top of page

Emekle yazılan hayat!

Kırklareli’nde yaşayan ve aslen Büyükmandıralı olan Halide Uzçetin, yoklukla geçen günlerde, çocuklarını doyurabilmek için çöp konteynerlerine bırakılan ekmekleri arayacak kadar zor bir hayatın içinden geçiş hikayesini gazetemize anlattı. En zor şartlardan çıkıp başkalarına ışık olan bir yaşam hikayesine sahip olan Uzçetin, bugün eğitici personel olarak çalışırken, hem kendi ayakları üzerinde duruyor hem de başkalarının hayatına dokunuyor.

Kırklareli’nde yaşayan Halide Uzçetin’in hayat hikâyesi, yoklukla başlayan ancak azim, emek ve kararlılıkla yeniden inşa edilen bir yaşam mücadelesini gözler önüne seriyor. Çocuk yaşta başladığı zorlu hayat yolculuğunda birçok engelle karşılaşan Uzçetin, bugün eğitici personel olarak görev yaparak hem kendi ayakları üzerinde duran hem de başkalarına ilham olan bir başarı hikâyesine imza atıyor.

Geçmişten bugüne uzanan bu röportaj, bir kadının hayat mücadelesini, emeğin dönüştürücü gücünü ve pes etmemenin nasıl bir geleceğe kapı araladığını tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor.

Yıllar önce eşinden ayrılarak Kırklareli’ne yerleşen Uzçetin, bugün Kırklareli Organize Sanayi Bölgesi’nde SML Tekstil bünyesinde İSS yemek şirketinde eğitici personel olarak görev yapıyor. Ancak bu noktaya gelene kadar yaşadığı süreç, büyük bir yaşam mücadelesini gözler önüne seriyor.

1977 yılında Büyükmandıra Kasabası’nda doğan Halide Uzçetin, 15 yaşında evlendirildiğini ve çocuk yaşta gelin olduğunu anlattı. Kendisi ile eşinin arasında 10 yaş fark olduğunu belirten Uzçetin, bu evlilikten iki kız çocuğu olduğunu ve 16 yıl önce bu evliliği sonlandırdığını söyledi.

“İKİ ÇOCUĞUMUN ELİNDEN TUTUP KIRKLARELİ’NE GELDİM”

Boşanmanın ardından hayatını yeniden kurmak zorunda kalan Uzçetin, büyük kızının Kırklareli’de okuması nedeniyle şehre yerleşti. Ancak ekonomik şartlar son derece ağırdı.

“Çocuklarımın elinden tuttum geldim ama hiçbir şeyimiz yoktu” diyen Uzçetin, o günleri şöyle anlattı: “İş bulamadım. Eşim çocukların nafakasını ödemedi. Bir yıl boyunca halının üzerinde yattık. Sobamız vardı ama odun kömür bulamadık. Yeri geldi aç kaldık. Çöp konteynerlerine asılan ekmekleri toplamaya gittim ama o gün kimse ekmek asmamıştı. Aç kaldık.”

İŞ ARAYIŞI VE İLK KABUL: BULAŞIKHANE

Aylar süren iş arayışının ardından bir yemek şirketinde bulaşıkçı ilanı gördü ve başvurdu. Telefon numarasını bıraktıktan sonra çağrıldı ve işe başladı.

Ağır şartlarda çalışmak zorunda kalan Uzçetin, “1200 kişinin bulaşığını iki kişi yıkıyorduk. Ellerim deterjandan kötü oldu. Üç gün çalıştım, dayanamadım, işi bırakmaya gittim.” dedi.

Eve döndüğünde ise karşılaştığı durumun çalışmaktan daha da zor olduğunu, “Evde çocuklarım açtı, sobada kömür yoktu. Sabah oldu, eşyalarımı bir poşete koyup tekrar işe gittim.” sözleriyle ifade etti.

Zamanla sadece bulaşık yıkamakla yetinmeyen Uzçetin, aşçıların yanına giderek doğrama ve yemek yapımını öğrenmeye başladığını söyledi. “İşim bitince mutfağa giderdim, izlerdim, öğrenirdim” diye konuştu.

