top of page

Trakya’da toprak alarmı!

18 saat önce
2 dakikada okunur

Ertaş’tan “Kaya Gazı” uyarısı!

Trakya’da petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında gündeme gelen acele kamulaştırma kararı tartışılmaya devam ediyor. Trakya Kent Konseyleri Birliği Başkanı Dt. Yasemin Ertaş, faaliyetlerin enerji ve ekonomik getirilerinin yanı sıra su kaynakları, tarım arazileri, toprak ve ekosistem üzerindeki olası etkilerinin bilimsel verilerle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Trakya’da petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetleri kapsamında gündeme gelen acele kamulaştırma kararı, bölgedeki tarım arazileri ve su kaynakları üzerindeki olası etkileri nedeniyle tartışılmaya devam ediyor.

Trakya Kent Konseyleri Birliği Başkanı Dt. Yasemin Ertaş, yaptığı açıklamada, enerji arz güvenliği ve yerli hidrokarbon kaynaklarının değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirterek, düşük geçirgenlikli kayaçlarda doğal gaz üretiminde kullanılan yatay sondaj ve hidrolik çatlatma yöntemlerinin çevresel boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.

Ertaş, hidrolik çatlatmada yüksek basınçlı sıvıların kayaç içerisine enjekte edilerek çatlaklar oluşturulduğunu belirterek, üretim sırasında yüzeye çıkan akışkanların formasyon kaynaklı maddeler içerebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle su temini, geri kazanılan akışkanların güvenli şekilde depolanması ve bertarafı ile kuyuların bütünlüğünün korunmasının çevresel değerlendirmede önemli başlıklar olduğunu söyledi.

ETKİLER KUYUYLA SINIRLI DEĞİL

Trakya’nın geniş tarım alanları, kırsal yerleşimleri ve yüzey ile yeraltı su kaynaklarının bir arada bulunduğunu belirten Ertaş, hidrokarbon faaliyetlerinin su ve arazi kullanımına olası etkilerinin tarımsal üretim ve ekosistem ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ertaş, faaliyetlerin yalnızca sondaj kuyusuyla sınırlı kalmadığını; sondaj platformları, erişim yolları, boru hatları, depolama alanları ve yardımcı tesislerin de arazi parçalanması, trafik, toz, gürültü ve altyapı baskısı oluşturabileceğini kaydetti. Çok sayıda kuyunun devreye girmesi halinde ise bu etkilerin kümülatif olarak ele alınması gerektiğini belirtti.

YERALTI SUYU VE SİSMİSİTE VURGUSU

Kuyu bütünlüğünün yeraltı suyunun korunması açısından kritik olduğunu vurgulayan Ertaş, çelik muhafaza boruları ve çimentolama sistemlerinin sondaj ve üretim akışkanlarının çevredeki formasyonlarla temasını sınırlandırmak amacıyla kullanıldığını söyledi. Ancak bu sistemlerin uzun dönemli performansının jeolojik yapı, fay sistemleri ve işletme koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Hidrolik çatlatmanın olası sismik etkilerine de değinen Ertaş, bilimsel literatürde bazı faaliyetlerle küçük ölçekli sismik olaylar arasında ilişki bulunduğunun ortaya konulduğunu belirtti. Bu nedenle Trakya’daki olası çalışmalar değerlendirilirken bölgesel fay sistemleri, mevcut sismisite ve yerel jeolojik koşulların dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“SU, TOPRAK VE GIDA GÜVENLİĞİ NASIL ETKİLENECEK?”

Ertaş, Trakya’daki kaya gazı arama ve üretim faaliyetlerinin su, toprak ve gıda güvenliği üzerindeki olası etkilerinin bilimsel ölçütlerle ortaya konulması gerektiğini belirtti.

Su bütçesi, yeraltı suyunun korunması, tarımsal üretim, atık akışkanların yönetimi, arazi bütünlüğü ve sismik risklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ertaş, karar alma süreçlerinin yalnızca üretilebilir rezerv ve ekonomik getiriler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini söyledi.

Ertaş, enerji üretiminin bölgenin su kaynakları, tarımsal üretim kapasitesi ve ekosistemleri üzerindeki olası etkilerinin aynı değerlendirme çerçevesinde ele alınması ve kararların bilimsel kanıtlara, ölçülebilir çevresel göstergelere ve uzun dönemli bölgesel etkilerin değerlendirilmesine dayandırılması gerektiğini kaydetti.

bottom of page