Bebeklerde sağlıklı uykunun sırları
- Özlem KARAKOYUN

- 26 Eyl 2025
- 4 dakikada okunur
“Bahar Aktan’dan ailelere uyku düzeni için altın kurallar”
Bebeklerin uyku düzeni, hem onların gelişimi hem de ailelerin huzuru için kritik öneme sahip. Anne-bebek uyku danışmanı Bahar Aktan, sağlıklı bir uyku rutininin çocukların öğrenme, hafıza ve davranışları üzerindeki etkilerini anlattı. Aktan, ayrıca beslenme, fiziksel aktivite ve uyku arasındaki dengeye dikkat çekerek, ebeveynlere sağlıklı uyku alışkanlıkları için yol haritası sundu.


Özlem KARAKOYUN
Bahar Aktan ile yaptığımız röportajın ikinci bölümünü sizlere sunuyoruz.
UYKU EKSİKLİĞİ ÇOCUĞUN DAVRANIŞ VE SAĞLIĞINI NASIL ETKİLER?
Yeterince uyumayan bir çocuk, gün içinde huzursuz, mutsuz ve huysuz olur. Dikkatini toplamakta zorlanır, söylediklerinizi anlamakta güçlük çekebilir ya da sürekli yorgun ve dalgın görünebilir. Uyku eksikliği sadece davranışları değil, sağlığı da doğrudan etkiler. Çünkü yeterli uyku, bağışıklık sisteminin düzgün çalışması için çok önemlidir. Düzenli uyuyamayan çocukların bağışıklıkları zayıflar ve daha sık hastalanırlar.
Bu nedenle hem okul çağındaki çocukların hem de bebeklerin yaşlarına uygun uyku düzenine sahip olmaları gerekir. Okul çağındaki çocuklar için en geç saat 21:00–21:30 arasında uyuyup sabah 07:00–08:00 arasında uyanmaları sağlıklıdır. 0–3 yaş arasındaki bebekler içinse güne en erken 06:00’da başlamak, gündüz uykularını yaşına uygun aralıklarla planlamak ve gece uykusuna en geç 21:00’de yatırmak önemlidir.
Aksi takdirde, uyku eksikliği hem davranış sorunlarına hem de uzun vadede sağlık problemlerine yol açabilir.
ÇOCUK UYUMAKTA ZORLANIYORSA NE ZAMAN PROFESYONEL YARDIM ALINMALI?
Eğer bir bebek ya da çocuk uykuya geçişte sürekli direniyorsa, gece sık sık uyanıyorsa, uykusunda ağlayarak uyanıyorsa ya da gündüz uykularını hiç uyumuyor veya çok kısa uyuyorsa ve bu durum süreklilik arz ediyorsa, bir uzmandan destek almak gerekir.
Çünkü bu tablo, genellikle ebeveynlerin fark etmeden atladığı ya da yanlış uyguladığı bazı noktaların işareti olabilir. Doğru zamanda alınan profesyonel destek, hem çocuğun hem de ailenin uyku düzenini sağlıklı bir şekilde kurmasına yardımcı olur.
UYKU PROBLEMLERİ BESLENME VEYA FİZİKSEL AKTİVİTE İLE İLİŞKİLİ OLABİLİR Mİ?
Evet, uyku sorunları hem beslenme hem de fiziksel aktiviteyle yakından ilişkilidir.
Öncelikle beslenme açısından: Bazı aileler, “uyku mamaları” diye adlandırılan bol unlu, irmikli gıdaların bebeği tok tutacağını ve gece boyunca uyanmayacağını düşünerek çocuklarını bu şekilde uykuya yatırıyor. Ancak tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi, bebeklerin de yemek yiyip hemen uyumaması gerekir. Burada bahsettiğim şey ek gıdalardır; anne sütü ya da formül mama kolay sindirildiği için sorun teşkil etmez. Fakat kaşık mamaları veya ek gıdaların mutlaka uykuya geçmeden en az 1–2 saat önce bitmiş olması gerekir. Aksi halde gece sık uyanma, uyanık kalma ya da reflü tetiklenmesi gibi problemler yaşanabilir.
Fiziksel aktivite de uykuya geçişi doğrudan etkiler. Çocuk gün içinde dışarı çıkmamış, hareket etmemiş, parkta oyun oynamamışsa uykuya geçmekte zorlanır. Kimi zaman sohbet etmek, temas aramak ya da sürekli hareket etmek ister. Yeterli fiziksel aktivite olmayınca “kararında yorgunluk” oluşmaz ve uykuya geçiş uzar. Ancak bunun tam tersi de doğru değildir; çocuğu fazla yormak da uyku kalitesini bozabilir. Önemli olan, çocuğun gün içinde dengeli şekilde hareket etmesi, açık havada vakit geçirmesi ve yorgunluk ile uyku arasındaki sağlıklı dengeyi kurabilmesidir.
