DERSİM’DE NELER OLMUŞ?
Bir yöre insanından dinledim. Aktarmak istedim.
1937-38 Dersim olayları, büyük oranda Kürdistan Teali Cemiyeti'nin kurucusu Baytar Nuri Dersimi'yle ilgilidir…
Baytar Nuri Dersimi, Kürtçü hareketin en önemli tarihi figürlerindendir…
Kendisi 1921'de Koçgiri aşiretini manipüle ederek Alişer önderliğinde isyana teşvik etmiş, çıkan büyük isyanın bastırılmasıyla birlikte Alişer ve Baytar liderliğindeki isyancı ekip binlerce kişiyle birlikte Dersim'e sığınmıştır…
Onları himayesine alan Seyit Rıza devletin ısrarlı taleplerine rağmen Alişer'i ve Baytar Nuri'yi teslim etmeyi reddetmiş, bu durum da Dersim'le devletin ilişkisini oldukça germiştir…
Bölgeye gelen isyancı ekip halkı galeyana getirerek bölgede topyekün bir isyan havası yaratmaya çalışmıştır…
Halkın büyük çoğunluğu isyan etme fikrine katılmamıştır, ancak bazı aşiretler bu ekibin himayesinde köprü yakma ve karakol baskını gibi eylemler gerçekleştirince devlet harekat kararı almıştır…
Harekat sürecinde aralarında kendi akrabalarım da olan bazı masum insanların da öldüğü doğrudur, ancak burada devletin amacı bölgede tam kontrolü sağlamak ve feodal yapının gücünü kırmaktır…
Kısacası olay, birkaç etnik milliyetçi kanaat önderinin bir şehri felakete sürüklemesi hikayesidir.
Yaşanan olayların Alevi kimliğiyle bir alakası yoktur, ve devletin etnik sebeplerle bir soykırım planladığı iddiası tamamen yalandır…
Bugün ise, Dersim olayları PKK hareketi açısından müthiş kullanışlı bir propaganda malzemesine dönüşmüş durumdadır…
Tunceli başta olmak üzere bölge halkını bu olay üzerinden kışkırtarak örgüte binlerce eleman devşirmişlerdir…
Kendilerini Seyit Rıza'nın mirasçısı olarak lanse etmektedirler. Halbuki, Seyit Rıza Zaza Alevi kökenli biridir ve onun isyani feodal nitelikte olup, Kürtlük ve Kürdistan'a dair bir iddiası yoktur…
İşin en enteresan kısmı ise, Seyit Rıza'yı tarihsel bir Kürt kahramanı olarak lanse eden Abdullah Öcalan, Seyit Rıza'nın birkaç torununu bizzat infaz ettirmiştir.
Bunlardan en bilineni Ali Rıza Polat'tır…
Buradan çıkarılabilecek sonuç, Öcalan'ın Tunceli'yi yalnızca piyon olarak kullanmak istediği ve gerçekte Tunceli'ye karşı bir sevgi beslemediğidir…
Bölge halkından edinilen bilgilere göre, dağa çıkarılan pek çok Tuncelili, "Kemalist Ajan", "Dersimci", "Yeterince Kürtçü değil" gibi gerekçelerle infaz edilmiştir.
Tunceli insanının yapması gereken, kendisi üzerinde oynanan bu propaganda oyununun farkında olup bu olay üzerinden bir devlet düşmanlığı geliştirmemek, Kürtçü PKK hareketine piyon olmamaktır…
En önemlisi ise, 80 yıl önce yaşanan bir olayı bugüne taşımanın hiçbir faydası olmadığını kavramaktır. Geçmişe değil, geleceğe odaklanmak ve cumhuriyetimize sahip çıkmak bizim temel vatandaşlık görevimizdir...
Türk milletine düşen ise, bu olay üzerinden bölge insanını hain ilan etmemek, bölgede ezici bir çoğunluğun cumhuriyet değerlerine sahip çıkan ve bölücü harekete karşı duran bir kafa yapısında olduğunun bilincinde olmaktır…
Rahmetli Kamer Genç'in dediği gibi;
“Tunceli cumhuriyettir, Tunceli Diyap Ağa'dır..”
Yukarıdaki hikayeyi dinledikten sonra yıllar önce yaşadığım bir anı’ mı hatırladım.
Yıl 1991-1993. Ağaçlandırma Projesi Uygulamaları için Kırklareli’nin Bulgaristan sınırında arazi çalışmaları yaparken karşımıza sınır güvenliği için yapılmış olan askeri kule çıktı. Kule’ye çıktık. Kule’deki nöbetçi askere iyi nöbetler diledikten sonra Memleketin neresi? Tezkereye ne kadar var? gibi sorularla konuşmamıza devam ettik. Doğunun ….. ilindenim. Tezkere almama yaklaşık 2 ay var dedi. Bunun üzerine bizde “ hadi gene askerliği bitirmişsin. Memleketine kavuşacaksın ‘’ dedik. Cevabı hepimizi şok etti. “Yok begim ben artık memleketime dönemem. Sen Türk’lere hizmet ettin. Bize ihanet ettin. Aramızda işin yok deyip beni öldürürler. Ben artık memleketime dönemem, buralarda inşaatlarda çalışıp hayatımı devam ettirmeğe çalışacağım’’ dedi. Bu cevap karşısında donduk kaldık, kahrolmamak, ülkem adına büyük üzüntü duymamak mümkün mü?
Bu duygularla kuleden ayrıldık.
Bu gerçeklerden çıkarılacak sonuç şu olmalıdır;
Gerekçe ne olursa olsun ülkemizin birlik ve beraberliğini bozabilecek her türlü görüşlerden, eylemlerden uzak durmalıyız. Çocuklarımızı bu konuda bilgilendirmeli ve eğitmeliyiz. Ülkenin birlik beraberliği çöktüğünde o ülkenin batması kaçınılmazdır.



