top of page

Baro: “Yakma tesisine karşıyız”

Kırklareli Barosu Çevre Komisyonu, Lüleburgaz’da planlanan tehlikeli ve tehlikesiz atık yakma tesisine karşı basın açıklaması yaptı. Açıklamada, tesisin hava, su, toprak ve insan sağlığı üzerinde ciddi çevresel riskler barındırdığı vurgulanarak, hukuki sürecin takipçisi olunacağı belirtildi.

Kırklareli Barosu Çevre Komisyonu tarafından “Lüleburgaz’da Yakma Tesisine Hayır” denilerek basın açıklaması gerçekleştirildi.

10 Mart Salı günü saat 11.00’de Lüleburgaz Adliyesi önünde yapılan açıklamaya, Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli, CHP Kırklareli İl Başkanı Bora Terzi, CHP İlçe Başkanı Ali Can destek verdi.

Kırklareli Baro Başkanı Mümin Neşetoğlu, Yenibedir Muhtarı Necmi Aktaş ve Eskibedir Muhtarı Cumhur Gül ile çok sayıda vatandan da açıklamada yer aldı.

“CİDDİ ÇEVRESEL RİSKLER BARINDIRIYOR”

Açıklamayı komisyon adına Avukat Dilara Gürel yaptı.

Basın açıklamasında, Eskibedir Köyü sınırlarında kurulması planlanan “Tehlikeli ve Tehlikesiz Atıkların Yüksek Sıcaklıkta Gazlaştırılması ile Elektrik Üretimi – Yakma Tesisi” projesine ilişkin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvuru dosyasının komisyon tarafından incelendiği belirtildi. Yapılan inceleme sonucunda projenin yalnızca bir sanayi yatırımı olmadığı; Lüleburgaz’ın havasını, suyunu, toprağını, insan sağlığını ve doğal yaşamı doğrudan tehdit eden ciddi çevresel riskler barındırdığı ifade edildi.

Yaklaşık 24 bin 472 metrekare büyüklüğündeki bir alanda tehlikeli ve tehlikesiz atıkların yakılmasının planlandığı belirtilen açıklamada, tesisin hâlihazırda yoğun sanayi baskısı altında bulunan Trakya ekosistemine yeni ve tehlikeli bir yük getireceği vurgulandı.

Lüleburgaz’ın sanayi atıklarının yakılacağı bir bölge olmadığı belirtilirken projenin anayasaya aykırı olduğu ifade edildi. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu hatırlatılarak devletin görevinin çevreyi kirleten faaliyetleri teşvik etmek değil, çevreyi korumak olduğu kaydedildi.

YERLEŞİM ALANLARINA YAKINLIK VURGUSU

Açıklamada tehlikeli atıkların yakılmasının hava kirliliği, toksik gaz emisyonları, ağır metal yayılımı ile dioksin ve furan oluşumu gibi ciddi çevresel ve sağlık riskleri doğurabileceğine dikkat çekildi. ÇED başvuru dosyasında yer alan bilgilere göre proje alanının Yenibedir Köyü’ne yaklaşık 1,5 kilometre, Eskibedir Köyü’ne 2,8 kilometre, bir okula 1 kilometre ve Yörük Deresi’ne 230 metre mesafede bulunduğu belirtildi. Bu mesafeler dikkate alındığında ortaya çıkabilecek hava kirliliği ve toksik emisyonların yerleşim alanlarını etkilemeyeceğini iddia etmenin bilimsel gerçeklerle bağdaşmadığı ifade edildi.

“ERGENE HAVZASI ZATEN AĞIR SANAYİ BASKISI ALTINDA”

Açıklamada planlanan projenin Meriç-Ergene Havzası içerisinde yer aldığı belirtilerek Ergene Havzası’nın uzun yıllardır tekstil sanayisi kaynaklı kirlilik, ağır metal yükü, yeraltı suyu kirlenmesi ve yoğun endüstriyel atık baskısı altında ciddi bir çevresel tahribatla karşı karşıya olduğu vurgulandı. Yapılması gerekenin havzayı daha fazla kirletmek değil, iyileştirmek ve rehabilite etmek olduğu ancak söz konusu projenin bu hedeflerin tam tersine hizmet ettiği ifade edildi.

Türkiye’de çevresel riskler göz ardı edilerek hayata geçirilen projelerin sonuçlarının geçmişte birçok kez görüldüğü belirtilen açıklamada Ergene Nehri’nde yaşanan ağır kirlilik, Aliağa’da yıllardır süren hava kirliliği sorunu, İliç ve Soma’da yaşanan maden felaketleri, Kazdağları’nda doğaya verilen zarar ve Akbelen’de yok edilen ormanlar örnek gösterildi. Ayrıca İğneada Sisli Vadi’de yaşanan ve 6 kişinin hayatını kaybettiği çevre faciasının da bilimin ve hukukun dikkate alınmadığı durumların sonuçlarından biri olduğu ifade edildi.

“HUKUKİ SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

Açıklamada ÇED sürecinin hukuka aykırı projeleri aklamanın aracı olamayacağı belirtilerek daha önce aynı alanda planlanan bir proje için “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildiği ancak bugün aynı sahada çok daha kapsamlı ve ileri düzeyde bir atık yakma tesisi planlandığı ifade edildi. Bu durumun projelerin parça parça yürütülmesi suretiyle kümülatif çevresel etkilerin gizlenmesi riskini doğurduğu ve bunun çevre hukukunun temel ilkeleriyle bağdaşmadığı kaydedildi.

Ayrıca Lüleburgaz’ın verimli tarım alanları, yeraltı su kaynakları ve doğal ekosistemleri ile Istranca Longoz Ormanları sayesinde Trakya’nın en değerli çevresel bölgelerinden biri olduğu belirtildi. Projenin 1/100.000’lik ve 1/25.000’lik planlarda tarım alanları içerisinde kaldığı ve bu alanların plan hükümlerine göre mutlak korunması gereken alanlar olduğu ifade edilerek çevre düzeni planlarına aykırılık bulunduğu vurgulandı.

Kırklareli Barosu Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu açıklamasının sonunda söz konusu projenin Lüleburgaz’da yapılmasına karşı olduklarını belirterek kamu otoritelerinin derhal bu yanlıştan dönmesini istedi. Komisyon, aksi halde sürecin hukuki olarak takipçisi olacaklarını ve çevre hakkının korunması amacıyla gerekli tüm yasal girişimlerde bulunacaklarını kamuoyuna duyurdu.

bottom of page