83 yıldır avcılığı yaşatıyorlar!
- Özlem KARAKOYUN

- 22 saat önce
- 3 dakikada okunur
1943 yılında kurulan Lüleburgaz Avcılık ve Atıcılık İhtisas Spor Kulübü, geniş üye yapısı ve uzun yıllara dayanan tecrübesiyle faaliyetlerini sürdürürken, kulüp yöneticileri ve eski üyeler avcılığın geçmişte temel bir ihtiyaç, günümüzde ise yasal çerçevede yapılan bir spor ve sosyal faaliyet olduğuna dikkat çekiyor.



1943 yılında kurulan Lüleburgaz Avcılık ve Atıcılık İhtisas Spor Kulübü, Lüleburgaz’ın en köklü ve en fazla üyeye sahip spor kulüplerinden biri olarak faaliyetlerini sürdürüyor.
Kulübün mevcut başkanı Olcay Şentürk. Toplam 800 üyesi bulunan kulüpte, yaklaşık 400 üye av sezonlarında aktif olarak sahada yer alıyor. Kulüp, avcılığı yasal çerçevede bir spor ve sosyal faaliyet olarak yaşatırken, farklı yaş gruplarından üyeleri aynı çatı altında buluşturuyor.
Avcılığın zaman içinde değişen niteliğine ve toplumda oluşan algılara değinen Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Çokivgen, avcılığın yalnızca avlanmadan ibaret olmadığını vurguladı.
Çokivgen, “Eskiden avcılık daha çok beslenme amaçlı yapılırdı, günümüzde ise bu iş spor ve hobi olarak sürdürülüyor. İnsanlar avcılığı dışarıdan katliam gibi görebiliyor ama bu işin içinde olanlar için durum böyle değil. Bu, doğayla iç içe olmayı, bir araya gelmeyi ve toplumsal bir birlikteliği ifade ediyor. Nasıl dernekler, sendikalar varsa avcılar da aynı anlayışla bir araya geliyor. Vurulan hayvanlar israf edilmiyor; ördeği, tavşanı aile büyüklerimiz temizleyip tüketiyor. Kır tavşanı avlanır, yavru hayvanlara kesinlikle dokunulmaz. Bölgemizde ördek, bıldırcın, üveyik, tahtalı, domuz ve tavşan avcılığı yapılıyor. Gençler bu spora hayvan öldürmek için değil, sohbet etmek, stres atmak ve doğayla vakit geçirmek için başlıyor” dedi.
“BELGESİZ AVCILIK OLMAZ”
Avcılığın kuralları ve sorumlulukları olduğuna dikkat çeken Çokivgen, yasal süreçlerin önemini de hatırlattı.
Çokivgen, “Belgesiz avcılık olmaz. Her avcı Halk Eğitim Merkezlerinden kurs alarak sertifika edinmek zorunda. Derneğimiz her yaştan vatandaşa açık; aktif olarak ava çıkmayan, sadece sosyal ortam için üye olan 80 yaşında üyelerimiz de var. Avcılık bir ata sporudur ve kolay kolay bitmez ancak yüksek vergi, harçlar ve artan maliyetler avcıları zorluyor. Avdan önce en önemli konu insan sağlığıdır, görülmeyen hedefe asla ateş edilmemelidir. Köpekler bu işin vazgeçilmezidir; avcının yoldaşıdır. Gençlerin bu tür derneklerde yer almasını önemsiyoruz ama mutlaka tecrübeli kişilerin yanında olmalarını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Kulübün geçmişte trap atışları gibi sportif faaliyetler düzenlediğini ancak maliyet artışları nedeniyle bu etkinliklerin azaldığını belirten Çokivgen, buna rağmen avcılığın sosyal yönünün güçlü biçimde devam ettiğini dile getirdi.
Sezonun ekim ayı başında açıldığını, sezon açılışlarında geleneksel olarak üyelerin bir araya geldiğini ve ilk günlerde fiili av yapılmadığını da sözlerine ekledi.
Lüleburgaz ve çevresinin özellikle çulluk avcılığı açısından önemli bir potansiyele sahip olduğu belirtilirken, geçmiş yıllarda bölgede uluslararası nitelikte organizasyonlar düzenlendiği, bu tür etkinliklerin yerel esnafa da katkı sağladığı ifade edildi. Avcıların gittikleri her bölgede konaklama, yiyecek ve ekipman ihtiyaçlarıyla esnafı desteklediği kaydedildi.
“AVCILIK ATALARIMIZDAN MİRAS KALAN BİR YAŞAM PRATİĞİ”
Kulübün eski kurucu üyelerinden 61 yaşındaki Arif Yozcu, avcılığın yalnızca bir uğraş değil, atalarımızdan miras kalan bir yaşam pratiği olduğunu ifade etti.
Yozcu, geçmişte avcılığın kuşaktan kuşağa aktarılan bir bilgi ve deneyim olduğunu belirterek, “O yıllarda avcılık bir spor ya da hobi olarak görülmezdi. Doğanın sunduğu imkanlar içinde, ailelerin sofrasına katkı sağlayan doğal bir ihtiyaçtı. Avdan dönüldüğünde elde edilen paylaşılıp tüketilir, hiçbir şey ziyan edilmezdi” dedi. Avcılığın insanları doğayla daha güçlü bir bağ içine soktuğunu aktaran Yozcu, sabır, dikkat ve sorumluluk duygusunun bu uğraşla birlikte öğrenildiğini söyledi.
Yozcu, avcılığın aynı zamanda bir kültür aktarımı olduğunu vurgulayarak, büyüklerin gençlere yalnızca avlanmayı değil, doğaya saygıyı ve ölçüyü de öğrettiğini dile getirdi. “Atalarımızdan kalan bu alışkanlık, zamanla yaşam şartlarının değişmesiyle farklı bir noktaya geldi. Bugün avcılık daha çok spor ve sosyal faaliyet olarak yapılıyor ama geçmişteki o ihtiyaç temelli anlayış, kulübümüzün hafızasında hala yerini koruyor” ifadelerini kullanan Yozcu, bu kültürün hatıralar, anlatılar ve tecrübeler yoluyla yaşatılmaya devam ettiğini sözlerine ekledi.


