top of page

TİP’ten çocuk hakları semineri

Türkiye İşçi Partisi’nin Çocuk Hakları Komisyonu, Kırklareli’nde “Kültürel Kodlar Karşısında Çocuk Haklarını Savunmak” başlıklı bir seminer düzenledi. Çocuk gelişimi, eğitim sistemi, adalet mekanizması ve kültürel baskıların çocuklar üzerindeki etkileri ele alındı. Etkinlik, katılımcıların soruları ile sona erdi.

Türkiye İşçi Partisi’nin Çocuk Hakları Komisyonu tarafından Kırklareli TİP örgütünde “Kültürel Kodlar Karşısında Çocuk Haklarını Savunmak” başlıklı bir seminer düzenlendi. Yaklaşık iki saat süren etkinliğe parti üyeleri ve vatandaşlar katılım sağladı. Semineri, Komisyon adına Çocuk Gelişim Uzmanı ve Davranış Analisti Tanyel Süzer sundu.

Süzer konuşmasında; çocuk tanımı, çocuklarla yetişkin etkileşiminde kültürel kodların etkisi, çocuk işçiliği, eğitimden kopuş süreçleri, eğitim hakkı, suça sürüklenen çocuklar ve cinsiyet eşitliği gibi başlıkları ele aldı.

Eğitim sistemindeki çöküşe dikkat çekerek özellikle kadınların ekonomik bağımsızlığını destekleyecek ücretsiz okul öncesi kurumlarının açılmadığını, köy okullarının kapatılmasıyla çocukların taşımalı sisteme mecbur bırakıldığını ve devletin güvenli yurtlar sağlamayarak aileleri cemaat yurtlarına yönelttiğini ifade etti.

Konuşmada, ailelerin yoksulluk ve toplumsal baskı nedeniyle çocukların duygusal gelişimini desteklemekte zorlandığı belirtildi.

Çocuk adalet sistemi üzerine değerlendirmelerinde ise Süzer, iktidarın “aile” kavramını kutsallaştırarak çocukların temel haklarını yok saydığını, yoksul ailelerin çocuklarının “ucuz işgücü” olarak konumlandırıldığını ve hukukun işlememesi nedeniyle suç-ceza dengesinin bozulduğunu belirtti.

Suça sürüklenen çocukların “toplumsal öfkenin hedefi” haline getirildiğini, bir anne kaybı üzerinden toplumda yaratılan manipülasyonla asıl sorumluların değil çocukların suçlanmaya çalışıldığını ifade etti. Çocukların rehabilitasyon ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanmaması nedeniyle ömür boyu damgalandığını söyledi.

Süzer, son dönemde hazırlanan yargı paketlerinde “aile” kavramının politik bir araç haline getirildiğini, atanmış cinsiyetinden farklı kimliğe sahip çocukların hedef gösterildiğini ve akran zorbalığının engellenemediğini belirtti.

Engelli, nöroçeşitli, LGBTİ+, göçmen ve farklı etnik kökenlere sahip çocukların haklarının korunmasının devletin açık bir yükümlülüğü olduğunu ifade ederek kapsayıcı toplumsal yaklaşımın zorunlu olduğunun altını çizdi. Seminer, katılımcıların soruları ve katkılarıyla tamamlandı.

bottom of page