Epilepsiyle yaşam mümkün!
- Özlem KARAKOYUN

- 10 Şub
- 3 dakikada okunur
“Epilepsi korkulacak değil, yönetilebilir bir hastalık”
Bir nöbet kısa sürede geçebilir ancak yanlış inanışlar epilepsi hastalarının hayatında kalıcı yaralar bırakabiliyor. Uzmanlar, epilepsinin doğru tedavi ve toplumsal anlayışla kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu vurguluyor

Epilepsi, sinir sistemini etkileyen ve halk arasında “sara” olarak bilinen nörolojik bir hastalık olarak dünyanın bilinen en eski tıbbi hastalıkları arasında yer alıyor. Beynin elektriksel aktivitesindeki bozukluklar sonucu ortaya çıkan epileptik nöbetler, her yaş grubunda görülebiliyor ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor.
10 Şubat Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında görüştüğümüz Özel Bir Nefes Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Yeliz Yılmaz Tosun ve Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Özde Çetin, hastalığın detaylarını açıkladı.
Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Yeliz Yılmaz Tosun, epilepsinin tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalık olduğunu belirterek, tek bir nöbetin epilepsi anlamına gelmediğinin altını çizdi. Tosun, günümüzde uygulanan tedavi yöntemleri sayesinde epilepsi hastalarının büyük bir bölümünün nöbetsiz bir yaşam sürebildiğini ifade ederek, doğru tanı ve düzenli tedavinin hastalığın seyrini olumlu yönde değiştirdiğini söyledi.
65 MİLYON İNSAN EPİLEPSİ İLE YAŞIYOR
Dünya genelinde yaklaşık 65 milyon insan epilepsi ile yaşıyor. Her 100 kişiden yaklaşık beşi yaşamlarının herhangi bir döneminde epileptik nöbet geçirirken, bu kişilerin yalnızca bir kısmında epilepsi hastalığı gelişiyor.
Epilepsinin kimi zaman genetik yatkınlık, kafa travması, beyin kanaması ya da anevrizma gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini dile getiren Tosun, vakaların önemli bir bölümünde ise net bir neden saptanamadığını belirtti. Bu nedenle nöbet belirtilerinin fark edilmesi ve zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
“DÜZENLİ VE DOĞRU TEDAVİ ŞART”
Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Zehra Özde Çetin ise özellikle çocukluk çağında görülen epilepsilere dikkat çekti. Çetin, altta yatan bir neden saptanamayan çocukluk çağı epilepsilerinin büyük bir kısmının erişkin döneme geçmeden kendiliğinden düzelebileceğini ifade etti. Nedeni bilinmeyen, idiopatik epilepsi olarak adlandırılan nöbet bozukluklarının ise her yaşta görülebildiğini belirten Çetin, epilepsinin sanılanın aksine kişinin sosyal hayatını tamamen kısıtlayan bir hastalık olmadığını söyledi. Düzenli ve doğru tedaviyle epilepsi hastalarının çalışabildiğini, eğitim hayatını sürdürebildiğini, ehliyet alabildiğini, evlenip çocuk sahibi olabildiğini vurguladı.
Epilepsi farklı nöbet türleriyle kendini gösterebiliyor. Ani bilinç kaybı, kasların istemsiz kasılması, gözlerin sabit bir noktaya dikilmesi, kısa süreli hafıza kayıpları, anlamsız davranışlar ve şuur bulanıklığı epileptik nöbetlerin en sık görülen belirtileri arasında yer alıyor. Ancak her bayılma ya da kasılmanın epilepsi anlamına gelmediğini hatırlatan uzmanlar, doğru tanı için mutlaka nörolojik değerlendirme yapılması gerektiğini ifade ediyor.
“NÖBET SIRASINDA NE YAPILMASI GEREKİR”
Epilepsili bireylerin yakınlarının en çok merak ettiği konulardan biri de nöbet sırasında ne yapılması gerektiği. Uzm. Dr. Zehra Özde Çetin, kişinin hayatında ilk kez nöbet geçirmesi, nöbetin beş dakikadan uzun sürmesi, nöbet sonrası bilincin açılmaması, solunum güçlüğü yaşanması, nöbet sırasında yaralanma meydana gelmesi ya da kişinin hamile, diyabet ya da kalp hastası olması durumlarında zaman kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini söyledi. Daha önce tanı almış bir epilepsi hastasının kısa süren ve alışılmış nöbetleri geçirmesi halinde ise her seferinde acil servise başvurulmasının gerekmediğini belirtti.
Nöbet anında yapılacak doğru ilk yardımın hayati önem taşıdığını vurgulayan uzmanlar, sakin kalınmasının en önemli adım olduğunu ifade ediyor. Nöbet geçiren kişinin yavaşça yere yatırılması, başının altına yumuşak bir cisim konulması ve çevredeki tehlikeli eşyaların uzaklaştırılması gerekiyor. Kişinin yan yatırılarak koma pozisyonu verilmesi, nefes yolunun açık kalmasını sağlıyor. Nöbet beş dakikadan uzun sürerse mutlaka tıbbi yardım istenmesi gerektiği belirtiliyor.
Öte yandan nöbet sırasında yapılan bazı yanlış uygulamalar ciddi riskler oluşturabiliyor. Uzmanlar, kasılmaların durdurulmaya çalışılmaması, ağız içine herhangi bir cisim sokulmaması, suni solunum yapılmaması ve kişi tamamen kendine gelmeden yiyecek ya da içecek verilmemesi konusunda uyarıyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre epilepsi hastaları ve aileleri, dünyanın birçok bölgesinde damgalanma ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Uzm. Dr. Yeliz Yılmaz Tosun, epilepsinin kontrol edilebilir ve büyük oranda tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirterek, toplumda doğru bilginin yaygınlaşmasının hem hastalar hem de aileleri için hayati önem taşıdığını ifade etti. 10 Şubat Dünya Epilepsi Farkındalık Günü, epilepsinin korkulacak değil, doğru bilgi ve bilinçle yönetilebilecek bir hastalık olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.


