Yüreğime batan çekirdek kabukları
- gorunumhaber

- 24 Tem 2025
- 2 dakikada okunur

Nazlı Işık Tan yazdı...
Geçen pazar günü, bizim evin önündeki saksılarla uğraşıyordum. Saksılar dediğim de öyle çok değil, yıllardır elimle büyüttüğüm limon, fesleğen, bir de küsmeyen sardunyam var. Akşam üzeri ama hava hala sıcak, ‘biraz hava serinlesin öyle sularım’ diye düşündüm, kitabımı elime aldım fakat okumak ne mümkün.
Kaldırıma üç genç yerleşti. Çekirdek poşeti ellerinde, başladılar çitlemeye. Eh, gençtirler, keyifler yerinde olsun. Fakat o ses… Çıt çıt çıt! Önce kulağımı tırmaladı, sonra gözüm kaldırıma kaydı. Kabuklar konfeti gibi dökülüyor yere. Gittikçe çoğaldı kabuklar. Dedim ki kendi kendime, “Nazlı, senin gene öğretmen damarların kabarıyor… Ama susarsan da içinden çıkmaz bu dert.”
Yanlarına vardım. Kibarca:“Evladım, bu kabukları yere atmasanız olur mu?” dedim.Biri güldü: “Toplarız teyze, sıkıntı yapma,” dedi.Diğeri göz devirdi. Üçüncüsü de, “Herkes yapıyo. Belediye sabah süpürüyo zaten,” deyiverdi. Sanki sabah bir melek gelip kaldırımı öpüp temizliyor...
Evden bir poşet aldım yanlarına gittim :“Bakın çocuklar, bu iş belediyeyle bitmez. Belediyenin görevi süpürmek ama bizim görevimiz kirletmemek. Biz yere attıkça, bu memleketin çöpünü kaldıracak kepçe bulamayız?”
O an bir sessizlik oldu. Birinin dudağı büküldü, diğeri kafasını önüne eğdi. Poşeti uzattım, utanır gibi olan poşeti aldı. Kabukları toplar gibi yaptılar, tatları kaçtı kalkıp gittiler.
İçim burkuldu. Ben bu memlekette 30 sene çocuklara "Çevre bilinci" aşılamaya çalıştım. Demek ki bir şeyleri yanlış yapmışız, becerememişiz bu işi. O çekirdek kabukları içime battı sanki. Neyse bu da başka bir yazının konusu.
Temizlemek elbette yerel yönetimlerin görevi. Daha çok çöp kutusu, daha görünür uyarı tabelaları, gençlere, çocuklara çevre bilinci kazandıran atölyeler, etkinlikler, uygulamalar…
Ama bu kasaba bizim evimiz, nasıl salonumuza çöp atmıyorsak sokakta da aynı özeni göstermeliyiz. ‘Herkes yapıyor ‘ diye işin içinden sıyrılamayız.
Değişim, "herkesin" değil, birinin bir şeyi farklı yapmasıyla başlar. O “biri” sizsinizdir, benimdir, mahalledeki Ayşe teyzedir, bir çocuk, bir gençtir. Eğer herkes bu "zaten böyle" hissine teslim olursa, hiçbir şey değişmez. Parklarımız, bahçelerimiz, mesire alanlarımız, hatta evimizin önü bile çöplük olur.
Ve bu kirlilik sadece fiziksel değil; estetikten saygıya, birlikte yaşama kültürüne kadar yayılan bir çürümeye gider ki vay halimize.
Tertemiz günler dileğiyle…


