top of page

Bir gün değil her gün!

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde gazetemize açıklamalarda bulunan Banu Şentürk, 3 yıllık eğitimle oğlunun kazandığı gelişimi paylaştı. Toplumsal farkındalık eksikliği ve yetersiz etkinlikleri eleştiren Şentürk, “Özel çocuklarımız bir gün değil, her gün fark edilmeyi hak ediyor” dedi. Şentürk, kendisi gibi özel çocuk annesi olan tüm kadınlara önemli mesajlar verdi.

2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü kapsamında, Özel Burgaz Irmak Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nde eğitim gören 6 yaşındaki Mustafa Kemal Şentürk’ün annesi Banu Şentürk ile bir araya geldik. Gazetemize özel açıklamalarda bulunan anne Şentürk, otizm teşhisiyle başlayan zorlu süreci, eğitimle katettikleri mesafeyi ve toplumsal farkındalık konusundaki eksiklikleri gazetemize paylaştı.

ÜÇ YILLIK EĞİTİMİN BAŞARISI: "ARTIK OYUNCAK İSTİYOR"

Mustafa Kemal’in otizmli olduğunu 3 yaşında fark ettiklerini belirten Banu Şentürk, o dönemde yaşadıkları belirtileri; göz teması kuramama, konuşma yoksunluğu, sosyalleşememe ve dokunsal hassasiyetler olarak sıraladı. Suya veya çime dahi dokunamayan Mustafa Kemal’in, Özel Burgaz Irmak Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezi’nde aldığı 3 yıllık eğitimle bu sorunları aştığını belirten anne, en büyük zaferinin oğlunun kazandığı farkındalık olduğunu ifade etti. Önceden nesnelere tepkisiz kalan Mustafa Kemal’in artık markete girdiğinde yaşıtları gibi oyuncak ve çikolata istediğini, bunun bir aile için paha biçilemez bir gelişim olduğunu vurguladı. Ayrıca eğitim öncesi kardeşiyle iletişim kuramayan küçük Mustafa’nın, artık kardeşiyle vakit geçirmekten keyif aldığı, hatta normal kardeşlik ilişkilerinin bir parçası olan tartışma ve kavgaları bile gerçekleştirebildiği kaydedildi.

TOPLUMDAKİ BİLİNÇSİZLİK VE HURAFE ENGELİ

Banu Şentürk, sürecin en zorlu yanının çocuğun durumu değil, çevredekilerin bilinçsiz yaklaşımları olduğunu dile getirdi. Parkta veya sosyal alanlarda oğlunun durumunu anlamaya çalışırken yabancıların "Neyi var? Konuşamıyor mu? Acaba bir hocaya mı götürseniz? Çocuğa uğradılar mı?" gibi hurafe odaklı sorularıyla karşılaştığını söyleyen Şentürk, halkın "özel çocuk" kavramını henüz içselleştiremediğinden yakındı. Hastanede veya markette sıra beklerken öncelik istediğinde, diğer vatandaşların "Benimki de özel" şeklindeki tepkileriyle karşılaştığını belirten anne, bu durumun hem aileleri hem de çocukları sosyal hayatta zor duruma düşürdüğüne dikkat çekti.

EĞİTİM KURUMLARINDA ZORBALIK VE ORGANİZASYON SİTEMİ

Anne Şentürk, sadece sokaktaki vatandaştan değil, bilinçli olması beklenen kesimlerden de tepki aldıklarını paylaştı. Okulda yaşanan bir "meyve saati" olayını örnek gösteren Şentürk, çiğneme güçlüğü olan oğlunun elma yerken boğulma tehlikesi geçirdiğini, buna rağmen okuldaki veliden, "Çocuğunuza elma yemeyi öğretememişsiniz" şeklinde, otizm gerçeğiyle bağdaşmayan bir tepki aldığını belirtti.

Öte yandan, geçtiğimiz günlerde Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi’nde (LYKA) düzenlenen 2 Nisan etkinliğine de sert eleştirilerde bulunan Şentürk, organizasyonun çocukların özel durumlarına uygun olmadığını ifade etti. Dar alanlarda, protokol konuşmaları ve videolar eşliğinde çocukların uzun süre ayakta bekletilmesinin onları tetiklediğini söyleyen anne, "Çocuklarımızı kapalı salonlara, protokol konuşmalarına hapsetmeyin. Onların bir balona, bir oyuna, bir bardak limonataya ihtiyacı vardı. Etkinlikler 'yapılmış olmak için' değil, çocukların mutluluğu için tasarlanmalı" dedi.

KURU BİR KARANFİL DAĞITMAKLA FARKINDALIK OLMAZ

Yetkililere ve topluma çağrıda bulunan Banu Şentürk, farkındalığın bir günle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Okullarda gönüllü öğretmenler aracılığıyla seminerler verilmesi, belediyenin çocuklar için ücretsiz sinema ve açık hava etkinlikleri düzenlemesi gerektiğini belirten Şentürk, özellikle özel çocuk annelerinin psikolojik olarak çok yıprandığını ve sadece özel günlerde dağıtılan karanfillerin bu annelere moral olmadığını ifade etti. Şentürk, özel çocukların akranlarıyla daha fazla vakit geçirebileceği, dışlanmadıkları bir toplum düzeninin ancak eğitim ve gerçek bir farkındalıkla kurulabileceğini hatırlattı.

YALNIZ DEĞİLSİNİZ: PES ETMEYİN, ELİNİ BIRAKMAYIN

Haberimizin sonunda kendisi gibi özel çocuk annesi olan tüm kadınlara seslenen Banu Şentürk, mücadelesini şu sözlerle paylaştı:

"Kıymetli özel çocuk ebeveynleri, bu uzun ve bazen çok yorucu olan yolculukta yalnız olmadığınızı bilin. İlk teşhis anındaki o derin üzüntüyü, parkta maruz kaldığımız o anlamsız bakışları ve toplumun bilgisizliğiyle verdiğimiz savaşı hepimiz aynı yürek sızısıyla yaşıyoruz. Mustafa Kemal ile yaşadığım her küçük gelişme, bana sabrın sonundaki mucizeyi öğretti. Bugün bir oyuncağı istemesi ya da yağmura dokunabilmesi benim en büyük zaferim. Lütfen pes etmeyin; 'özel çocuk' ne demek bilmeyenlerin sığ tepkilerine kulaklarınızı kapatın. Bizim çocuklarımız bir gün değil, her gün fark edilmeyi hak ediyor. Yorulduğumuzda birbirimize tutunalım ama evlatlarımızın elini asla bırakmayalım. Sevgi ve bitmek bilmeyen bir sabırla, onların dünyasını hep birlikte güzelleştireceğiz.”

bottom of page