Bebeklerde sağlıklı uykunun sırları
- Özlem KARAKOYUN

- 25 Eyl 2025
- 4 dakikada okunur
“Bahar Aktan’dan ailelere uyku düzeni için altın kurallar”
Bebeklerin uyku düzeni, hem onların gelişimi hem de ailelerin huzuru için kritik öneme sahip. Anne-bebek uyku danışmanı Bahar Aktan, sağlıklı bir uyku rutininin çocukların öğrenme, hafıza ve davranışları üzerindeki etkilerini anlattı. Aktan, ayrıca beslenme, fiziksel aktivite ve uyku arasındaki dengeye dikkat çekerek, ebeveynlere sağlıklı uyku alışkanlıkları için yol haritası sundu.


Her anne-baba için “uyku” kelimesi sadece dinlenme değil; huzur, güven duygusu ve sağlıklı gelişimin anahtarıdır. Ancak yenidoğan ve bebeklik döneminde uykuya geçiş ve gece boyunca kesintisiz uyuma pek çok aile için zorlayıcı olabiliyor.
İşte bu noktada devreye “anne-bebek uyku danışmanlığı” giriyor. Çocuk gelişimi ile ilgili pek çok tecrübesi olan, 4 senedir daha çok anne-bebek uyku danışmanlığı alanında hizmet veren Bahar Aktan’ın tecrübelerini ve bilgilerini dinledik.
Bahar Aktan ile yaptığımız röportajı iki bölüm şeklinde sizlere sunuyoruz.
KENDİNİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ?
Merhaba, ben Bahar Aktan. 1984 İstanbul doğumluyum. Atatürk Üniversitesi Çocuk Gelişimi mezunuyum, evliyim ve bir kızım var.
Meslek hayatıma anaokulu öğretmeni olarak başladım, ardından farklı sektörlerde çalıştım ancak asıl tutkum olan çocuk gelişimine geri dönerek Anne Saati sayfamı kurdum. Burada annelerle deneyimlerimi paylaşmaya ve özellikle bağlanma temelli uyku danışmanlığı üzerine çalışmaya başladım.
Kasım 2018’de kızımın doğumuyla birlikte bu alana daha da yoğunlaştım. Attachment Parenting International’ın Türkiye’deki ilk ebeveyn eğitmenlerindenim ve birçok uluslararası eğitim programına katıldım. 2020’den bu yana ailelere danışmanlık veriyor, ayrıca düzenlediğim “Kalpten Bağlı Ebeveynlik” atölyeleri ile anne babalara şefkatli ebeveynlik yaklaşımını aktarıyorum.
UYKU RUTİNİ OLUŞTURMAK NE KADAR ÖNEMLİ, NELERE DİKKAT EDİLMELİ?
Uyku rutini aslında hem yetişkinler hem de çocuklar için çok önemlidir. Biz fark etmesek de yetişkinlerin de rutinleri vardır. Örneğin yatmadan önce dişimizi fırçaladığımızda beynimiz “artık uyku zamanı yaklaşıyor” mesajını alır ve uyku hormonlarını devreye sokar. Bu sayede uykuya geçişimiz kolaylaşır.
Bebeklerde de durum aynıdır. Onlara uykuya geçmeden önce küçük sinyaller vermek, oyunla uyku arasındaki bağı yumuşak bir geçişle kurmak çok önemlidir. Bir anda “hadi uyku vakti” demek yerine, bebeklere bunun için hazırlık süresi tanımak gerekir. İşte uyku rutini bu noktada devreye girer.
Rutin, bebeğin uykuya hazırlanmasını sağlayan küçük ve tekrarlayan adımlardır. Perdeleri kapatmak, pijamaları giymek, ışıkları loş hale getirmek, “iyi geceler” dilemek, bir öpücük vermek ya da imkan varsa ılık bir duş almak… Bunların hepsi bebeğe “uykuya hazırlanıyorsun” mesajı verir. Böylece hem uyku hormonu salgılanması desteklenir hem de bebek çok daha kolay uykuya geçer.
GECE SIK UYANMALAR VEYA KABUSLAR İÇİN AİLELER NELER YAPABİLİR?
Gece sık uyanmalar ve kabuslar, ailelerin bana en çok yönelttiği sorulardan biridir. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki, ilk üç yılda bebeklerin uykusu yetişkin uykusundan farklıdır. Çünkü beynin yaklaşık %80’i bu dönemde gelişir; yeni bilgiler yüklenir, eskiler güncellenir. Uyku da aslında nörolojik bir süreçtir ve bu yoğun gelişimden bağımsız kalamaz. Dolayısıyla bebeklerin zaman zaman sık uyanması ya da gecenin bir bölümünde uyanık kalması oldukça normaldir.
