Derin deşarja tepki!
- Hamza Dalgıç

- 12 saat önce
- 2 dakikada okunur
Çözüm değil “ekolojik intihar”
Ergene Platformu ile Trakya Toprağıma Dokunma Platformu, Marmara Denizi’nde uygulanan derin deniz deşarjına karşı sert bir ortak açıklama yaptı. Platform sözcüleri, derin deşarjın çözüm değil “ekolojik intihar” olduğunu vurgulayarak uygulamanın tamamen terk edilmesini istedi.

Trakya Toprağıma Dokunma Platformu Ergene Sözcüsü Gürcan Kırım ile Trakya Toprağıma Dokunma Platformu Sözcüsü Cengiz Atlı tarafından yapılan ortak açıklamada, Marmara Denizi’nde sürdürülen derin deniz deşarjı uygulamasının bilimsel, ekolojik ve toplumsal açıdan kabul edilemez olduğu belirtildi.
Açıklamada, arıtılmış ya da kısmen arıtılmış atık suların borularla denizin derin bölgelerine bırakılmasının “seyrelme” gerekçesiyle savunulmasının büyük bir yanılgı olduğu ifade edildi.
Platform temsilcileri, seyrelmenin yok olma anlamına gelmediğini vurgulayarak ağır metallerin, azot ve fosfor yükünün, mikroplastiklerin ve diğer kirleticilerin deniz ekosisteminde biriktiğine dikkat çekti.
Bu durumun dip canlılarından balıklara, besin zincirinden insan sağlığına kadar geniş bir etki alanı yarattığı, balıkçılığı ve halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiği kaydedildi.
Derin deşarjın, sanayi ve belediyeler açısından “ucuz, hızlı ve denetimi zor” bir yöntem olması nedeniyle tercih edildiği, bunun da gerçek ve kalıcı arıtma yatırımlarını ertelediği ifade edildi.
Açıklamada özellikle Trakya’nın su kıtlığı yaşayan bir bölge olduğuna işaret edilerek, günlük yaklaşık 460 bin metreküp yeraltı suyunun çekilip kirletildikten sonra denize verilmesinin akılcı olmadığı belirtildi.
Bugün Marmara’da yoğun biçimde konuşulan azot ve fosfor yükünün, deşarj edilen suların en iyi ihtimalle üçüncü sınıf, yer yer dördüncü sınıf su kalitesine sahip olduğunu gösterdiği vurgulandı.
Platform sözcüleri, derin deşarjın dünyada da terk edildiğini hatırlatarak Baltık Denizi, Adriyatik, Tokyo Körfezi ve Kaliforniya kıyılarında bu yöntemin kabul görmediğini, aksine ileri arıtma ve yeniden kullanım modellerine geçildiğini belirtti.
Marmara Denizi’nin yarı kapalı ve iki tabakalı bir deniz olduğuna dikkat çekilen açıklamada, alt tabakadaki suların neredeyse hiç karışmaması nedeniyle kirliliğin dipte biriktiği, bunun da müsilajın ana nedenlerinden biri olduğu ifade edildi. Dipte oksijenin tükenmesiyle canlı yaşamının sona erdiği, hidrojen sülfür oluşumu riskinin arttığı kaydedildi.
Açıklamada, derin deşarjın savunulmasının bilimi, doğayı ya da halk sağlığını savunmak anlamına gelmediği belirtilerek bunun “kâr, kirlilik ve katletme” anlayışına hizmet ettiği ifade edildi. Asıl hedefin kirletmemek, atık suları ileri biyolojik, kimyasal ve membran arıtma sistemleriyle arıtmak ve yeniden kullanmak olması gerektiği vurgulandı. Azot ve fosfor giderimi yüzde 90’ın altındayken denize tek damla dahi verilmemesi gerektiği kaydedildi.
Ergene Platformu ve Trakya Toprağıma Dokunma Platformu, Marmara Denizi’nin bir atık su alıcısı olmaktan çıkarılmasını, sanayi deşarjlarının sıfıra yakın hale getirilmesini ve derin deniz deşarjının tamamen terk edilmesini talep etti. Yapılan ortak açıklama, “Marmara’da derin deşarj, ekolojik intihardır” vurgusuyla sona erdi.


