Kanser hamileyken yakaladı!
- Özlem KARAKOYUN

- 2 saat önce
- 4 dakikada okunur
“Bir annenin kanserle sınavı”
“Bu hastalık bana insanları tanıttı”
4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde, kanser teşhisini hamileliğinin 7. ayında öğrenen Lüleburgazlı Efsane Şengün, 3,5 yıldır süren mücadelesini gazetemize anlattı. Kanserin yalnızca bir hastalık değil, aynı zamanda sabır, dayanışma ve görünmeyen maddi zorluklar olduğunu söyleyen Şengün, tüm yaşadığı süreci ve hayata tutunma çabalarını aktardı.





Lüleburgaz’da yaşayan, evli ve bir çocuk annesi Efsane Şengün, 2022 yılının Eylül ayında, hamileliğinin yedinci ayında BRCA1 pozitif meme kanseri olduğunu öğrendi.
Aldığı bu teşhis, onun için yalnızca bir hastalık süreci değil; hayatı, insanları ve kendisini yeniden keşfettiği uzun ve zorlu bir yolculuğun başlangıcı oldu.
Efsane Şengün, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla yaşadıklarını ve kanserle mücadelesinin bilinmeyen yönlerini gazetemize anlattı.
Şengün’ün sözleri, kanserle mücadelenin yalnızca tıbbi değil; aynı zamanda psikolojik, sosyal ve ekonomik boyutlarıyla da ele alınması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Şengün, teşhisin gecikmesine neden olan süreci şu sözlerle anlattı:
“Daha öncesinde bir şeylerin yolunda olmadığını hissetmiştik ama doktor yanılması yüzünden süreç uzadı. İçime sinmedi ve doktorumu değiştirdim. Yeni doktorum beni muayene eder etmez durumu fark etti. Hiç vakit kaybetmeden hastaneye yatış verdi. O an aslında bir şeylerin çok ciddi olduğunu anladım ama hamileydim ve tek düşündüğüm bebeğimdi.”
Bebeği için akciğer geliştirici iğne yapıldığını belirten Şengün, biyopsi sürecini ise şöyle aktardı:
“Üç gün sonra biyopsi alındı. Sonucu aslında doktorum bekliyordu, ben de hissediyordum ama insan yine de umut ediyor. Sonuç geldiğinde ertesi gün beni doğuma aldılar. Daha bebeğimi kucağıma alır almaz Edirne’ye, onkolojiye sevk edildim.”
“DOKTOR ‘KANSERSİN’ DEDİ BEN ‘AMA BEBEĞİM VAR’ DEDİM”
Onkoloji servisinde yaşadığı ilk anı unutamadığını söyleyen Şengün, teşhisin yüzüne söyleniş biçiminin kendisini derinden etkilediğini ifade etti:
“Doktor yüzüme bakıp ‘kansersin’ dedi. Ben sadece ‘ama benim bebeğim var’ diyebildim. O an ağlayamadım bile. İnsan bazen o kadar büyük bir şey duyuyor ki tepki veremiyor. İçimden sadece ‘ben şimdi ne yapacağım’ diye geçiyordu.”
3,5 YILDIR SÜREN METASTAZLARLA MÜCADELE
Yaklaşık 3,5 yıldır metastazlarla birlikte tedavi gördüğünü belirten Şengün, sürecin fiziksel olduğu kadar psikolojik olarak da çok yıpratıcı olduğunu belirtirken, “İlaçlar insanı çok yoruyor. En zor tarafı anne olarak çocuğuna yetemediğini hissetmek. Gün geliyor, kucağıma almak istiyorum ama gücüm olmuyor. Bu insanın içini parçalıyor.” diye konuştu.
“HAYATA TUTUNMAK İÇİN KAFE AÇTI”
Bir dönem hayata tutunmak için Lüleburgaz’da Efsane Cafe adlı bir işletme açtığını anlatan Şengün, “Kendimi oyalamak, ayakta kalmak için cafe açtım. Bir süre iyi geldi, sosyalleştim. Ama akciğer metastazını duyunca devretmek zorunda kaldım. İnsan bazen vazgeçmek zorunda kalıyor ama bu bir yenilgi değil” dedi.
