top of page

Genç avukattan altın dokunuş!

Lüleburgaz'da geçtiğimiz günlerde hizmet vermeye başlayan Habiboğlu Kuyumculuk, yaklaşık 60 yılı aşan aile ticaret geleneğini modern mağazacılık anlayışı ve dijital altyapıyla buluşturarak sektöre iddialı bir giriş yaptı. İşletmenin ortaklarından 26 yaşındaki Avukat İbrahim Halil Gül, ailelerinin 1964 yılında başlayan ticaret yolculuğunu dördüncü kuşak temsilcisi olarak sürdürmenin gururunu yaşadığını belirterek, "Bizim için kuyumculuk sadece altın satmak değil, güven satmaktır. Geçmişten aldığımız güveni geleceğe taşımaya devam edeceğiz." dedi.

Henüz 26 yaşında olmasına rağmen hem hukuk hem de ticaret alanında önemli bir deneyim kazanan İbrahim Halil Gül, Lüleburgaz doğumlu olduğunu, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra avukatlık stajını tamamladığını söyledi. Hukuk eğitiminin kendisine kazandırdığı kurumsal bakış açısını aile ticaretine taşıdığını ifade eden Gül, çocukluğundan bu yana ticaret kültürünün içinde yetiştiğini anlattı.

Yaklaşık 60 yıllık aile geleneği

Habiboğlu isminin bugünlere uzun yıllara dayanan bir emek ve güven anlayışıyla ulaştığını belirten Gül, aile hikâyelerini şu sözlerle anlattı:

"Bizim hikâyemiz 1964 yılında dedemizin emek, dürüstlük ve alın teriyle attığı ilk adımla başladı. O yıllarda dedemizin mesleği pastanecilikti. O günlerde mayalanan güven, yıllar içinde yalnızca bir işletmenin değil, ailemizin en büyük sermayesi haline geldi. Kaliteli hizmet anlayışı, samimiyet ve insan odaklı yaklaşımımız bugün de değişmeden devam ediyor."

Dördüncü nesil olarak bu kültürle büyüdüğünü söyleyen Gül, "Dedemizin babası da ticaret yapıyordu. Biz dördüncü kuşağız. Ticaret bizim için sonradan seçilmiş bir meslek değil, aile kültürünün bir parçası. Bugün yapmamız gereken, bize emanet edilen bu mirası daha ileri taşımaktır." ifadelerini kullandı.

Farklı sektörlerde yatırımlarını sürdürüyorlar

Ailenin yalnızca kuyumculuk alanında faaliyet göstermediğini belirten Gül, uzun yıllardır farklı sektörlerde de yatırımlar yaptıklarını söyledi.

Yaklaşık üç buçuk yıldır restoran işletmeciliği yaptıklarını ifade eden Gül, bunun yanında inşaat sektöründe faaliyetlerini sürdürdüklerini, eğitim alanında ise Akım Koleji ortaklıklarının bulunduğunu belirterek, kuyumculuğun aile şirketlerinin faaliyet gösterdiği yeni sektör olduğunu dile getirdi.

"Her sektörde olduğu gibi bu sektörde de temel prensibimiz güven, hizmet kalitesi ve müşteri memnuniyetidir. İnsanlar önce güven satın alır. Bir ürünün değeri değişebilir ama güvenin değeri hiçbir zaman değişmez."

Hukuktan kuyumculuğa uzanan yolculuk

Avukatlık mesleğini icra etmek üzere hukuk eğitimini tamamladıktan sonra kuyumculuk sektörüne bilinçli bir hazırlık süreciyle girdiğini anlatan Halil İbrahim Gül, Kapalıçarşı'da geçirdiği dönemin kendisi için adeta ikinci bir okul olduğunu söyledi.

"Hukuktan mezun olduktan sonra stajımı yaptım. O süreçte sürekli Kapalıçarşı'ya gidiyordum. Kapalıçarşı'nın nabzını tuttum. Sektörün önde gelen isimlerinden kuyumculuk eğitimi aldım. Pırlanta konusunda uzmanlaşmak için eğitimler gördüm. Sayın Atilla Karat'ın bilgi ve tecrübelerinden faydalandım. Bu süreçte kurduğum güçlü network sayesinde sektörü tüm yönleriyle öğrenme fırsatı buldum."

Kapalıçarşı'nın yalnızca ticaret yapılan bir yer olmadığını belirten Gül, "Orası aynı zamanda ticaret ahlakının, usta-çırak ilişkisinin ve meslek kültürünün yaşadığı bir okul. Ben de oradan aldığım kültürü Lüleburgaz'a taşımak istedim." diye konuştu.

Hukuk eğitiminin ticaret hayatında büyük avantaj sağladığını söyleyen Gül, iki mesleğin ortak noktasının güven olduğunu vurguladı.

"Avukatlık bana adalet, dürüstlük, sorumluluk ve vicdanla hareket etmeyi öğretti. Müvekkillerime karşı gösterdiğim hassasiyet, bugün müşterilerime karşı yaklaşımımın da temelini oluşturuyor. Hukuk ve ticaret aslında iç içe. Her ikisinin de temelinde güven, etik değerler ve verilen sözün arkasında durmak var."

