36 kareden bir ömre!
- Özlem KARAKOYUN

- 1 gün önce
- 4 dakikada okunur
10 yaşında 24 kupon biriktirerek sahip olduğu ilk fotoğraf makinesiyle başlayan Yalçın Yıldırım’ın fotoğraf tutkusu, yıllar içinde muhabirlikten üniversite fotoğrafçılığına, kuş ve makro fotoğrafçılıktan astro ve gelin-damat çekimlerine uzandı. Yıldırım, fotoğrafın kendisi için geçmişe açılan bir kapı olduğunu belirterek, “Yıllar önce çektiğim bir fotoğrafa baktığımda beni o güne geri götürüyor” dedi.

Fotoğraf, kimi zaman tek bir saniyeyi yıllarca saklayan bir hafıza, kimi zaman unutulmaya yüz tutmuş bir anıyı yeniden canlandıran sessiz bir tanık, kimi zaman da insanın yıllar sonra dönüp baktığında kendisini yeniden o günün içinde bulmasını sağlayan güçlü bir araç oluyor. Kırklareli’nde yaşayan 41 yaşındaki Yalçın Yıldırım’ın fotoğrafla kurduğu bağ da tam olarak böyle bir hikâyeyi anlatıyor.
Evli ve iki çocuk babası olan Yıldırım, şu anda Kırklareli’nde bir firmada özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını söyledi. Fotoğrafçılığın ise hayatında hem bir hobi hem de aktif olarak sürdürdüğü bir uğraş olduğunu belirten Yıldırım, bir fotoğraf atölyesinde gelin-damat fotoğrafçılığı yaptığını ifade etti. Aynı zamanda Kırklareli Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği (KIFSAD) yönetiminde başkan yardımcılığı görevini yürüttüğünü aktardı.
Yıldırım’ın fotoğrafla tanışması ise henüz 10 yaşındayken başladı. O yıllarda gazetelerin kupon karşılığında çeşitli ürünler verdiğini anlatan Yıldırım, televizyonda kuponla fotoğraf makinesi verileceğine ilişkin reklamı gördüğünde büyük heyecan yaşadığını söyledi. Fotoğraf makinesine sahip olabilmek için 24 kupon topladığını ve makinesinin geleceği günü sabırsızlıkla beklediğini belirtti.
Çocukluk yıllarında eline aldığı ilk fotoğraf makinesinin bugünkü teknolojiden oldukça uzak olduğunu dile getiren Yıldırım, makinenin flaşsız olduğunu ve filminin elle kurulduğunu anlattı. Ancak bu durumun çocukluk heyecanını azaltmadığını ifade eden Yıldırım, elindeki makineyle çevresinde gördüğü hemen her şeyi fotoğraflamaya başladığını söyledi.
Öyle ki 36 pozluk bir filmi yaklaşık yarım saatte bitirdiğini anlatan Yıldırım, çocukluk dönemindeki bu yoğun merakın yıllar içinde giderek büyüyen bir fotoğraf tutkusuna dönüştüğünü belirtti.
24 KUPONLA BAŞLAYAN YOLCULUK
Fotoğraf makinesiyle ilk tanışmasının ardından fotoğrafın hayatında önemli bir yere sahip olmaya başladığını anlatan Yıldırım, asıl gelişimin ise askerlik sonrasında başladığını söyledi. Askerlik görevini tamamladıktan sonra Kırklareli’nde bir yerel gazetede muhabir olarak çalışmaya başladığını aktaran Yıldırım, burada haberlerde kullanılmak üzere kendisine kompakt bir fotoğraf makinesi verildiğini ifade etti.
İlk makinesiyle gazetenin verdiği makine arasında büyük teknolojik fark bulunduğunu belirten Yıldırım, yeni makinenin dijital olduğunu ve çok yüksek zoom yapabildiğini söyledi. Bu makineyle birlikte fotoğrafçılığa olan ilgisinin daha da arttığını ifade eden Yıldırım, haber fotoğraflarının yanı sıra boş zamanlarında manzara, çiçek, böcek ve kelebek fotoğrafları çekmeye başladığını anlattı.
Bu süreçte fotoğrafçılığı daha çok sevdiğini dile getiren Yıldırım, daha sonra o dönemin dahi eski modellerinden sayılabilecek bir DSLR fotoğraf makinesi satın aldığını söyledi. Ancak yeni makinenin kendisi için işleri bir süre daha zorlaştırdığını belirten Yıldırım, makineyi kullanmanın gerçekten zor olduğunu ifade etti.
O dönemde bugünkü gibi eğitim videolarına kolaylıkla ulaşılabilen video platformlarının bulunmadığını hatırlatan Yıldırım, makineyi büyük ölçüde deneme-yanılma yöntemiyle öğrenmeye çalıştığını söyledi. Bir yandan makinenin özelliklerini keşfetmeye, diğer yandan fotoğraf üretmeye çalıştığını anlatan Yıldırım, bu süreçte kendisine önemli katkılar sağlayan fotoğrafçılardan Özcan Çeltikli’nin desteğini de özellikle vurguladı.
Çeltikli’nin yaptığı eleştirilerin kendisine çok şey kattığını belirten Yıldırım, kendisinden aldığı desteği unutmadığını söyledi ve Özcan Çeltikli’yi minnetle andığını ifade etti.
“İLK KEZ GERÇEK BİR FOTOĞRAFÇI GİBİ HİSSETTİM”
Muhabirlik yaptığı dönemin ardından Kırklareli Üniversitesi Rektörlüğü’nde fotoğrafçı olarak çalışmaya başladığını anlatan Yıldırım, üniversitede Rektörün katıldığı etkinliklerin yanı sıra düzenlenen çeşitli organizasyonlarda da fotoğraflar çektiğini söyledi.
Üniversitedeki çalışma döneminde kendisi açısından önemli bir görevin de karşısına çıktığını belirten Yıldırım, üniversite için bir tanıtım kataloğu hazırlanacağının ve katalogda kullanılacak fotoğrafları kendisinin çekmesi gerektiğinin kendisine bildirildiğini aktardı.
Bu görevin ilk anda gözünü korkuttuğunu ifade eden Yıldırım, bunun üzerine okul okul gezerek fotoğraflar çekmeye başladığını anlattı. Çektiği fotoğrafların tamamının beğenildiğini ve hazırlanan tanıtım kataloğunda kullanıldığını söyleyen Yıldırım, bunun kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu belirtti.
Bu çalışmanın fotoğrafçılık hayatında özel bir yere sahip olduğunu dile getiren Yıldırım, o dönem belki de ilk kez kendisine gerçek bir fotoğrafçı gözüyle baktığını söyledi.
Bir süre daha üniversitede çalıştıktan sonra buradan ayrıldığını belirten Yıldırım, ardından bir dönem fotoğrafçılıktan uzak kaldığını ifade etti.
Yaklaşık 7 yıllık aranın ardından yeniden hobi fotoğrafçılığına döndüğünü anlatan Yıldırım, bu kez geçmişte edindiği tecrübeleri internet üzerindeki video eğitimleriyle geliştirdiğini söyledi. Eskiye kıyasla daha iyi ekipmanlar aldığını belirten Yıldırım, fotoğrafçılığa dönüşünde hem teknik bilgisini hem de bakış açısını geliştirdiğini aktardı.
“HER TÜR FOTOĞRAFIN AYRI BİR ZORLUĞU VAR”