Ancak bu durum neredeyse her gece tekrar ediyorsa, o zaman bazı noktalara bakmak gerekir:
* Bebeğin yaşına uygun bir uyku düzeni var mı?
* Güne doğru saatlerde başlayıp, doğru zamanlarda gece uykusuna geçebiliyor mu?
* Gün içinde yeterince temiz hava alıyor ve ailesiyle vakit geçiriyor mu?
* Ağlamaları ebeveynler tarafından duyuluyor ve karşılık buluyor mu?
* Uykuya etki edebilecek kronik bir sağlık sorunu olabilir mi?
Kabuslar ise genellikle 4 yaş sonrasında, daha çok gece terörü olarak karşımıza çıkar. Bunun da nedenleri arasında çocuğun gününü nasıl geçirdiği, oyun ve açık havaya erişimi, aile içindeki stres faktörleri ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığı önemli rol oynar.
Dört yaş öncesinde gece terörü nadiren görülür. Eğer çocukta sık sık kabus ya da gece terörü gözleniyorsa, mutlaka bir uzman desteği almak gerekir.
EKRAN KULLANIMI ÇOCUK UYKUSUNU NASIL ETKİLER?
Ekran kullanımı, çocuğun gelişiminin birçok alanını etkilediği gibi uykuyu da doğrudan etkiler. İlk üç yıl, beynin yaklaşık %80’inin geliştiği çok kritik bir dönemdir. Bu nedenle bu süreçte mümkün olduğunca “sıfır ekran” politikasıyla ilerlemek gerekir. Çünkü yoğun ekran maruziyeti, beynin gelişmesi gereken nöron ve sinaps bağlantılarını olumsuz etkileyebilir.
Bunun sonucunda çocuklarda sosyal ve duygusal gelişimde gerilemeler görülebilir. Örneğin konuşmanın geç başlaması, göz teması kurmada zorluk, akranlarıyla oyun başlatamama ya da oyun içinde liderlik edememe gibi durumlar yaşanabilir. Hatta bu tablolar bazen otizmle karıştırılabiliyor. Günümüzde “sanal otizm” olarak adlandırılan vakaların çoğunun yoğun ekran maruziyetinden kaynaklandığı düşünülüyor.
Uykuya etkisine baktığımızda ise, ekranlardan yayılan mavi ışık çocuğun beynine hâlâ gündüz olduğu sinyalini gönderir. Bu da uykuya geçişi geciktirir, sık sık uyanmalara ve direnç göstermeye yol açar. Ayrıca aşırı ekran maruziyeti, kabusları tetikleyebilir ve gece terörünü artırabilir.
YETERSİZ UYKU ÇOCUĞUN ÖĞRENME VE HAFIZA KAPASİTESİNİ NASIL ETKİLER?
Yetersiz uyku, çocuğun hem ruh halini hem de öğrenme kapasitesini doğrudan etkiler. Uykusunu alamayan bir çocuk günü keyifli ve huzurlu geçiremez; dikkatini toparlayamaz, öğretmenini dinlemekte ve derse odaklanmakta zorlanır. Bu da doğal olarak öğrenmeye olumsuz yansır.
Özellikle 0–3 yaş döneminde gündüz uykuları çok kritik bir rol oynar. Çünkü çocuk gün içinde öğrendiği bilgileri ve deneyimleri, gündüz uykusunda belleğe kaydeder. Bilimsel araştırmalar da bunu destekliyor; örneğin Netflix’teki Bebekler belgeselinin “uyku” bölümünde bu konuda yapılan laboratuvar çalışmalarına yer veriliyor.
Gece uykusu ise daha çok büyüme için önemlidir. 22:00–04:00 saatleri arasında salgılanan büyüme hormonu, çocuğun fiziksel gelişimini destekler. Okul çağına gelen çocukların gündüz uykusu kalmaz; bu yüzden onların mutlaka doğru saatte, en geç 21:00–21:30 arasında uyumaları gerekir. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı da bu öneriyi destekliyor. Çünkü bu saatten sonra melatonin hormonu salgısı azalır, vücut kendini “tehlikede” gibi algılar ve devreye stres hormonu kortizol girer. Bu da uykuya geçişi ve uykuda kalmayı zorlaştırır.
Sonuç olarak yeterince uyumayan bir çocuk, ertesi gün okulda hem agresifleşebilir hem de dikkat ve öğrenme konusunda zorluk yaşayabilir. Yeterli uyku, çocuğun hem zihinsel hem de duygusal gelişimi için vazgeçilmezdir.
DEVAMI YARIN…


