top of page

Hastalığa karşı umutla açılan dükkân!

Hayatının en zor döneminde pes etmek yerine hayallerine tutunmayı seçen Çiğdem Uzun, verdiği yaşam mücadelesini üretim ve emeğe dönüştürdü.

Kanserle mücadelesi sürerken Lüleburgaz’da açtığı mağazayla hem hayata bağlanan hem de başka kadınlara umut olan Uzun’un hikâyesi, hastalıkla mücadelenin yalnızca tedaviyle değil inanç, dayanışma ve kararlılıkla da kazanılabildiğini gözler önüne seriyor.

1978 yılında Tokat’ta doğan Çiğdem Uzun, 2013 yılında iş hayatı nedeniyle Lüleburgaz’a geldiğini söyledi. 2015 yılında evlenerek Çorlu’ya yerleştiğini ifade eden Uzun, hayatının en büyük sınavıyla hamilelik sürecinde karşılaştığını belirtti. Bir sabah göğsünde fark ettiği kitleyle birlikte hayatının seyrinin değiştiğini söyleyen Uzun, doğumun ardından yapılan kontrollerde kitlenin kötü huylu olduğunun ortaya çıktığını dile getirdi.

2017 yılında ameliyatla alınan kitlenin ardından uzun ve yıpratıcı bir tedavi sürecinin başladığını anlatan Uzun, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“İnsan böyle bir haber aldığında sanki zaman duruyor. Ama ben durmak istemedim. Kendime ‘ayağa kalkmalıyım’ dedim,” dedi.

Çanakkale Güzel Sanatlar Lisesi mezunu olduğunu hatırlatan Uzun, sanatla iç içe bir eğitim aldığını, bu nedenle üretmenin kendisi için her zaman iyileştirici olduğunu söyledi. Küçüklüğünden beri bir mağaza açma hayali kurduğunu belirten Uzun, “Hayalim hep bir mağaza açmaktı. Hastalık bu hayali benden alamazdı,” diye konuştu.

Ameliyatının henüz üçüncü gününde, hastane yatağında yatarken Lüleburgaz’daki mağaza için gerekli imzayı attığını söyleyen Uzun, o anı hayatındaki dönüm noktalarından biri olarak anlattı.

“Herkes ‘biraz bekle’ dedi ama ben beklersem hayattan kopacağımı hissettim. O imza benim hayata attığım imzaydı. O imzayla bugün hala Lüleburgaz’dayım.” dedi.

2018 yılının Nisan ayında mağazasını açtığında tedavi sürecinin devam ettiğini dile getiren Uzun, o günleri unutamadığını söyledi.

“Burası açıldığında saçlarım bile yoktu. Aynaya baktığımda kendime ‘devam edeceksin’ dedim,” ifadelerini kullandı.

Sağ kolunda yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle fiziksel olarak daha hafif, ancak ruhen kendisini besleyen bir iş yapmak istediğini belirten Uzun, bu nedenle takı ve doğal taş tasarımına yöneldiğini söyledi.

Kişiye özel bileklik ve kolyeler, kehribar takılar, çini ve ebru çalışmaları, alçı kalıp işleriyle mağazanın zamanla kendine özgü bir kimlik kazandığını ifade etti. Moda anlayışını ve takı trendlerini yakından takip ettiğini de sözlerine ekledi.

Kemoterapi süreci devam ederken KOSGEB’den kadın girişimci belgesi aldığını belirten Uzun, tedavi ve iş hayatını birlikte yürüttüğünü anlattı.

Uzun, “Tedaviye gidiyordum, çıkıp dükkâna geliyordum. Bazen çok yoruluyordum ama kapıyı açtığımda kendimi hayata bağlı hissediyordum. Çocuğumu uyutup müşterilerimle ilgileniyordum.” dedi.

 

Mağazayı açtığında çocuğunun henüz 1,5 yaşında olduğunu dile getiren Uzun, bu sürecin annelikle birlikte daha da zorlaştığını ancak vazgeçmediğini ifade etti.

Eşinin fabrikada çalışarak kendisine büyük destek verdiğini ifade eden Uzun, “Fabrikadan çıkıp yanıma gelirdi. Bu destek benim için çok kıymetliydi,” diye konuştu.

Burgaz Sokağı’ndaki kadın esnafın da kendisine moral verdiğini destek olduğunu anlatan Uzun, bu dayanışmanın iyileşme sürecinde önemli bir yer tuttuğunu vurguladı.

“O sokakta yalnız olmadığımı hissettim,” diye konuştu.

Tedavi sürecinde kullandığı bazı doğal taşların kendisine iyi geldiğini fark ettiğini söyleyen Uzun, kristal kuvars, selenit ve dumanlı kuvars gibi taşlarla bu dönemde tanıştığını ifade etti. Daha sonra doğal taşlar üzerine eğitim aldığını belirten Uzun, “Hangi taş neye iyi gelir öğrendim. Bu bilgileri benim gibi hastalara aktarabilmek istedim,” ifadesini kullandı.

Bu süreçte yaşadıklarının başkalarına da umut olduğunu dile getiren Uzun, “Tedavi sürecinde çalıştığımı gören, benim gibi hastalar benden cesaret alarak hayata tutundu. Bunun birilerine iyi geldiğini bilmek bana güç verdi.” ifadelerini kullandı.

Sekiz yıldır mağazasına müşteri olarak gelen birçok kişiyle zamanla dostluk ve aile bağı kurduklarını anlatan Çiğdem Uzun, bugün geldiği noktayı yalnızca ticari bir başarı olarak görmediğini söyledi.

“BURASI BENİM İÇİN BİR DÜKKÂN DEĞİL, HAYATA TUTUNDUĞUM YER”

Çiğdem Uzun’un hikâyesi, hastalıkla mücadelenin yalnızca bir tedavi süreci olmadığını; inanç, emek ve dayanışmayla yeniden ayağa kalkmanın mümkün olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Görüşmeyi şu sözlerle noktalayan Çiğdem Uzun, yaşadıklarının kendisine öğrettiklerini şöyle anlattı:

“İnsan bazen çok karanlık bir yerden geçiyor. Ama orada bile tutunacak bir şey mutlaka var. Ben hayallerime tutundum. Bugün buradaysam, bu sadece benim gücüm değil; vazgeçmeyen herkesin hikâyesi. Yaşayan, nefes alan herkes için umut hep var” dedi.

Uzun’un mağazası 39 Burda’da yer alan Burgaz Sokağı’nda bulunuyor.

bottom of page