Habiboğlu Kuyumculuk'un klasik kuyumculuk anlayışının ötesinde bir mağaza konseptiyle hizmet verdiğini belirten Halil İbrahim Gül, amaçlarının İstanbul'daki lüks mücevher mağazalarında sunulan hizmet standartlarını Lüleburgaz'a taşımak olduğunu söyledi.

"Eğitim hayatının kazandırdığı vizyonu, kurumsallığı ve analitik bakış açısını Kapalıçarşı'nın ticaret kültürüyle birleştirdik. Model mağaza konsepti oluşturduk. Müşterilerimizin sadece alışveriş yaptığı değil, güven duyduğu ve kendisini özel hissettiği bir ortam hazırladık."

Lüleburgaz'da bir ilk: Barkod sistemi

Habiboğlu Kuyumculuk'u diğer işletmelerden ayıran en önemli özelliklerden biri ise tamamen dijital altyapıya sahip barkod sistemi oldu.

İşletmelerinin Lüleburgaz'da barkod sistemine geçen ilk kuyumcu olduğunu belirten Gül, sistemin müşteriye sağladığı avantajları şöyle anlattı:

"Müşterimiz hangi ürünü aldıysa gramına kadar her şeyi görüyor. Satın aldığı ürünün adeta bir kimliği oluşuyor. Gramajı, taş ağırlığı, işçiliği ve tüm teknik detayları sistemde kayıtlı oluyor. Ayrıca ürünü müşterimizin önünde terazide tartıyoruz. Böylece hiçbir soru işareti kalmıyor."

Barkod sisteminin yalnızca teknolojik bir yatırım olmadığını söyleyen Gül, bunun aynı zamanda kurumsallaşmanın önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti.

"Mücevherat ve kuyumculuk sektörü doğrudan güven esasına dayanır. Barkod sistemine geçmemiz, ticaretimizdeki şeffaflığı en üst seviyeye çıkardı. Müşterimiz ucu açık hesaplamalarla karşılaşmıyor. Her şey sistem üzerinde açık ve net."

Bu sistemin işletme yönetimine de büyük katkı sağladığını dile getiren Gül, "Ticari operasyonlarımız çok daha hızlı ilerliyor. Hangi ürünün ne kadar talep gördüğünü, stok durumumuzu ve envanterimizi tek tuşla görebiliyoruz. Böylece hem müşterimize daha hızlı hizmet sunuyor hem de hata payını en aza indiriyoruz." dedi.

Dijital dönüşümün öncüsü olmayı hedefliyor

Kapalıçarşı'da edindiği tecrübeyi teknolojik altyapıyla birleştirdiklerini ifade eden Gül, yerel kuyumculuk anlayışını yeni bir noktaya taşımayı amaçladıklarını söyledi.

"Kapalıçarşı'da işin merkezinde olmak bana küresel standartları görme fırsatı sundu. Bu vizyonu Lüleburgaz'a taşıyarak tam anlamıyla bir dijital dönüşüm başlattık. Geleneksel yöntemlerle yönetilen yerel kuyumculuk anlayışını teknolojinin getirdiği hız, şeffaflık ve profesyonellikle buluşturduk."

"Amacımız İstanbul'daki lüks bir mücevher mağazasında sunulan kurumsal deneyimi Lüleburgaz'daki müşterilerimize de eksiksiz yaşatmak."

Geleneksel kuyumculuk kültürünü korurken teknolojiyi de işin merkezine koyduklarını söyleyen Gül, bu anlayışı şu sözlerle özetledi:

"Kapalıçarşı'da bu işin kültürünü ve nabzını tuttuk, Lüleburgaz'da ise teknolojisini ve geleceğini inşa ediyoruz. Geleneksel kuyumculuk samimiyetini kaybetmeden dünya standartlarında mağazacılık ve veri yönetimi sunuyoruz."

"Barkod sistemi bizim için sadece teknik bir değişim değil; yerel ticarette kurumsallaşmanın, şeffaflığın ve müşteriye duyduğumuz saygının dijitalleşmiş halidir."

"Kuyumculuk insanların en özel anlarına ortak olmaktır"

Habiboğlu Kuyumculuk'u yalnızca ticari bir yatırım olarak görmediklerini ifade eden Halil İbrahim Gül, kuyumculuğun manevi yönüne de dikkat çekti.

"Bizim için kuyumculuk sadece altın ve mücevher satmak değildir. Bir nişan yüzüğünde mutluluğa, bir bileklikte hatıralara, yatırım altınında ise insanların geleceğine ortak olmaktır. Bu nedenle sattığımız her ürünün arkasında güven, samimiyet ve sorumluluk vardır."

"Geçmişten aldığımız güvenle geleceğe değer katıyoruz"

Ailelerinden devraldıkları ticaret mirasını hukuk mesleğinin kazandırdığı etik değerlerle birleştirdiklerini belirten Gül, sözlerini şöyle tamamladı:

"1964'ten bugüne uzanan aile mirasımızı, avukatlık mesleğinin kazandırdığı etik değerlerle bir araya getirerek Lüleburgaz'a yakışan modern, güvenilir ve kurumsal bir kuyumculuk anlayışı oluşturduk. Bu süreçte bize güvenen, yanımızda olan ve desteğini hissettiren herkese teşekkür ediyorum. Habiboğlu Kuyumculuk olarak yeni hikâyemize hemşehrilerimizle birlikte başlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Geçmişten aldığımız güvenle, geleceğe değer katmaya devam edeceğiz."

bottom of page