaptı. İki arkadaşın yolları, ortak bir hayalde birleşti. Birinin yazılım alanındaki mesleki geçmişi, diğerinin yıllarca farklı işlerde edindiği deneyim ve ikisinin de kendi işini kurma isteği, Neoverra’nın temelini oluşturdu.

Özkara, yıllarca farklı işlerde çalıştıktan sonra kendi işletmesini kurmanın kendisi için ne ifade ettiğini şu sözlerle anlattı: “Ben uzun yıllar kuryelik yaptım. İnsanların siparişlerini yetiştirmek için yollardaydım. Sonra kendi işimizi kurabilmek için inşaat sektöründe çalıştım, birikim yapmaya uğraştım. Kolay olmadı. Bazen insan yoruluyor, bazen ‘Acaba olacak mı?’ diye düşünüyor. Ama insanın kendi hayali olunca o yorgunluk başka oluyor.”

Ancak bu karar, bir sabah uyanıp dükkân açmaktan ibaret değildi. Düzenli gelirlerinden vazgeçmeleri, birikimlerini ortaya koymaları ve henüz nasıl sonuçlanacağını bilmedikleri bir yolculuğa çıkmaları gerekiyordu. Başaran ve Özkara, bağlı oldukları işlerden ayrılarak kendi işletmelerini kurmak için harekete geçti. Bu süreçte dört ay boyunca gelir elde etmeden çalıştılar. Maddi ve manevi açıdan zorlandıkları dönemlerde ailelerinin desteğiyle ayakta kaldılar.

İki arkadaş, verdikleri kararı “Sistemin içinde olmak değil, sistemi yönetmek istedik” sözleriyle anlattı. Onlar için Neoverra, yalnızca bir dükkân açmak değil, yıllarca başkalarının kurduğu düzenlerde çalıştıktan sonra kendi hayatlarının sorumluluğunu üstlenmek anlamına geliyordu.

Bugün işletmesini yönettiği dükkânın hemen karşısındaki meslek lisesinden mezun olan Başaran, öğrencilik yıllarında yaşadığı maddi zorlukları unutmadı. O yıllarda harçlığının belli olduğunu, dışarıda yemek yiyebileceği fazla seçenek bulunmadığını anlatan Başaran, öğle yemeklerinde bisikletiyle eve gitmek zorunda kaldığını söyledi.

Yıllar sonra aynı okulun karşısında kendi işletmesini açan Başaran, geçmişte yaşadığı bu eksikliği başka öğrenciler için bir fırsata dönüştürmek istedi.

Başaran, işletmeyi kurma düşüncesini şöyle anlattı:

“Ben bugün bu işlettiğimiz dükkânın karşısında bulunan meslek lisesinde okudum, mezun oldum. Öğrenciyken aldığımız harçlık belliydi. Çok fazla yiyecek seçeneği bulamıyorduk. Dışarıda pek yiyemezdik. Öğlenleri eve gidip yiyordum bisikletimle. Bunları aşmak için öğrencilere güzel bir mekân, uygun fiyatlı hem de keyifli vakit geçirebilecekleri kutu oyunlarıyla böyle bir yer açtık.”

Bir zamanlar öğrenci olarak yaşadığı zorlukları hatırlayan Başaran, şimdi öğrencilerin okul çıkışında arkadaşlarıyla oturabileceği, bütçelerini zorlamadan yemek yiyebileceği ve kutu oyunlarıyla vakit geçirebileceği bir ortam oluşturmayı amaçlıyor. Neoverra’nın masalarında yalnızca yemeklerin değil, öğrencilik anılarının, arkadaşlıkların ve yeni tanışıklıkların da birikmesini istiyorlar.

DÖRT AY BOYUNCA HER AYRINTISIYLA KENDİLERİ UĞRAŞTILAR

İki arkadaşın hayali, hazır bir işletmeyi devralarak başlamadı. Neoverra, boş bir dükkânın kendi elleriyle baştan sona dönüştürülmesiyle ortaya çıktı. Duvarların boyanmasından tabelaya, masalardan işletmenin diğer ayrıntılarına kadar birçok işi kendileri üstlendiler. Dört ay boyunca çalıştılar, hazırlık yaptılar ve kendi imkânlarıyla işletmeyi hizmete hazır hale getirdiler.

