“Doğa ihale ediliyor”
- Tevfik İŞÇİ

- 46 dakika önce
- 2 dakikada okunur
CHP Kırklareli Milletvekili, TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde madencilik ruhsatlandırma süreçleri hakkında CHP Grubu adına yaptığı konuşmada son yıllarda maden ruhsatlarında büyük artış yaşandığını belirterek, doğanın korunmadığını ve iktidarın politikalarını sert sözlerle eleştirdi.

CHP Kırklareli Milletvekili, TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ‘maden ruhsatlandırma süreçleri’ hakkında konuşma yaptı.
Gündoğdu konuşmasında, “Doğa artık korunmuyor, AKP tarafından âdeta ihale ediliyor.” ifadelerini kullandı.
CHP Grubu adına konuşan Gündoğdu, son yıllarda madencilik ruhsatlarının sayısında ve maden alanlarında dikkat çekici bir artış yaşandığını söyledi. Bakanlığın verilerine göre 2026 yılı başı itibarıyla toplam 13 bin 255 arama ve işletme ruhsatı bulunduğunu belirten Gündoğdu, bunlardan 7 bin 628’inin işletme iznine sahip olduğunu kaydetti.
2026 yılı itibarıyla yalnızca yeni ihaleye açılan sahaların toplam büyüklüğünün 548 bin 696 hektara ulaştığını ifade eden Gündoğdu, bu alanın bugün İstanbul’dan daha büyük bir büyüklüğe denk geldiğini dile getirdi. Bu alanın 166 bin 319 hektarının ise orman, mera veya su havzası gibi hassas ekosistemleri kapsadığını vurguladı.
“KIRKLARELİ’NDE ORMANLARIN YÜZDE 68’İ RUHSAT BASKISI ALTINDA”
Birçok ilde ormanların ortalama yüzde 58’inin, tarım alanlarının ise yüzde 60’ının maden ruhsatlarıyla kuşatıldığını belirten Gündoğdu, Kaz Dağları’nda ormanların yüzde 80’inin, Tekirdağ ve Kırklareli’nde ise ormanların yüzde 68’inin ruhsat baskısı altında olduğunu söyledi.
Bu tabloya dikkat çeken Gündoğdu, “Bu kara tablo bize açık bir gerçeği gösteriyor; doğa artık korunmuyor, AKP tarafından âdeta ihale ediliyor.” dedi.
AKP’nin her yasal değişiklikle kamu yararını geri plana ittiğini savunan Gündoğdu, ruhsat süreçlerinin hızlandırıldığını ve ÇED mekanizmasının zayıflatıldığını öne sürdü. Bilim insanlarının, meslek odalarının ve yerel halkın görüşlerinin çoğu zaman dikkate alınmadığını ifade eden Gündoğdu, onaylanan projelerin sürdürülebilir büyümeden uzaklaştığını ve doğayı tahrip eden projelere dönüştüğünü dile getirdi.
Küresel ısınma ve çevre felaketlerinin giderek arttığı bir dönemde daha korumacı ve sürdürülebilir yaklaşımlara yönelmek gerektiğini belirten Gündoğdu, madencilik faaliyetlerinin tamamen karşısında olmadıklarını ancak bu faaliyetlerin şeffaf, denetlenebilir ve bilimsel kriterlere uygun şekilde yapılması gerektiğini söyledi.
Ruhsat süreçlerinde güçlü ÇED mekanizmalarının ve yerel halkın söz hakkının vazgeçilmez olduğunu ifade eden Gündoğdu, “Biz rantı değil yaşamı savunuyoruz, çünkü doğayı kaybeden bir ülke geleceğini de kaybeder.” dedi.
“HER GÜN YENİ BİR YIKIM PROJESİYLE KARŞI KARŞIYA KALINIYOR”
Konuşmasında Kırklareli’ndeki projelere de değinen Gündoğdu, ülkenin cennet köşelerinden biri olan Kırklareli’nde, Lüleburgaz ve Vize’de her gün yeni bir yıkım projesiyle karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Nükleer santral projesinin ardından Lüleburgaz’ın Eskibedir köyü mevkiinde planlanan atık yakma tesisinin tarım topraklarını, yer altı sularını ve halkın geçim kaynaklarını tehdit ettiğini belirten Gündoğdu, “Bilimi yok sayan hiçbir projeyi kabul etmiyoruz.” dedi.
Hidroloji, jeoloji, jeoteknik, ziraat ve halk sağlığı uzmanlarının görüşü alınmadan, bölge halkının rızası olmadan yapılacak projelere karşı olduklarını ifade eden Gündoğdu, bir avuç rant uğruna bin yıllık doğanın feda edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
Gündoğdu konuşmasını, Kırklareli’nde yakma, delme ve kirletme projeleri yerine tarih, kültür ve gastronomi gibi turizm projelerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.


