top of page

Duygusal yeme kilo aldırıyor!

Diyetisyen Çisem Nur Ertopçu, dikkat dağınıkken ortaya çıkan ve çoğu zaman fark edilmeyen duygusal yemenin, gerçek açlıktan bağımsız olarak kilo artışına yol açtığını belirterek, yemekle kurulan ilişkinin önemine dikkat çekti.

Modern yaşamla birlikte yemek, yalnızca biyolojik bir ihtiyaç olmaktan çıkarak birçok insan için duygusal ve psikolojik bir işleve dönüşüyor.

Diyetisyen Çisem Nur Ertopçu, duygusal yemenin çoğu zaman fark edilmeden kilo artışına neden olduğunu belirterek önemli değerlendirmelerde bulundu.

Duygusal yemenin özellikle dikkat dağınıkken ortaya çıktığını ifade eden Ertopçu, “Bir şey izlerken, çalışırken ya da zihni meşgul eden herhangi bir uğraş sırasında hissedilen yeme isteği çoğu zaman gerçek açlık değildir. Bu istek, bedenin değil beynin talebidir” dedi.

Bilimsel açıdan bakıldığında bu davranışın temelinde beynin ödül sisteminin yer aldığını söyleyen Ertopçu, “Özellikle şekerli ve yağlı besinler dopamin salınımını artırır. Stresli, yorgun ya da sıkılmış bir zihin, bu hazzı hızlı ve kolay yoldan elde etmek ister. Yemek de bu ihtiyaca anında cevap verir” ifadelerini kullandı.

Zamanla beynin bazı durumları yemekle eşleştirdiğine dikkat çeken Ertopçu, “Televizyon izlemek, bilgisayar başında olmak ya da yalnız kalmak gibi durumlar yemekle eşleşir ve yeme davranışı otomatikleşir. Bu nedenle kişi aç olmadığı halde yeme isteği duyar” şeklinde konuştu.

Hormonların rolüne de değinen Ertopçu, “Gerçek açlıkta ghrelin hormonu devreye girerken, duygusal yeme fizyolojik açlıktan bağımsızdır. İnsülin dalgalanmaları ve kan şekeri iniş çıkışları bu isteği tetikler. Özellikle düzensiz öğünler ve sık atıştırmalar bu döngüyü güçlendirir” dedi.

Duygusal yemenin kökenlerinin çoğu zaman çocukluk dönemine dayandığını belirten Ertopçu, “Ağladığında verilen bir tatlı, başarılı olduğunda sunulan bir ödül ya da üzgünken kurulan sofra; yemeği sevgi, güven ve sakinleşmeyle eşleştirir. Yetişkinlikte stres, kaygı ve yalnızlık karşısında aynı mekanizma yeniden devreye girer” ifadelerini kullandı.

Bir şeyle uğraşırken sürekli yeme isteği duyan kişilerde ortak noktanın durmakta zorlanma olduğunu vurgulayan Ertopçu, “Yemek kısa süreli bir rahatlama sağlar ancak ardından suçluluk, pişmanlık ve kilo artışı gelir. Bu duygular yeni bir stres kaynağı olur ve kişi tekrar yemeğe yönelir” dedi.

Sürekli kilo alan bireylerin büyük bir kısmında ana öğünlerden ziyade gün içine yayılan fark edilmeden yapılan küçük tüketimlerin etkili olduğunu söyleyen Ertopçu, “Dikkat dağınık olduğu için beyin ne yediğini tam olarak kaydetmez. Doygunluk sinyalleri yeterince oluşmaz ve kişi kısa sürede yeniden acıkır. Kilo artışı çoğu zaman bu görünmeyen tüketimlerin sonucudur” diye konuştu.

Bu tablonun bir irade zayıflığı olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Ertopçu, “Bu durum biyolojik ve psikolojik mekanizmaların birlikte çalıştığı öğrenilmiş bir davranıştır. Çözüm yalnızca kalori hesabı yapmak ya da yasak listeleri uygulamak değildir. Yemekle kurulan ilişkinin fark edilmesi ve yeme davranışını tetikleyen duyguların anlaşılması gerekir” dedi.

Yemekle kurulan ilişki doğru şekilde ele alındığında bedenin de rahatladığını belirten Ertopçu, “Yemek yeniden hak ettiği yere, yani bir ihtiyaç ve keyif unsuru olarak sınırlı bir alana çekildiğinde beden de rahatlar. Kilo çoğu zaman bedenin verdiği bir uyarıdır. Bu uyarı bastırılmak yerine dinlenip anlaşıldığında denge kendiliğinden oluşur” ifadeleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Aden Ünlü Türkiye Şampiyonu oldu

Kırklareli Ergin Spor Kulübü sporcusu Aden Ünlü, Alanya’da düzenlenen Yıldızlar Batı Grubu Taekwondo Müsabakalarında büyük bir başarıya imza attı. 44 kilogram Yıldız Bayanlar kategorisinde mücadele ed

 
 
bottom of page