İki yıl çalıştıktan sonra ücretlerini alamadıkları için işten ayrıldı ve bir fabrikada aşçı yardımcısı olarak işe başladı.

“ÇIRAKLIKTAN USTA ÖĞRETİCİLİĞE”

Mesleğinde ilerlemek isteyen Uzçetin, bunun ancak öğrenmekten ve kendini geliştirmekten geçtiğini fark ederek çıraklık eğitimine yazıldı. Yoğun çalışma temposuna rağmen derslere düzenli katıldığını anlatan Uzçetin, “Çalıştığım halde derslere gidiyordum. Yoruluyordum ama vazgeçmedim. Bir şeyi başarmak istiyorsanız emek vermek zorundasınız” ifadelerini kullandı.

Girdiği sınavların ardından çıraklık ve ustalık belgelerini alan Uzçetin, daha sonra usta öğretici belgesini de alarak mesleğinde önemli bir adım attı.

Bu sürecin kendisine sadece meslek değil, özgüven de kazandırdığını belirten Uzçetin, “Başarabildiğimi gördükçe kendime inancım arttı. Artık ‘yapamam’ demeyi bıraktım” şeklinde konuştu.

Çalıştığı fabrikada aşçının ayrılmasıyla birlikte mutfağın sorumluluğunun kendisine verildiğini söyleyen Uzçetin, o anı ise şöyle anlattı: “Bir anda bütün yük üzerime kaldı ama korkmadım. Yıllardır izleyerek, öğrenerek kendimi hazırlamışım aslında. O gün anladım ki bu işi gerçekten yapabiliyorum.”

Böylece bulaşıkhanede başlayan yolculuğu, ustalığa ve ardından öğreticiliğe uzanan kalıcı bir mesleğe dönüştü. “Ben bu mesleği sonradan öğrendim ama şimdi başkalarına öğretiyorum. Bu benim için en büyük gurur” diyen Uzçetin, geldiği noktayı emek ve kararlılıkla özetledi.

16 YILDIR MUTFAKTA, ŞİMDİ EĞİTİCİ PERSONEL

Halide Uzçetin, 16 yıldır aşçılık mesleğini sürdürüyor. Fabrikanın kapanmasının ardından Kırklareli Organize Sanayi Bölgesi’nde SML Tekstil bünyesinde İSS yemek şirketine geçti ve burada eğitici personel olarak görev yapmaya başladı.

Tüm bu zorlu süreç boyunca en büyük gücünü çocuklarından aldığını söyleyen Uzçetin, verdiği mücadelenin merkezinde her zaman onların geleceğinin olduğunu vurguladı. “Ben ne yaşadıysam yaşadım ama çocuklarım aynı zorlukları görmesin istedim” diyen Uzçetin, yıllar boyunca tüm imkanlarını onların eğitimi için seferber etti.

Ekonomik sıkıntılara rağmen geri adım atmadığını belirten Uzçetin, “Yeri geldi iki işte çalıştım, uykusuz kaldım ama vazgeçmedim. Onlar okusun diye ne gerekiyorsa yaptım” sözleriyle o dönemi anlattı.

Çocuklarının eğitim sürecinde hem anne hem baba rolünü üstlendiğini ifade eden Uzçetin, “Onların arkasında duracak kimse yoktu, ben durdum. Hem destek oldum hem yol gösterdim. Bazen yoruldum ama hiçbir zaman bırakmayı düşünmedim” dedi.

Bugün gelinen noktada ise verdiği emeğin karşılığını almanın gururunu yaşıyor. “Çektiğim hiçbir şey boşa gitmedi” diyen Uzçetin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kızlarımdan biri hemşire, diğeri eczacı oldu. Onlarla gurur duyuyorum. Benim en büyük kazancım bu.”