Fotoğrafçılıkta birçok kişinin tek bir fotoğraf türüne yöneldiğini ifade eden Yıldırım, kendisinin ise farklı alanlarda fotoğraf çekmekten keyif aldığını söyledi. Kuş fotoğrafçılığını, makro fotoğrafçılığını, astro fotoğrafçılığı ve düğün-gelin damat fotoğrafçılığını sevdiğini belirten Yıldırım, bu alanların her birinin kendine özgü zorlukları bulunduğunu dile getirdi.
Bu türler arasında kendisine göre en zor olanın kuş fotoğrafçılığı olduğunu söyleyen Yıldırım, kuşların küçük ve ürkek canlılar olması nedeniyle fotoğrafçının ciddi bir sabır göstermesi gerektiğini ifade etti.
Süper tele zoom lens kullanılsa dahi kuşlara yaklaşmak gerektiğini belirten Yıldırım, kuşların ürkek yapıları nedeniyle fotoğrafçıya fazla yaklaşma imkânı vermediğini anlattı. Kuş fotoğrafçılığındaki bu zorluğun belki de kendisinin bu alana daha fazla ilgi duymasının nedenlerinden biri olduğunu söyledi.
Yıldırım, farklı fotoğraf türlerinin farklı beceriler gerektirdiğini, ancak hepsinin ortak noktasının doğru anı yakalamak olduğunu ifade etti.
Bugün fotoğrafçılığı hem hobi olarak sürdürdüğünü hem de bir fotoğraf atölyesinde gelin-damat çekimleri yaptığını belirten Yıldırım, KİFSAD yönetimindeki başkan yardımcılığı göreviyle de fotoğraf ve sinema alanındaki çalışmaların içerisinde yer almaya devam ettiğini aktardı.
“HER FOTOĞRAFIN YERİ BENDE BAŞKA”
Yıldırım’a göre fotoğrafçılığın en güzel tarafı ise yıllar sonra çekilen karelere yeniden bakabilmek.
Fotoğrafın kendisi için yalnızca estetik bir görüntüden ibaret olmadığını ifade eden Yıldırım, yıllar önce çektiği bir fotoğrafa baktığında kendisini doğrudan o güne götürdüğünü söyledi.
Çektiği fotoğrafın bir kelebek fotoğrafı dahi olabileceğini belirten Yıldırım, o kareye baktığında fotoğrafı nerede çektiğini, çekim sırasında ne kadar zorlandığını ya da beklediğinden daha kolay bir şekilde fotoğrafı elde ettiğini hatırlamanın kendisine büyük mutluluk verdiğini anlattı.
Bu nedenle çektiği her fotoğrafın kendisinde ayrı bir yeri olduğunu ifade eden Yıldırım, fotoğrafın geçmişi hatırlama gücüne dikkat çekti.
Yıldırım, 19 Ağustos Fotoğrafçılık Günü dolayısıyla da fotoğrafa gönül veren herkese mesaj gönderdi. Fotoğraf makinesinin hem karşısında hem de arkasında emek veren, fotoğrafı hobi amacıyla ya da maddi kazanç için çeken herkesin emeklerinin karşılığını bulmasını dilediğini belirten Yıldırım, tüm fotoğrafçıların gününü kutladı.