Sonuç olarak, hem yanlış beslenme zamanlaması hem de yetersiz veya aşırı fiziksel aktivite, uyku problemlerini tetikleyebilir.
“ÇOCUĞUMLA AYNI ODADA YATABİLİR MİYİM, ODASINI MUTLAKA AYIRMALI MIYIM?”
Bu soru ailelerden en sık duyduğum sorulardan biri. Eğer anne, baba ve bebek aynı odada olmaktan mutlularsa ve birbirlerinin uykularını bozacak bir durum yoksa (örneğin babanın horlaması gibi), ilk bir yıl bebeğin anne-baba ile aynı odada kalmasını öneriyorum.
Aynı yatakta yatma konusuna gelince: Altıncı aydan sonra bu mümkün olabilir ancak bebeğin güvenliği için çok önemli bir şart var; yatağın dört tarafı mutlaka kapalı olmalı. Çünkü bebekler uykularında çok fazla dönebilir, bu da düşme riskini artırır.
Odayı ayırma konusu ise biraz daha farklı. Eğer uykuyu etkileyen bir faktör varsa (örneğin horlama, ışık, ses gibi), altıncı aydan sonra bebeğin odasının ayrılması uygundur. Peki en geç ne zaman ayırmalı? Araştırmalara göre, Amerikan Pediatri Derneği’nin çalışmaları beş yaşına kadar çocuğun ebeveynleriyle aynı odada kalmasının ruhsal ya da cinsel gelişim üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını gösteriyor.
Ama benim önerim, en geç iki yaş civarında odanın ayrılmasıdır. Çünkü bu dönem, çocuğun “benlik” kazandığı, kendi kararlarını vermeye başladığı bir süreçtir. Ona “Burası senin odan, burası senin alanın” diyebilmek, bağımsızlık yolunda çok değerli bir adımdır. Elbette bu, çocuğu tek başına bırakmak anlamına gelmez. Uykuya geçişte yanında olmak, ona eşlik etmek, güven duygusunu desteklemek çok önemlidir.
GÜVENLİ BAĞ NEDİR, HANGİ DURUMDA ZEDELENİR VEYA BOZULUR?
Güvenli bağ, bebeğin dünyaya geldikten sonra ihtiyaçlarının tutarlı bir şekilde karşılanmasıyla oluşur. Bu ihtiyaçlar sadece karnının doyurulması ya da altının temizlenmesi değildir; kucaklanmak, göz teması kurmak, şefkatli bir ses tonuyla konuşulmak da bebeğin temel ihtiyaçlarıdır. Yani güvenli bağ sadece emzirmekle oluşmaz. Dünyada bebeğini emziremeyen ama onunla güçlü bir bağ kuran pek çok anne vardır. Çünkü güvenli bağ, ilişkiyle kurulur ve ilişkiyle devam eder.
Anneler bazen “Bebeğim ağladığında hemen kucağıma alamadım, acaba güvenli bağ zarar gördü mü?” diye endişelenebiliyor. Oysa güvenli bağ pamuk ipliğine bağlı bir şey değildir. Bir bebeğin güvenli bağının zedelenmesi için, ihtiyaçlarının haftalar boyunca tutarlı ve yetersiz şekilde karşılanmaması gerekir. Birkaç kez gecikmeli kucağa almak ya da anlık bir durumda yanında olamamak güvenli bağı bozmaz.
Ayrıca çocuk sadece annesiyle değil, ona bakım veren herkesle güvenli bağ kurabilir: Babası, bakıcısı, öğretmeni hatta yakın çevresindeki diğer yetişkinlerle de. Burada asıl önemli olan şey ilişkinin niteliğidir.
Güvenli bağı zedeleyen durumlar ise genellikle ilişkinin zorlanmaya başlamasıyla ortaya çıkar. Örneğin, bebek sık sık uyanıyor, anne çok yoruluyor ve bu yorgunluk ilişkide tahammülü azaltıyorsa; anne istemeden sesini yükseltiyor ya da bağ kurmakta zorlanıyorsa işte burada güvenli bağ riske girebilir. Yani sorun, bebeğin sallanarak ya da kucakta uyuması değildir. Eğer bu yöntem anne-bebek ilişkisini zorluyorsa, o zaman değişim zamanı gelmiştir. Ama hem anne hem de bebek bu şekilde mutluysa, değiştirmeye gerek yoktur.