top of page

AVRUPA’NIN TEMİZ ÇELİK İHTİYACI

AB’ye temiz çelik ve ferrokrom tedarikinde lider olabiliriz

IEA’nın (Uluslararası Enerji Ajansı) sürdürülebilirlik senaryoları ve AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması çerçevesinde, Türkiye’nin yeşil hidrojen, temiz enerji ve düşük karbonlu üretim teknolojilerine yönelmesi; çelik ve ferrokromda Avrupa pazarında stratejik bir tedarikçi konumuna yükselmesinin önünü açabilir.

 

 


IEA ’nın çalışmalarındaki iklim senaryoları baz alınarak hazırlanan ve raporda yer alan SDS (SDS=Sürdürülebilir Kalkınma Senaryosu), demir çelik sektörü ve teknolojik yeşil dönüşüm yaklaşımları açısından önemli bir referans özelliği taşımaktadır. IEA’nın SDS senaryosu aynı zamanda Paris iklim Anlaşması’nın sıcaklık artışını sınırlama hedefleriyle uyumlu olarak hazırlanmış olup, IEA analizinde kısa-orta-uzun vade dönemleri kullanılmıştır. Kısa vadedeki en büyük rolü, geleneksel rotalardaki teknoloji performans iyileştirmeleri ve malzeme verimliliği oynamaktadır. Orta ve uzun vadede ise, karbon yakalama ve yakıt değişimleri, kömürden doğal gaza, hidrojene ve biyoenerjiye geçiş büyük rol oynamaktadır.

Hem doğal gaz hem de yeşil hidrojenle çalışabilen Doğrudan İndirgenmiş Demir (DRI) tesisleri ile kaçınılması mümkün olmayan emisyonlar için karbon yakalama ve depolama teknolojileri de çözüm yelpazesini genişletmektedir. Bununla birlikte Erdemir tarafından yayımlanan raporda 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmak için hedefler belirlenmiş ve kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Yeşil hidrojen ve doğal gaz kullanılarak üretilen çelikte DRI (DRI=Doğrudan redüklenmiş demir) prosesi((proses=süreç) kullanarak, özelliği nedeniyle karbon dioksit (CO2) emisyonları minimize edilmektedir. Bu proseste, +hidrojenle yapılan indirgeme sürecinde yan ürün olarak yalnızca su buharı oluşmakta ve karbon salımı gerçekleşmemektedir. Yeşil hidrojenle yapılan DRI üretiminde, karbon salımı sıfırdır. Bu proses, çelik üreticilerinin net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmalarını sağlayan en yenilikçi ve en etkili yöntemlerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) , özellikle Avrupa Birliği tarafından uygulamaya konulan ve karbon yoğun ürünlerin ithalatında karbon maliyetini dengelemeyi amaçlayan bir araç olup, temiz enerji dönüşümünde oldukça kritik ve çok katmanlı bir rol oynar.

Karbon kaçağını önleyerek temiz enerji üretimini teşvik eder. Ayrıca temiz enerji yatırımlarını hızlandırıp, karbon fiyatlandırmasını küreselleştirerek, enerji dönüşümünde rekabet dinamiklerini değiştirir.

Ülkemiz açısından Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) etkisi belirgin olarak; çelik, çimento ve krom/ ferrokrom üretiminde görülmektedir.

Türkiye, AB’ye en fazla çelik ihraç eden ülkelerden olup; yenilenebilir enerji kullanımı ile ciddi rekabet üstünlüğü sağlayabilecek potansiyele sahiptir. Çimento sektörü en riskli sektörlerden biridir çünkü emisyonun büyük kısmı kimyasal süreçten (klinker) kaynaklanmaktadır. Klinker oranını düşürmek, alternatif yakıt kullanmak ve karbon yakalama azaltım seçenekleri olarak öne çıkmaktadır. Türkiye, Ferroalloy üretimi(Ferroalloy= Manganez, alüminyum ve silisyum gibi bir veya daha fazla başka elementin yüksek oranda bulunduğu demir alaşımı)  için önemli bir oyuncu konumundadır. Ferrokrom üretiminde; çok yüksek elektrik tüketimi olup emisyonun ana kaynağını elektrik + redüksiyon karbonu oluşturmaktadır.

