DİNLEMEECENİZ AMA…
- Mesut Sarıoğlu

- 29 Ağu 2025
- 2 dakikada okunur
Ata yadigarımız CHP’de renkler savaşı yaşanıyor. Mavi, beyaz, kırmızı ve bilcümle renkte listeler havalarda uçuşuyor. Delege seçimlerinde kıran kırana bir mücadele var.
Mücadele iyidir, zihin açar. Ama bu iş, demokrasi kılıfına büründürülüp savaşa dönerse yandı gülüm keten helva.
Kaldı ki, aramızda kalmasın herkese anlatın, ben demokrasi kavramına zerre inanmam. Demokrasi dünyayı yöneten yedi kız kardeşin sözde filozoflar ve toplum bilimciler tarafından ete kemiğe büründürdükleri bir illüzyondan ibarettir.
Parti içi demokrasi denilen şeyin, işlediği iddia edilen parti sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.
Belki çok elin tek parmağı.
Sosyalist olduklarını beyan eden TİP’te, çok yıldır mütemadiyen aynı kadroların yönetici ve milletvekili olmaları, tezimi doğrulayan en çıplak örnektir.
CHP, görüntü itibarıyla parti içi demokrasi yarışında açık ara önde gözüküyor. Amma ve lakin bu bir yarış değil. Olan biten, parti ağalarının güç savaşından ibaret.
Onlarca yıldır aynı isimler kendi aralarında top çeviriyor. Gölü atan bir süre orta sahayı kontrol ediyor sonra daha önce yendiği ağalardan birine yenilip defansa çekiliyor. Eğer takımın gölcüsü ki genel merkezdir, yeni sonucu beğenmezse atama ile yolu ile kulübede bekleyen ağalardan birini oyuna dahil ediyor ve oyun devam ediyor. Takıma yeni gelen giden yok. Milletvekili seçimlerinde elinde poğça ile bir takım garip adamlar golcü tarafından monte ediliyor ama o bölüme daha sonraki yazılarda değineceğiz.
Demokrasi dedikleri şey bu. Yersen ki yiyorsun sevgili kardeşim.
Son yerel seçimlerde bölgede CHP için ağır yenilgi anlamına gelen sonuçların sahipleri aynı kararlılıkla tek satır özeleştiri yapmadan yine aday oluyorlar.
Rakipleri de geçmişte ha bire orta sahada top çevirip zevahiri kurtarmaya çalışanlardan ibaret. CHP kısa bir dönem ve son dönem hariç hep aynı skorla oynuyor. Kimse sesini çıkarmadığı gibi herkes bu vasatlık devam etsin diye bugünlerde harıl harıl mahalle üyelerini kafalamaya uğraşıyor.
Bütün hikaye önümüzdeki milletvekili seçimlerinde kasaba kontenjanından gidecek vekil adayının arka planda duran ama herkesin bildiği kendi ağaları olmasını sağlamakla ilgili.
Bu savaş verilirken kimse CHP’ye, bölgeye, ülkeye dair çözüm önerilerinden söz etmiyor. Yapılan parti içi demokrasi yarışı değil bildiğin kördöğüşü.
Körler döğüşüyor sağırlar seyreyliyor.
Tek bir adamın, seçime ikinci sıradan girmesi için yapılan bu kavga çoğu zaman hüsranla sonuçlanıyor. Bakınız son genel seçim. Daha önce parti binasının yerini bilmeyen ve hiçbir özel vasfı bulunmayan ve parti ile bırakın uzaktan akrabalığı, hısım bile olmayan poçacı atanıverdi. Bunun çok örneği var ama benim yerim dar.
Şimdi bırakın bu kör döğüşünü, sizi bu döğüşe sürenleri uzaklaştırın etrafınızdan ve ortak aklın etrafında toplaşın. Biliyorum köfteciler ve meyhaneciler bana kızacak ama, yeni yönetimi listelerdeki en seçkin isimleri bir araya getirip, bu sefer parti ağalarına değil Ata yadigari ve cumhuriyetin kurucu unsuruna katkı sağlayacak bir yönetim oluşturun.
DERİM BEN..