Bu süreçte herhangi bir gelir elde edemediklerini belirten iki arkadaş, ailelerinin desteğinin kendileri için önemli olduğunu ifade etti. Ramazan Özkara, Neoverra’nın yalnızca öğrencilere hitap eden bir kafe olarak kalmayacağını belirterek şunları söyledi:

“Burası sadece öğrenci dostu bir kafe olmakla kalmayacak. Özel günler, doğum günleri, kutlamalar, altın günleri, turnuvalara ev sahipliği yapacak bir mekân. Bu mekânı sıfırdan kendimiz yaptık. Boyasından tabelasına kadar. Zor bir süreç geçirdik. Dört ay bir para gelirimiz olmadı. Ailelerimiz destek oldu.”

İki arkadaşın kendi elleriyle hazırladığı işletme, bir haftadır müşterilerini ağırlıyor. Aylar boyunca boş bir dükkânda verilen emek, artık insanların vakit geçirebileceği bir mekâna dönüştü. Onlar için tabelanın asılması, masaların yerleştirilmesi ve kapının açılması yalnızca hazırlıkların tamamlanması değildi. Aynı zamanda dört ay boyunca gelir elde etmeden sürdürdükleri mücadelenin ilk somut karşılığıydı.

NEOVERRA İSMİ DE KENDİ HİKÂYELERİNDEN DOĞDU

İki arkadaş, işletmelerine isim seçerken kendi hayatlarından ve Matrix filminden ilham aldı.

Neoverra ismindeki “Neo”yu, Matrix’teki sistemin dışına çıkmak ve kendi gerçekliğini seçmekle ilişkilendirdiklerini belirten Başaran ve Özkara, yıllarca başkalarının kurduğu düzenlerin içinde çalıştıktan sonra kendi sistemlerini oluşturmak istediklerini anlattı. İki arkadaşın isim tercihinin arkasında da yaşadıkları mücadele bulunuyor.

Neoverra’nın hikâyesini kendi sözleriyle anlatan işletme sahipleri, şu ifadeleri kullandı:

“Her şeyin kolay olduğu bir dönemde başlamadık. İkimiz de farklı işlerde çalıştık, yorulduk, maddi ve manevi olarak zorlandığımız dönemlerden geçtik. Kendi hayatımızı kurmak isterken çoğu zaman ‘olmaz’ denilen şeylerle karşılaştık. Ama birbirimize destek olarak vazgeçmedik. Elimizdeki imkânları bir araya getirip sıfırdan kendi işimizi kurmaya karar verdik.

NEOVERRA ismini seçerken de bu hikâyeden ilham aldık. ‘Neo’, Matrix’teki sistemin dışına çıkmayı ve kendi gerçekliğini seçmeyi temsil ediyor. Biz de yıllarca başkalarının kurduğu sistemlerin içinde çalıştıktan sonra kendi sistemimizi kurmak istedik. Boş bir dükkândan bugün gördüğünüz NEOVERRA’ya geldik. Her duvarında, her masasında ve her detayında verdiğimiz emeğin izi var. NEOVERRA bizim için sadece bir kafe değil; zor günlerden birlikte çıkıp kendi gerçekliğimizi kurmaya başladığımız yeni hayatın ilk adımı.”

Bir haftadır hizmet veren Neoverra’da iki arkadaşın hedefi, yalnızca yemek ve içecek sunmak değil. Öğrencilerin uygun fiyatlarla yemek yiyebileceği, arkadaş gruplarının buluşabileceği, kutu oyunları oynayabileceği ve özel günlerin kutlanabileceği bir mekân oluşturmak istiyorlar.

Doğum günlerinden altın günlerine, turnuvalardan çeşitli kutlamalara kadar farklı organizasyonlara ev sahipliği yapmayı planlayan Başaran ve Özkara, işletmelerinin Lüleburgaz’da insanların severek tercih ettiği bir buluşma noktasına dönüşmesini amaçlıyor.

Özkara, işletmelerine gelen insanların güzel anılar biriktirmesinin kendileri için taşıdığı anlamı ise şu sözlerle dile getirdi:

“Belki bizim için en büyük kazanç, bir gün buraya gelen birinin arkadaşına ‘Hadi yine Neoverra’ya gidelim’ demesi olacak. Biz bu işe bütün emeğimizi ve umudumuzu koyduk. Şimdi tek istediğimiz, Lüleburgaz halkının da bu hayalimize ortak olması ve çabalarımızın karşılığını güzel dönüşlerle alabilmek.”

Bir zamanlar başkalarının siparişlerini taşıyan iki arkadaş, bugün kendi hayallerini taşıyor. Cenk Başaran ve Ramazan Özkara’nın tek dileği ise dört ay boyunca verdikleri emeğin, döktükleri alın terinin ve birlikte kurdukları hayalin Lüleburgaz halkından güzel dönüşler bulması.

bottom of page