top of page

Kitapla geçen ömür!

“Lüleburgaz’ın kitapla büyüyen ailesi”

Lüleburgaz’da 25 yıldır Göktaş Kitap’ı işleten Tansu Göktaş, kitapçılığı yalnızca ticaret değil kültürel bir emek olarak görüyor. Çocuk yaşta kitapla tanışan Göktaş, “Okumayan kitapçı, kitapçı değildir” diyerek kitap tamirciliğinden tavandaki şiirlere uzanan anlayışıyla kentin kültür hayatına katkı sunuyor.

Lüleburgaz’da 40 yılı aşkın süredir kitapla iç içe bir yaşam süren Tansu Göktaş, 25 yıldır Göktaş Kitap’ı işletiyor.

50 yaşındaki Göktaş, Lüleburgaz Lisesi mezunu olduğunu ve aslen Lüleburgazlı olduğunu belirterek, kitapçılığı yalnızca ticari bir faaliyet olarak değil, aynı zamanda kültürel bir emek alanı olarak gördüğünü ifade etti.

Kitapla tanışmasının çocukluk yıllarına dayandığını anlatan Göktaş, 10 yaşındayken amcasının yanında çalışmaya başladığını belirtti.

O yıllarda İstanbul Cağaloğlu yokuşuna amcasıyla birlikte gidip geldiğini söyleyen Göktaş, bu süreçte Lüleburgaz’a getirilen kitapların taşınmasında görev aldığını ve harçlığını bu şekilde çıkardığını ifade etti. O günleri anlatırken, çalışmanın kendisi için bir zorunluluktan çok alışkanlık haline geldiğini vurgulayan Göktaş, “Amcam İstanbul’dan Lüleburgaz’a kitap getiriyordu. Ben de 10 yaşındaydım, onunla beraber gidip geliyordum. Harçlığımı çıkarıyordum. Oturmayı sevmem; çocukluğumdan beri ayakta durarak, koşturarak çalıştım. Hala da öyleyim” dedi.

Gençlik yıllarında kameramanlık da yaptığını ifade eden Göktaş, 14–15 yaşlarında çekim yapmayı Yılmaz isimli ustasının yanında öğrendiğini söyledi. Uzun süre geceleri kameramanlık yaptığını aktaran Göktaş, askerlik görevine gidene kadar bu mesleği sürdürdüğünü belirtti. Bu dönemde edindiği çalışma temposunun ve disiplinin, ilerleyen yıllarda kitapçılıktaki düzen anlayışına doğrudan yansıdığını ifade etti.

Askerlik görevini arşivci olarak yapan Göktaş, bu dönemin hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirterek, “Askerde arşivciydim. 66 bin 606 dosya yeniledim. Bir milyonu aşkın evrak elimden geçti. Kağıdı ve harfleri seviyorum” dedi. Kağıtla kurduğu bu bağın kitapçılığa olan ilgisini daha da derinleştirdiğini söyledi.

Askerlik sonrasında kameramanlığı bırakarak tamamen kitapçılığa yöneldiğini anlatan Göktaş, bu kararın mesleğine duyduğu aşkla şekillendiğini ifade etti.

“KİTAP TAMİRCİLİĞİ YAPMAKTAN ÖZEL BİR KEYİF ALIYORUM”

Kitap tamirciliği yapmaktan özel bir keyif aldığını belirten Göktaş, yıpranmış, sayfaları dağılmış ya da kapağı zarar görmüş kitapların kendisi için yalnızca birer nesne olmadığını vurguladı.

Yılların izini taşıyan kitapları onarmanın, geçmişle kurulan sessiz bir bağ olduğunu belirten Göktaş, raflara geri dönen her kitabı yeniden hayata kazandırılmış gibi gördüğünü dile getirdi.

Kitapçılığın yalnızca satıştan ibaret olmaması gerektiğini da vurgulayan Göktaş, bu konudaki düşüncesini, “Kitapçılar sadece satış yapmamalı, okumalı da. Okumayan kitapçı, kitapçı değildir” sözleriyle dile getirdi. Yıllardır okurla kitap arasında bir köprü kurmaya çalıştığını belirten Göktaş, kitapçıların bulundukları kentlerin kültür hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Lüleburgaz’da kitap kültürünün yıllar içindeki değişimine tanıklık ettiğini dile getiren Göktaş, okuma alışkanlıklarının değiştiğini ancak kitabın değerini hiçbir zaman yitirmediğini söyledi. İstasyon Caddesi’nde bulunan diğer kitapçının ise ağabeyi tarafından uzun yıllardır işletildiğini belirten Göktaş, aile olarak kitapla iç içe bir yaşam sürdürdüklerini aktardı.

Göktaş Kitap’ta dikkat çeken detaylardan biri olan tavandaki şiirlerin de bilinçli bir tercih olduğunu ifade eden Göktaş, bu uygulamanın arkasındaki düşünceyi şu sözlerle anlattı: “İnsanlar çoğu zaman göz hizasına bakıyor. Göğe bakmayı unutuyor, dibinde açan çiçekleri de fark etmiyor. Tavandaki şiirler, biraz durup başı yukarı kaldırmak için.” Bu uygulamayla kitapçıya girenlerin yalnızca raflara değil, mekanın ruhuna da temas etmesini amaçladığını söyledi.

Yaşam mottosunun Yaşar Kemal’e ait “İnsan evrende yüreği kadar yer kaplar” sözü olduğunu dile getiren Göktaş, bu anlayışla hem mesleğini hem de hayatını sürdürdüğünü belirtti. Göktaş, kitapçılığın sabır, emek ve süreklilik isteyen bir alan olduğunu vurgulayarak, görünmeyen ayrıntıların ve sessiz emeğin kültür hayatının temelini oluşturduğunu ifade etti.

bottom of page