DOĞU İLE BATI’YI KARŞILAŞTIRMAK
Günümüzde Doğulu mu ? Batılı mı ? ifadesi çok sık kullanılmaktadır. Doğu-Batı kıyaslaması neyi ifade etmektedir ?. Doğu –Batı karşıtlığı öncelikle mekansal ve coğrafi bir ayrımdır. Daha sonra ise tarihsel ve zihniyet farklılığını ifade eder. Bizler günlük yaşamımızda kendimizi Batı ile karşılaştırıyor ve mutsuz oluyoruz. Oysa karşılaştırmayı kendi değerlerimiz ve yaşama biçimlerimiz doğrultusunda yapmalıyız. İhtiyaçlarımızın karşılanması yönünde yapmalıyız. İnsanın mutlu olması isteklerinin yerine getirilmesi ile mümkündür.
Batı ile karşılaştırıldığında hemen hemen her konuda çok geride olduğumuz görülmektedir. Burada sorulması gereken asıl soru niye kendimizi sürekli olarak Batı ile karşılaştırıyoruz. Yapılan araştırmalar çoğunluğun Batı gibi değil kendisi gibi olmak istediğini gösteriyor.
İnsanlar çözebileceği sorunları gündemine alır. Meslek insanlarımız kendi alanlarına giren konularda toplumun istediği düzeyde hizmet verebiliyor. Toplumumuzun önemli bir kısmı aldıkları hizmetin niteliği konusunda karar verirken Batı’da bu sorun nasıl çözülüyor diye hiç sormuyor.
Bu günkü tempo ile Batı’ya yetişemeyeceğimizi, daha uzun süre geride kalacağımızı kabul etmek zorundayız. İleri ülkeler seviyesine ulaşabilmemiz için ATA ’ mızın dediği gibi çok ama çok çalışmalıyız. Bu bilinci evlatlarımıza vermeliyiz.
Sorun sadece Batı ölçüsünde bir teknoloji, üretim düzeyi sağlamak değil, kendi gereksinmelerimiz, kendi yaşama biçimimiz, kendi değerlerimiz doğrultusunda karşılıklar bulabilmektir.
Batı’ya yetişemezsek karalar bağlayıp, ağlayıp sızlayıp duracak mıyız? Elbette hayır.
Batı’da toplumsal yaşamın bütün alanları standartlaştırılmış, kurallaştırılmış, herkes için tanımlanan bir alt çizgi çekilmiş, gittikçe yükseltilen bir asgari yaşam düzeyi sağlanmış, yaşamın üst yanı ise sınırlandırılmamış, özgürlüğün, yaratıcılığın önü sonuna kadar açılmış, büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gerçekleştirilmiştir.
Tarihte; Doğu ile Batı arasında zaman zaman sert karşılaşmalar olmuş, bunun yanı sıra yoğun etkileşmelerde olmuştur. Örneğin Batı Doğu’ya 200 yıl boyunca 12 sefer yapmış, bu seferler sadece silahlı mücadele olarak kalmamış, yoğun kültürel alışverişlerde olmuştur. Bu alışverişler önemli tarihsel sonuçlar doğurmuştur. Bu günkü etkileşmelerin, yakınlaşmaların, ekonomik bütünleşmenin temelinde iletişimin olağanüstü gelişmesi var. Dünya hızla tek pazara dönüşüyor. Bir örnek verilecek olursa, gelişmiş ülkelerdeki çalışan kesimlerin kazanımları, pazara katılan az gelişmiş ülkelerin ucuz emek gücüyle karşılanabiliyor. Asıl sorun, Batı ile karşılaşmamızda onu dengeleyebilecek karşı güç oluşturamamakta. İç dengelerimizi kurup bir türlü kendimize egemen olamadık. Sürekli istikrarsızlık yaşıyoruz. Kendi potansiyellerimiz doğrultusunda yenilenerek sorunlarımızı çözecek araçları geliştiremiyoruz. Mutsuzluğumuzun esas nedeni bir türlü Batı’lı olamayışımızdan mı? Ekonomimizin güçsüzlüğünden dolayı artan gereksinimlerimizin karşılanamayışından mı? Batı’dan kaynaklanan tüketim ideolojisinin gelir düzeyimizi kat kat aşan bir talep basıncı oluşturmasından mı?
Batı, kendine özgü gelişme stratejisi boyunca bugünkü öndeliğini sürekli kılabilecek önemli özellikler kazanabildi. Bu kazançlarını Doğu ile karşılaştıracak olursak ;
1-Batı, kendisi de dahil olmak üzere tüm öğeleri sorguluyor. Doğu ise verili olanı kabul ediyor ama kendisiyle karşılaşmaktan korkuyor. Suçu hep başkalarına atıyor.
2-Batı’da demokrasi var, toplumun tüm kesimlerinin yönetime katılmasını kendi güvenci sayıyor. Doğu ise genellikle otoriter, tek ve birlik olmazsa parçalanacağından korkuyor. (ki bu korku bizim toplumumuz içinde haklı ve gerçekçi bir düşüncedir.)
3-Batı, eleştiriyi kabul ediyor, içine alıyor, özeleştiriye dönüştürüyor. Eleştiriden yararlanıyor. Doğu ise çelişkiyi, farklılığı dışlamak istiyor. Eleştiriyi düşmanca, yıkıcı bir girişim olarak kabul ediyor.(Eleştiriyi tarihsel bir perspektifte değerlendirmek gerekir. Batı için geçerli olan bazı hususlar bizim toplumumuz için geçerli olmayabilir. Zira bizim toplumumuz çok uzun yıllara dayanan tecrübesi dolayısı ile acı-tatlı birçok olaylar yaşamış, bu olaylardan çıkarmış olduğu dersler olmuştur. Bu nedenle çözümlerinde bu tecrübeler ışığında bulunması gerekir.)
4-Batı, yaşamı en ince ayrıntısına kadar standartlaştırıyor. Riski daha alt düzeye indirmek, sıfırlamak istiyor. Sonra da sadece spor ya da serüvende adrenalin salgısı için yaşamak istiyor. Doğu da ise risk yaşamın bir parçası. Her an ciddi bir tehlikeyle karşılaşabiliyor. Birden bire bir sürpriz yaşayabiliyor.
5-Batı’da hukuk yaşamın her alanında ilişkileri düzenliyor. Çünkü; yasalar, yönetmelikler ve anlaşmalar yaşanan olumsuz deneyimlerden çıkarılan derslerle üretiliyor.
6-Batı’da gündelik yaşam; yüzyılların içinden süzülüp gelen kurallardan oluşan bir altlık üzerinde gerçekleşiyor. Doğu’da ise yasalar, yönetmelikler hep Batı’dan ithal. Bu nedenle geldikleri ortama uyum sağlayamıyorlar.



