top of page

Babasının raketleriyle zirveye!

18 saat önce
4 dakikada okunur

Çocuk yaşta başladığı masa tenisini 14 yaşında bırakan 38 yaşındaki Aysu Aktaş, babası Cemil Kahraman’ın teşvikiyle yıllar sonra yeniden masaya döndü. Amatör Spor Haftası kapsamında düzenlenen Veteran Kadınlar Masa Tenisi Turnuvası’nda 30+ kategorisinde birinci olan Aktaş, “Her şey para değil, insanın kendine zaman ayırması lazım” sözleriyle sporun hayatındaki yerini anlattı.

Çocuk yaşta eline aldığı raketi 14 yaşında bir kenara bıraktı. Aradan geçen yıllarda hayatın telaşına karıştı, masa tenisinden uzaklaştı. Ancak babasının teşvikiyle yeniden masaya dönen 38 yaşındaki Aysu Aktaş, Amatör Spor Haftası kapsamında düzenlenen Veteran Kadınlar Masa Tenisi Turnuvası’nda 30+ kategorisinde birinci oldu. Yaklaşık 40 yıldır masa tenisi antrenörlüğü yapan babası Cemil Kahraman’ın kendisi için özel hazırladığı raketlerle mücadele eden Aktaş, yıllar sonra yalnızca birinciliğe değil, özlediği heyecana da kavuştu.

Masa tenisine 8 yaşında başlayan Aysu Aktaş, lise dönemine geçiş sürecinde arkadaş çevresi, takım arkadaşı bulamaması ve derslerin yoğunlaşması nedeniyle sevdiği spordan uzaklaştı. O yıllarda aldığı kararın pişmanlığını bugün hâlâ taşıyan Aktaş, masa tenisini bırakmasının kendisi için doğru bir tercih olmadığını düşünüyor.

BABASININ HAZIRLADIĞI RAKETLER İKİ YILDIR ONU BEKLİYOR

Aysu Aktaş’ın masa tenisine dönüşünde en büyük destekçisi, yıllarını bu spora adamış babası Cemil Kahraman oldu. Yaklaşık 40 yıldır antrenörlük yapan, çok sayıda sporcu yetiştiren Kahraman, kızının yeniden raket tutması için onu teşvik etti.

Aktaş, iki yıl önce veteran grubunda bir turnuvaya katılarak ikinci oldu. O günden sonra düzenli olarak oynamasa da babasının kendisi için hazırladığı raketleri sakladı. Üstelik bu raketler, herhangi bir spor malzemesinden çok daha özel bir anlam taşıyordu. Çünkü babası, kızının eline ve oyununa en uygun raketi hazırlamış, kılıfıyla birlikte ona teslim etmişti.

Babasının hâlâ zaman zaman özel dersler vererek masa tenisiyle ilgilenmeye devam ettiğini anlatan Aktaş, bu özel bağı şu sözlerle dile getirdi: “Babam benim elime hangi raketin uygun geleceğini bilir. Raketlerimi benim için özel hazırladı, kılıfıyla birlikte verdi. İki yıldır benimleler. Şimdi aktif olarak kullanmıyorum ama yeniden oynamak istiyorum. Böyle turnuvalar olduğunda katılmayı düşünüyorum.”

Balıkesir ve Edirne’de görev yapan babasının emekli olduktan sonra da masa tenisinden kopmadığını belirten Aktaş, kendisinin de bu sporun içinde daha fazla yer almak istediğini söyledi. Bu yıl Amatör Spor Haftası kapsamında düzenlenen turnuvadan haberdar olan Aktaş, internet üzerinden başvuru yaparak yeniden yarışmaya katıldı. Kararında babasının kendisine verdiği öğütlerin etkili olduğunu belirten Aktaş, sporun yalnızca kazanmak ve kaybetmekten ibaret olmadığını yeniden fark etti.

“Babam bana sporun iyi bir şey olduğunu, kazanmanın ya da kaybetmenin önemli olmadığını söyledi. İnsanlar tanırsın, hem zihnen hem bedenen daha iyi olursun dedi. Ben de hayatımda bir farklılık olsun istedim ve başvurdum. Şimdi buradayım, yeni insanlarla tanışıyorum. Gerçekten çok güzel geçiyor. İyi ki gelmişim.” diyen Aktaş, 30+ kategorisinde birincilik elde etmesine rağmen turnuvanın kendisi için en değerli yanının kazandığı derece olmadığını ifade etti.