Artık, ucuz enerji değil, düşük karbonlu enerji önemlidir. Azaltım seçenekleri için bir senaryo karşılaştırması yapmak gerekirse aşağıdaki tablo ortaya çıkmaktadır.

Enerji Kaynağı

                    Emisyon

          SKDM Etkisi

Kömür bazlı elektrik

                    Çok yüksek

              Rekabet kaybı

Şebeke ortalaması

                          Orta

                    Riskli

Hidro / GES / RES

                          Düşük

              Büyük avantaj

 

AB’den enerji dönüşümü vurgusu: “Yenilenebilir kaynaklar stratejik öncelik haline gelmeli”

Avrupa Birliği’nde enerji politikalarına ilişkin yön arayışı sürerken, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı Avrupa’nın fosil yakıtlardan uzaklaşarak yenilenebilir enerjiye dayalı bir sisteme hızla geçmesi gerektiğini vurguladı.

 

Viyana’da gerçekleştirilen ortak basın toplantısında konuşan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkan Yardımcısı , enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların Avrupa için yapısal bir risk haline geldiğini belirterek çözümün temiz ve yerli kaynaklarda olduğunu ifade etti.

 

Petrol fiyatlarındaki oynaklığın Avrupa ekonomisini kırılgan hale getirdiğine dikkat çeken Başkan Yardımcısı, bu durumun yalnızca kısa vadeli bir sorun olmadığını, aksine mevcut enerji sisteminin sürdürülebilir olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Bağımlılığın maliyeti, bağımsızlığın maliyetinden daha yüksek” diyen Başkan Yardımcısı bu bağımsızlığın ise yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasıyla mümkün olacağını dile getirdi.

Rüzgâr ve güneş başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılmasının Avrupa’nın hem enerji güvenliğini arttıracak hem de ekonomik istikrarını güçlendirecektir. Enerji arzında dışa bağımlılığı azaltmanın yolunun temiz enerji dönüşümünden geçtiğini vurgulayan Başkan Yardımcısı, AB’nin bu alandaki politikalarını daha kararlı ve hızlı uygulaması gerektiğini ifade etti.

Toplantıda söz alan Avusturya Ekonomi Bakanı ise Avrupa’nın rekabet gücünü koruyabilmesi için enerji maliyetlerini düşürmesi gerektiğini belirtti. Yenilenebilir enerji yatırımları kritik rol oynamaktadır. Daha öngörülebilir ve düşük maliyetli bir enerji sisteminin sanayi için oldukça hayatidir.

Küresel ekonomide artan belirsizliklere dikkat çeken Avusturya Ekonomi Bakanı , ABD’deki korumacı eğilimler, Çin’in sanayi politikaları ve Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmelerin Avrupa’yı daha dirençli bir ekonomik yapıya yönelmeye zorladığını ifade etti. Bu çerçevede, yerli ve temiz enerji kaynaklarına dayalı bir dönüşümün Avrupa sanayisinin geleceği açısından belirleyici olacağını vurguladı.

Avrupa’nın sanayi gücünü koruması için enerji dönüşümünü hızlandırması gerektiğini belirten Avusturya Ekonomi Bakanı, fosil yakıt bağımlılığını azaltan ve yenilenebilir enerji kapasitesini artıran politikaların aynı zamanda sanayisizleşme riskine karşı da en güçlü yanıt olduğunu sözlerine ekledi.

Son Yazılar

Hepsini Gör
Sosyal medyaya sıkı takip!

“Valilikten asılsız paylaşımlara ilişkin açıklama” Kırklareli Valiliği, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okullara yönelik silahlı saldırıların ardından sosyal medyada vatandaşları korku ve paniğe sevk

 
 
bottom of page