top of page

ÖĞRETMEN FATMA BALKAN VEFAT ETTİ

Geçtiğimiz pazartesi günü Emrullah Efendi okulu öğretmenlerinden Fatma Balkan hanımefendi hakkın rahmetine erdi.

Kendisiyle aynı okulda beraber yıllarca öğretmenlik yaptım.

Mübalağa etmiyorum, tüm öğrencilerine hitap ederken ‘lütfen susun, ayağa kalkar mısınız? Kitabın 30’uncu sayfasını okur musunuz?’

Zil çalınca sınıftaki tüm öğrenciler dışarı çıkarken yavaş olunuz, acele etmeyiniz. Arkadaşını itme, düşüreceksin… Hep kibar cümleler kullanarak sınıfın çoğu da onun konuştuğu gibi konuşmaya çalışıyordu.

Kendisi çok kibardı… ve karşısındaki öğrencinin de ona aynı şekilde konuşmasına dikkat ederdi.

Öğretmenliğine kimse laf edemezdi. Onun öğrencileri ise okulun en iyi ve en kültürlüsüydü.

Eşi Rahim Balkan’da eşinin kopyasıydı. Efendi, çalışkan, kibar ve o kemanınla tüm öğrencilere örnek olurdu.

Tam bir öğretmendi.

Allah onun günahlarını affetsin.

Ona cennet yüzü göstersin.

İzin verirseniz Fatma Balkan’ın cenazesinde öğretmenlerden çok az kişi vardı. Unutmayın giderseniz, gelirler. Gitmezseniz gelmezler. Sonra çok ayıp olur. Geride kalanlar çok üzülürler.

Üzüldüm, hem de çok üzüldüm. Böyle değerli öğretmenler daha uzun yaşamalı.

Ama ne yaparsın kader. Her canlı ölümü mutlaka tadacaktır.

Yüce Rabbim ne olur, onun kaderini affet. Ona cennette bir yer ayır. Çünkü Fatma hanım her şeyi affeden ve öğrencileri tarafından sevilen sayılan bir öğretmendi.

KUYUMCUNUN CEVABI

Akıllılar işin öncesinde feryat ederler, cahiller ise işin sonunda başlarına vururlar. Sen işin başında sonunu gör ki kıyamet günü pişman olmayasın.

-

Birisi bir kuyumcuya giderek; “altın tartacağım, bana terazini versene” dedi.

Kuyumcu dedi ki; “babacığım hadi git, bende kalbur yok”

Adam; “alay etme benimle, ver şu teraziyi” dedi.

Kuyumcu dedi ki; “dükkanımda süpürge yok”

Adam; “yeter yahu, bırak alayı. Ben sen teraziyi istiyorum. Duymamazlıktan gelme. Lafı evirip, çevirme. Şakayı bırak da ver teraziyi” dedi.

Kuyumcu dedi ki; “sağır değilim, sözünü duydum. Söylediğim sözleri de manasız sanma. Sözünü duydum, ama sen kuvveti, kudreti kalmamış bir ihtiyarsın. Hiç şüphem yok ki, zayıflıktan elim titreyecek. Tartacağın altın külçe değil, tozu olan, kırık dökük altın parçaları. Elin titreyecek, onları yere dökeceksin. Sonra bana bir süpürge ver de toza, toprağa dökülen altınımı süpüreyim. Diyeceksin. Altını süpürüp bir yere toplayınca da ey, yiğit kalbur isterin diye tutturacaksın. Ben, işin sonunu önceden gördüm, iyisi mi hadi sen başka bir yere git”

-

FANATİK (FIKRA)

Bir gün futbol fanatiği adam bir gün arkadaşının yanına gider.

Arkadaşı ise ölüm döşeğinde Azrail’le boğuşuyor.

Adam öldükten iki hafta sonra fanatik arkadaşını odasında ziyaret eder. Adam arkadaşının hayaletini görünce şaşkınlıkla kalkar. Ölü arkadaşı; “sana bir iyi bir de kötü haberim var, ilk önce hangisini söyleyeyim?” der.

Arkadaşı; “iyi haberden başla”

“İyi haber çarşamba arkadaşlara maç yapıyoruz. Kötü haber ise bu çarşamba kalede sen varsın!”

22 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


bottom of page