 

“HER ŞEY PARA DEĞİL, İNSANIN KENDİNE ZAMAN AYIRMASI LAZIM”

İş hayatı, geçim sıkıntısı ve günlük sorumlulukların insanları kendilerine zaman ayırmaktan uzaklaştırdığına dikkat çeken Aktaş, sporun bu yoğunluk içerisinde bir nefes alma alanı yarattığını söyledi.

“İş her zaman var, hayatın içinde sürekli bir şeylerle uğraşıyoruz. Çalışma saatleri uzuyor, geçim derdi derken kendimizi unutuyoruz. Oysa insanın kendisine zaman ayırması lazım. Her şey para değil. Ücretsiz, çok güzel etkinlikler var. Ben bunların hepsini bilmiyordum.” ifadelerini kullanan Aktaş, sporun sunduğu imkânları daha yakından tanıdıkça kendisinin ve ailesinin de bunlardan yararlanmak istediğini belirtti.

Oğlunu judoya yazdırdığını, spor olanakları arasında yüzmenin de bulunduğunu öğrendiğini anlatan Aktaş, insanların kendilerine uygun bir spor dalı bulmasının önemini vurguladı. Bunun mutlaka profesyonel düzeyde yapılması gerekmediğini belirten Aktaş, yürüyüşün bile günlük yaşama hareket ve farklılık katabileceğini söyledi.

Spor yaparken gündelik sıkıntılardan uzaklaştığını dile getiren Aktaş, “Spor yaparken başka şeyleri düşünmüyorsunuz. O an yaptığınız işe odaklanıyorsunuz ve stres atıyorsunuz. Vücudumuz hareket etmek istiyor. Hareketsiz kalınca hamlaşıyoruz. Bunu yeniden fark ettim.” dedi.

Turnuvada farklı yaşlardan kadınların aynı ortamda buluşması da Aktaş’ı etkileyen ayrıntılardan biri oldu. Daha önce katıldığı veteran turnuvasında yaklaşık dört kişinin bulunduğunu hatırlatan Aktaş, bu kez karşılaştığı kalabalık ve enerjik ortamdan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

50 yaş üzeri yaşlardaki kadınların da masa tenisi oynadığını görmenin kendisine umut verdiğini belirten Aktaş, sporun yaşla sınırlandırılmaması gerektiğini ifade etti.

“Burada farklı yaş gruplarından kadınları görmek beni çok mutlu etti. İnsanların bir araya gelmesi, tanışması, sohbet etmesi çok güzel. Ortamın enerjisi gerçekten çok iyi. İnşallah bu etkinlikler daha da gelişir, daha fazla insan spora katılır.” diyen Aktaş, kadınların her yaşta sporla buluşmasını istediğini dile getirdi.

Evlendikten sonra Lüleburgaz’a yerleşen ve uzun yıllardır kentte yaşayan Aysu Aktaş, yeniden masa tenisine dönmek için daha kararlı. Düzenlenen kursları araştırmayı düşündüğünü belirten Aktaş, bundan sonra fırsat buldukça antrenmanlara ve turnuvalara katılmak istiyor.

Masa tenisine yeniden başlamanın kendisine ne kadar iyi geldiğini anlatan Aktaş, turnuvadan mutlu ayrılacağını söylerken birinciliğin ötesinde bir kazanıma dikkat çekti:

“Kazanmak ya da kaybetmek benim için sorun değil. İnsanlarla tanışmak, sohbet etmek ve bu enerjinin içinde olmak bana çok iyi geldi. İki yıl önce de oynamıştım ama sonrasında raketi elime almadım. Şimdi yeniden buradayım. Gerçekten bunun bana iyi geldiğini anladım.”

Aysu Aktaş’ın hikâyesinde, babasının hazırladığı iki raket, yıllar önce yarım kalan bir tutkunun yeniden başlamasını bekliyordu. Bugün o raketler, yalnızca bir turnuvada birincilik kazanmanın değil, kendine zaman ayırmanın, geçmişte bırakılan bir sevgiye yeniden dönmenin ve hayata yeni bir heyecan katmanın da simgesi oldu.

Aktaş’ın hikâyesi, spor için hiçbir zaman geç olmadığını hatırlatıyor. Bazen yeniden başlamak için gereken tek şey, bir raket ve sizi yeniden ayağa kaldıracak bir teşvik oluyor.

bottom of page