Bir gurur hikâyesi!
- Özlem KARAKOYUN

- 6 gün önce
- 3 dakikada okunur
“Polislik bir şereftir”
Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü kapsamında Lüleburgaz’da düzenlenen etkinlikte, görevdeki ve emekli polisler bir araya geldi. 87 yaşındaki emekli polis Hüseyin Çapkın, meslek hayatına dair unutulmaz anılarını gazetemize anlattı. Çapkın, yokluk içinde başladığı meslek hayatından bugünlere uzanan hikayesini anlatırken, “Polislik benim için şereftir” sözleriyle 181 yıllık teşkilatın onurunu ve gururunu bir kez daha ortaya koydu.



Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü kapsamında 10 Nisan Cuma günü Lüleburgaz Çocuk Büro Amirliği önünde düzenlenen kokteylde, görevdeki polis memurlarının yanı sıra emekli polisler de bir araya geldi.
Meslek büyüklerini ve yeni nesil polisleri buluşturan etkinlikte, teşkilatın hafızası sayılan isimler geçmişten bugüne yaşadıklarını paylaştı.
Bu isimlerden biri de Lüleburgaz’ın en eski sicilli polislerinden 87 yaşındaki emekli polis memuru Hüseyin Çapkın oldu. Çapkın, gazetemize yaptığı açıklamalarda hem hayat hikayesini hem de meslek yıllarını anlattı.
GURBETTEN TEŞKİLATA UZANAN BİR HAYAT
1951 yılında Bulgaristan’ın Karnobat bölgesinden Türkiye’ye göç ettiğini belirten Hüseyin Çapkın, o yıllarda henüz 12 yaşında olduğunu söyledi. Zorlu bir çocukluk geçirdiğini ifade eden Çapkın, “Çobanlık yaptım, pazarcılık yaptım. Gariban bir ailenin evladıydım. Hayat mücadelesini küçük yaşta öğrendim” dedi.
Ortaokul yıllarında meslek seçimine yöneldiğini dile getiren Çapkın, o dönemlerde ortaokul mezunlarının genellikle öğretmenlik ya da polislik mesleğini tercih ettiğini belirterek, “Arkadaşlarım söyleyince aklıma girdi. İleride aile kuracağım, çocuk sahibi olacağım, helalinden kazanacağım bir mesleğim olsun istedim” diye konuştu.
“O BEŞ DAKİKA HİÇ GEÇMEDİ”
Polisliğe giriş sürecini unutamadığını ifade eden Çapkın, ortaokulu başarıyla tamamladıktan sonra Düzce’de bir karakola giderek ilk adımı attığını söyledi.
Yaşadığı heyecanı şu sözlerle anlattı: “Orada üniformalı bir polise sordum, ‘Askerliğimi yaptım, ortaokulda güzel bir puan aldım, polis olabilir miyim?’ dedim. ‘Tabii’ dedi, ‘otur bir beş dakika.’ O beş dakika bana hiç geçmedi. Çok heyecanlıydım. Dilekçemi yazdı, kaymakamlığa havale ettirdi. Sonra İzmit’te tam teşekküllü hastaneden rapor almam gerektiğini söyledi. 4-5 ay bekledim, ardından görev yerim belli oldu.”
1968 yılında mesleğe başlayan Çapkın, ilk görev yerinin Kırklareli olduğunu belirtti. Meslek hayatı boyunca İstanbul, Ağrı, Hatay, İzmit ve Sivas gibi birçok farklı ilde görev yaptığını ifade eden Çapkın, askerlik ve yıpranma payıyla birlikte toplam 27 yıl görev yaptığını, 1988 yılında emekli olduğunu söyledi. Özellikle trafik ve karakol görevlerinde büyük sorumluluklar üstlendiğini dile getirdi.
“ÜNİFORMA SORUMLULUKTUR”
Mesleğin ilk yıllarının oldukça zor geçtiğini vurgulayan Çapkın, “Üniformamıza haftalar sonra kavuştuk, silahımız bile yoktu. Ama o üniforma büyük bir sorumluluktu. Giydiğin anda her hareketine dikkat etmek zorundasın. Senin bir yanlışın tüm teşkilatı etkiler. Ben her zaman bunu düşünerek görev yaptım” dedi.
Özellikle siyasi olayların yoğun olduğu dönemlerde görev yaptığını anlatan Çapkın, İstanbul’da çatışmaların sık yaşandığı yıllarda büyük tedirginlik yaşadıklarını belirtti. “Eve dönerken hep bir endişe olurdu. En karışık zamanlardı. O dönem kimse polis olmak istemezdi, teşkilata davulla zurnayla polis alınıyordu” ifadelerini kullandı.
Düzce’de yaşarken mesleğe başladığını, ancak eşi Şefika Çapkın’ın Lüleburgazlı olması nedeniyle burada kaldıklarını belirten Çapkın, 4 çocuk ve 7 torun sahibi olduğunu dile getirdi. “En güzel anılarım Lüleburgaz’da geçti” diyen Çapkın, sözlerini şöyle tamamladı:
“Polislik benim için şereftir, gururdur. Adaletin ilk adımıdır. Polisin düşmanı çoktur, çamur atanlar olur ama polis her zaman dürüsttür.”
Polis olmak isteyen gençlere de tavsiyelerde bulunan Çapkın, mesleğin sadece bir iş değil büyük bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, “Bu üniformayı giyecek olanlar önce sabrı, disiplini ve dürüstlüğü öğrenmeli. Zor bir meslek ama onurlu bir meslek. Milletine hizmet etmeyi gerçekten isteyenler bu yola girsin. Her şartta doğruyu yaparsanız hem kendinize hem teşkilata yakışır bir polis olursunuz” dedi.
Yılların biriktirdiği hatıralarla geçmişi bugünün şartlarıyla kıyaslayan Çapkın, o günleri şöyle anlattı: “Bizim zamanımızda yokluk vardı ama yüreğimiz doluydu. Üniformaya kavuşmak bile günler sürerdi, çoğu zaman imkansızlık içinde görev yapardık. Şimdi bakıyorum, imkanlar çok gelişmiş, her şey daha düzenli, daha güçlü… Ama o eski günlerin heyecanı, o ilk üniformayı giydiğim anın gururu hala içimde. İnsan ömrü geçiyor ama o mesleğin verdiği onur hiç eksilmiyor.”
Kokteyl programı, görevdeki ve emekli polisleri aynı çatı altında buluştururken, teşkilatın geçmişten bugüne uzanan köklü yapısını bir kez daha gözler önüne serdi.