“BAŞKALARININ HAYATINA DOKUNAN BİR EMEK HİKAYESİ”

Uzçetin, yıllar boyunca verdiği mücadelenin ardından yalnızca kendi hayatını kurmakla kalmadı, başkalarının hayatına da dokunan bir isim haline geldi. Yaşadığı zorlukları unutmadığını ve benzer durumdaki insanlara kayıtsız kalamadığını dile getiren Uzçetin, “Ben o günleri yaşadığım için kim ne durumda anlıyorum. Elimden ne gelirse yapmak istiyorum” dedi.

İşe başlamak isteyen ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle adım atamayan iki kardeşe destek olduğunu anlatan Uzçetin, süreci şöyle aktardı: “Evrak yapacak paraları yoktu. Kredi kartımı verdim, Lüleburgaz’a gönderdim. Yol paralarını verdim. Evraklarını yaptırdım. ‘Yeter ki başlayın’ dedim. İkisi de meslek sahibi oldu.”

Onların işe alışma sürecinde de yanlarında olmaya devam ettiğini belirten Uzçetin, sadece maddi değil manevi destek de verdiğini vurguladı. “İlk zamanlar çok zorlanıyor insan. Ben de biliyorum o süreci. Maaşlarını alana kadar idare edebilsinler diye elimden geleni yaptım” dedi.

Yaptıklarını bir iyilik olarak görmediğini özellikle ifade eden Uzçetin, “Ben sadece zamanında bana yapılmasını istediğim şeyi yaptım” diyerek yaklaşımını özetledi. Bugün destek olduğu kişilerin kendi ayakları üzerinde durduğunu görmenin kendisine büyük mutluluk verdiğini söyleyen Uzçetin, “Onların iyi olduğunu görmek bana yetiyor.” ifadelerini kullandı.

Uzçetin’in hikayesi, emeğin sadece insanın kendi hayatını değil, başkalarının hayatını da değiştirebileceğini gösteren güçlü bir örnek olarak dikkat çekiyor.

HAYALİ: KÜÇÜK BİR LOKANTA VE KADINLARA UMUT OLMAK

Uzçetin mesleğinin zirvesine ulaştıktan sonra, kendi işini kurmak istediğini belirtti. Hayali küçük bir ev yemekleri lokantası açmak. Ancak bu hayalin içinde sosyal bir amaç da var. Amacını, “Benim gibi mağdur kadınları yanıma almak istiyorum. Onlara işi öğretmek, meslek sahibi yapmak ve kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamak istiyorum.” sözleriyle anlattı.

“KİMSEYE MUHTAÇ OLMAYIN”

Yaşadığı tüm zorlukların ardından hayata dair en güçlü mesajını kadınlara ve annelere veren Uzçetin, bu sözlerin kendi hayat tecrübesinin bir özeti olduğunu vurguladı. Geçmişte yaşadığı yoklukların ve çaresizliklerin kendisine önemli dersler verdiğini belirten Uzçetin, “İnsan en çok zor zamanlarda ne yapması gerektiğini öğreniyor” diye konuştu.

Hayatın hiçbir aşamasında pes etmemek gerektiğini ifade eden Uzçetin, “Bıkmadan, usanmadan çalışın. Kolay olmuyor ama çalışmadan da hiçbir şey olmuyor. Ben vazgeçmedim, bugünlere geldim” sözleriyle mücadelenin önemine dikkat çekti.

Özellikle kadınların kendi ayakları üzerinde durmasının hayati olduğunu vurgulayan Uzçetin, “Kadınlarımız güçlü olsun. Kimseye mecbur kalmadan yaşayabilsin. Bir mesleğiniz olsun, elinizden bir iş gelsin. O zaman hayata daha sağlam tutunuyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Çocukların eğitiminin de en önemli sorumluluklardan biri olduğunu belirten Uzçetin, “Çocuklarınızı okutun, onlara sahip çıkın. Geleceklerini kurmalarına destek olun. Benim en büyük gücüm de, en büyük mutluluğum da çocuklarım oldu” dedi.

Halide Uzçetin’in hikayesi; yokluk içinde başlayan, emeğin ve sabrın büyüttüğü, sadece bir başarı hikayesi değil… Aynı zamanda birçok insana uzanan sessiz bir iyilik zincirinin de hikayesi.

bottom of page