top of page

İçimizdeki Sesler: Şemalarımız Bize Nasıl Konuşur?

Klinik Psikolog Banu Dolaştır yazdı...

Merhaba değerli okurlar,

Geçtiğimiz yazılarda şemalarımızı ve bunların ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini konuştuk. Bu hafta ise belki de en önemli soruya geleceğiz: Peki biz kendimize nasıl konuşuyoruz? Çünkü hayatımızdaki en uzun ilişki, kendimizle kurduğumuz ilişkidir. Ve bu ilişkide şemalarımız, içimizdeki o farklı seslerin yazarı olur.

İçimizdeki Eleştirel Ses

Bir an durup dinleyin: Bir hata yaptığınızda kendinize ne söylüyorsunuz?

"Yine mi beceremedin? Sen gerçekten yeteneksizsin!" mi diyorsunuz, yoksa "Tamam, bu sefer olmadı ama öğrendim, bir dahakine daha iyi yaparım" mı?

İşte bu iç sesiniz, aslında şemalarınızın dilidir. Kusurluluk şeması olan biri kendine acımasızca konuşur: "Aptal! Hata yapmana asla izin veremem! Sen zaten hiçbir şeyi doğru yapmazsın!" Sanki içinde sürekli ona bağıran, onu yargılayan bir hakim varmış gibi. Bu ses o kadar tanıdıktır ki, çoğu zaman fark bile edilmez. Ama her gün, her saat, o ses orada durur ve kişinin kendine olan güvenini aşındırır.

İçimizdeki Korkmuş Çocuk

Ama aynı kişinin içinde başka bir ses daha vardır. Terk edilme şeması olan birinin içindeki o küçük, korkmuş çocuğun sesi: "Lütfen beni bırakma. Sensiz yapamam. Ne yapmamı istersen yapacağım, sadece yanımda kal." der.

Bu ses, aslında beş-altı yaşındaki o küçük benliğimizin sesidir. O zamandan beri değişmeyen, büyümeyen, hâlâ aynı korkulara sahip olan ses. Bir yetişkin olarak nasıl davranmamız gerektiğini bilsek de, o ses öyle güçlüdür ki, bazen kontrolü ele alır ve bizi çocukken yaptığımız gibi davranmaya iter.

Duygusal yoksunluk şemasında bu ses biraz daha farklıdır: "Nasılsa kimse anlamaz. Nasılsa kimse gerçekten orada olmaz. Kendim halletmeliyim." Bu ses o kadar erken öğrenilmiştir ki, kişi "İhtiyacım var" cümlesini kurmayı bile unutmuştur.

Fedakârlık şemasında ise içimizdeki ses şöyle der: "Hayır diyemezsin! Kötü bir insan olursun! Herkesin ihtiyacı senden önemli!" Bu ses, kendini hep ikinci plana atan, başkalarını mutlu etmek için var olan o benliğin sesidir.

Sesler Arasındaki Savaş

İşin ilginç yanı şu: Bu sesler genellikle birbirleriyle savaş halindedir.

İçinizdeki eleştiren ses der ki: "Daha çok çalışmalısın, daha iyi olmalısın!" İçinizdeki korkmuş çocuk ise cevap verir: "Ama yoruldum, yeterince çalıştım, artık biraz sevgi istiyorum." Eleştiren ses hemen cevaplar: "Sevgiyi hak etmek için önce mükemmel olmalısın!"

Bu iç sesler sadece düşüncede kalmaz; bedenimize de yansır. Kendine sürekli "Sen yetersizsin" diyen birinin, zamanla omuzları çöker, göğüs kafesi daralır. "Ben güvende değilim" diyen iç ses, bedende sürekli bir gerginlik, bir alarm durumu yaratır. Çene kasılır, boyun sertleşir, mideye kramp girer.

Seslerin Kökeni: Geçmişten Gelen Yankılar

Bu sesler aslında tamamen bizim değildir. Bunlar, çocukluğumuzda duyduğumuz seslerin içimizde yankılanan versiyonlarıdır.

"Sen hiçbir şeyi doğru yapmazsın!" diyen içimizdeki ses, belki de sürekli eleştiren bir ebeveynin sesinin yankısıdır. "Kimseye güvenme, herkes seni yarı yolda bırakır" diyen ses, belki terk edilme yaşamış o çocuğun kendi kendine söylediği koruyucu bir mantradır.

Ve şimdi yetişkin olarak, bu sesleri kendi sesimiz sanırız. Onların aslında geçmişten gelen, bize ait olmayan sesler olduğunu fark etmeyiz. Öyle içselleştirilmiştir ki, sanki bizim kendi düşüncemizmiş gibi gelir.

Kendimize Şefkatle Konuşmayı Öğrenmek

Peki, bu sesleri değiştirebilir miyiz? Evet, ama bu kolay bir iş değildir. Önce o sesleri duymayı, fark etmeyi öğrenmek gerekir. "Ben kendime nasıl konuşuyorum?" sorusunu sormak gerekir. Sonra, "Bu ses gerçekten benim mi, yoksa geçmişimden gelen bir yankı mı?" diye ayırt etmek gerekir.

Ve en zor kısmı: O eski, acımasız seslere karşı yeni, şefkatli bir ses geliştirmek gerekir. Şema Terapide yaptığımız şey tam olarak budur: O eski sesleri duymak, onların nereden geldiğini anlamak ve yerine daha sağlıklı, daha gerçekçi, daha şefkatli sesler inşa etmek.

Son Söz: Seslerinizi Dinleyin

Bu hafta sizden bir ricam var: Kendinize nasıl konuştuğunuzu dinleyin. Bir hata yaptığınızda, bir zorlukla karşılaştığınızda, içinizdeki o sesler ne diyor? Onlar sizi destekliyor mu, yoksa yıkıyor mu?

Eğer içinizdeki sesler sizi sürekli eleştiriyor, küçük düşürüyor veya korkutuyorsa, bu sesleri değiştirmenin tam zamanıdır. Çünkü kendinize nasıl konuştuğunuz, hayatınızın kalitesini belirler. Unutmayın: Kendinize şefkatle konuşmayı öğrenin. Bunu hak ediyorsunuz.

Haftaya görüşmek dileğiyle, özellikle içinizdeki sese kulak verin.

Not: Bu yazıda bahsedilen iç sesler ve örnekler, şema terapi pratiğinin genel gözlemlerinden yola çıkılarak oluşturulmuştur.


bottom of page