Ergene için bilimsel rapor!
- Hamza Dalgıç

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
“Felaketten kurtuluş mümkün”
Trakya Toprağıma Dokunma Platformu tarafından hazırlanan “Bilimsel–Teknik–Havza Bazlı Değerlendirme Raporu”, Ergene Nehri’nin plansız sanayileşme ve yetersiz arıtma nedeniyle bir felaket alanına dönüştüğünü ortaya koyarken, ileri arıtma ve havza bazlı bütüncül uygulamalarla nehrin yeniden yaşama döndürülebileceğini bilimsel verilerle gözler önüne serdi.


Trakya Toprağıma Dokunma Platformu Sözcüsü Cengiz Atlı ile platform üyeleri tarafından hazırlanan “Bilimsel – Teknik – Havza Bazlı Değerlendirme Raporu”, Ergene Nehri’nin yıllar içinde nasıl bir felaket alanına dönüştüğünü ve bu tablonun nasıl tersine çevrilebileceğini ayrıntılı biçimde ortaya koydu.
Raporda, Trakya’nın en verimli tarım ovaları üzerine plansız biçimde yerleştirilen Organize Sanayi Bölgeleri, denetimsiz sanayi tesisleri ve yetersiz arıtma altyapısının bölgenin yüzey ve yeraltı su kaynaklarını tükettiği ve kirlettiği ifade edildi.
Raporda, kırk yıl önce Trakya’nın yaşam kaynağı olan Ergene Nehri’nin bugün “ölüm saçan bir kanal” haline geldiği belirtilirken, dünyada Ren, Thames ve Sena gibi nehirlerin ölüm noktasından geri döndüğüne dikkat çekildi.
Bu örneklerin, Ergene için de bilimsel ve teknik açıdan umut verdiği vurgulandı. Ergene’yi kirleten ana unsurlar; sanayi atıkları, evsel atık sular, tarımsal kimyasal akışlar ve nehrin temiz suyla beslenememesi olarak sıralandı.
Raporda özellikle sanayi kaynaklı kirliliğe dikkat çekilerek, gerçek bir arıtmanın biyolojik, kimyasal ve membran arıtma aşamalarının birlikte uygulanmasıyla mümkün olacağı belirtildi.
Bu üç aşama olmadan yapılan arıtma iddialarının bilimsel karşılığı olmadığı vurgulandı. Ayrıca sürekli izleme, şeffaflık ve kamuoyuna açık veri paylaşımı olmadan Ergene’nin temizlenemeyeceği ifade edildi.
Yeraltı sularının kontrolsüz kullanımı nedeniyle akiferlerde ciddi düşüşler yaşandığı, bazı kuyulardan tuzlu su gelmeye başladığı ve çiftçilerin sulama yapamaz hale geldiği raporda yer aldı.
İstanbul’a yapılan su transferlerinin de Kuzey Trakya’daki doğal beslenme dengesini bozduğu belirtilirken, Ergene’nin artık temiz suyla seyrelemediği ve bu durumun kirliliği yoğunlaştırdığı kaydedildi.
Evsel atık suların da önemli bir sorun olduğuna değinilen raporda, birçok köyün kanalizasyonunu doğrudan derelere verdiği, bu nedenle temiz doğan derelerin Lüleburgaz’a yaklaşırken ağır biçimde kirlendiği aktarıldı.
Belediyelere ait arıtma tesislerinin büyük bölümünün eski ve yetersiz olduğu, modernizasyon yapılmadığı için çıkış sularının standartları karşılamadığı ifade edildi.
Raporda çözüm modeli olarak İstanbul’daki Ataköy İleri Biyolojik Arıtma Tesisi örnek gösterildi.
Bu modelin Trakya genelinde uygulanması halinde Ergene’ye bırakılan kirli suyun yüzde 70–90 oranında azalacağı, yeraltı suyu çekiminin duracağı ve akiferlerin birkaç yıl içinde toparlanacağı belirtildi. Aynı zamanda nehrin kısa sürede kokusunu kaybederek uzun vadede ekosistemine kavuşabileceği vurgulandı.
Cengiz Atlı, raporun sonuç bölümünde Ergene’nin kaderinin değiştirilebileceğini belirterek, bunun için ileri arıtmanın zorunlu hale getirilmesi, yeraltı sularının korunması, şeffaf denetim mekanizmalarının kurulması ve Ataköy modelinin bölgesel standart haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Raporda, tüm bilimsel verilere göre Ergene’nin temizlenmesinin mümkün olduğu, ancak bunun kararlı ve bütüncül bir yaklaşımla sağlanabileceği belirtildi.