MADDİ ZORLUKLAR VE GÖRÜNMEYEN MÜCADELE
Kanserle mücadelenin yalnızca sağlıkla sınırlı olmadığını vurgulayan Efsane Şengün, yaşadıkları maddi zorlukları anlattı: “İnsan kanser olunca herkes ilk olarak hastalığı soruyor ama kimse işin maddi tarafını pek konuşmuyor. Oysa en az tedavi kadar ağır bir yük bu. Evin tek geliri eşimin maaşıydı. O maaşla hem ev geçindirmeye çalıştık hem de sürekli hastane yollarına düştük. Yol parası, yemek, tetkikler, ilaçlar… Hepsi üst üste geliyor.”
Bazı ilaçların ücretli olmasının aile bütçesini ciddi şekilde zorladığını belirten Şengün, yaşadığı çaresizliği şu sözlerle ifade etti: “Bazen ilacım var ama parası yok. İnsanın kendisi için değil de çocuğu için düşünmesi çok daha ağır. Bebeğimin mamasını düşünmek zorunda kaldığım günler oldu. Gururunu düşünmek değil, sadece anne olarak ayakta kalmaya çalışıyorsun.”
Bu süreçte dayanışmanın önemine de dikkat çeken Şengün, eş-dost desteğinin kendileri için hayati olduğunu anlatırken, “Eş dost yardım etti, sağ olsunlar. Ama kimseye muhtaç kalmak insanın içini acıtıyor. Kimse bu duruma düşmek istemez. Kanser insanı hem bedenen hem ruhen hem de maddi olarak tüketiyor. Bazen tedaviden çok, ‘yarın ne yapacağız’ kaygısı yoruyor insanı.” İfadelerini kullandı.
Maddi zorlukların psikolojik yükü daha da artırdığını vurgulayan Şengün, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu hastalıkta moral çok önemli diyoruz ama moralli kalmak için de belli imkânlara ihtiyaç var. Herkes her şeyi karşılayamıyor. O yüzden kanserle mücadelede maddi destek en az ilaç kadar gerekli.”
TOPLUMDAN UZAK AMA HAYATTAN KOPMADAN
Enfeksiyon riskine karşı uzun süre kendini kısıtladığını söyleyen Şengün, buna rağmen hayata tutunmaya çalıştığını ifade ederek “Toplum içine girmedim, hasta kimseyle görüşmedim. Biraz eve kapandım ama tamamen de vazgeçmedim. Açık hava konserlerine gittim, gezdim, eğlendim. Çünkü insanın yaşadığını hissetmeye ihtiyacı var.” dedi.
“SAÇLARIMIZ GİDİNCE BAKIŞLAR DEĞİŞİYOR”
Toplumun kanser hastalarına yaklaşımının kendisini en çok yaralayan konulardan biri olduğunu dile getiren Şengün, şunları söyledi: “Saçlarımız gidince insanların bakışı değişiyor. O tuhaf, acıyan ya da meraklı bakışlar… İnsan ister istemez peruk takıyor çünkü rahat edemiyorsun.”
Yakın bir arkadaşının hastalığını öğrendikten sonra kendisinden uzaklaşmasının hâlâ canını yaktığını belirten Şengün, yaşadığı kırgınlığı şu sözlerle anlattı: “Her gün görüştüğüm bir arkadaşım vardı. Hastalığım ortaya çıkınca bir anda kendini çekti. En sonunda ‘korkma, bulaşıcı değil hastalığım’ diye mesaj attım. O mesajı atmak zorunda kalmak çok ağırdı. Ama bu hastalık bana insanları tanıttı.”
YENİ TEŞHİS ALANLARA MESAJI
Efsane Şengün, sözlerini yeni kanser teşhisi konmuş kişilere hitap ederek tamamladı:
“Bu haberi yeni alanlara şunu söylemek istiyorum: Korkacaksınız, ağlayacaksınız, bazen ‘ben bunu kaldıramam’ diyeceksiniz. Hepsi çok normal. Ama yalnız değilsiniz. Kendinizi suçlamayın, güçlü olmak zorunda da değilsiniz. Stresten mümkün olduğunca uzak durun, kendinizi eve kapatmayın. Gezebildiğiniz kadar gezin, gülebildiğiniz kadar gülün. Moral ve mutluluk tedavinin çok büyük bir parçası. Ve şunu bilin; bu yol zor ama insan bu yolda kendini, hayatı ve gerçek dostları tanıyor.”


