Sahnenin perde arkası
- Özlem KARAKOYUN

- 28 Mar
- 3 dakikada okunur
27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında Uçaneller Kuklaevi Genel Sanat Yönetmeni Mesut Sarıoğlu, söyleşinin ikinci bölümünde tiyatronun görünmeyen yönlerini, sanatın bağımsızlık mücadelesini ve genç oyunculara dair önemli mesajlarını samimi ve çarpıcı ifadelerle paylaştı.





27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında, Uçaneller Kuklaevi Genel Sanat Yönetmeni Mesut Sarıoğlu ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi ikinci bölümüyle devam ediyor.
İlk bölümde, 1980’li yıllarda başlayan tiyatro yolculuğunu ve Lüleburgaz’dan uluslararası sahnelere uzanan serüvenini anlatan Sarıoğlu, ikinci bölümde tiyatronun bugünkü durumu, sanatın bağımsızlığı ve sahnenin görünmeyen gerçeklerine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
27 Mart’ın tiyatro dünyasındaki karşılığından, sanatın yerel ölçekte nasıl şekillendiğine; genç oyunculara önerilerden kukla tiyatrosunun bilinmeyen yönlerine kadar birçok başlıkta önemli mesajlar veren Sarıoğlu, deneyimlerini samimi ve eleştirel bir bakışla aktarmayı sürdürdü.
DÜN İLK BÖLÜMÜNÜ YAYINLADIĞIMIZ SÖYLEŞİNİN İKİNCİ GÜNÜNDEYİZ. DÜN 27 MART’TI…BU TARİH SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Öncelikle bir yanlışı düzeltmem gerekiyor. Dünkü söyleşide ‘Utku ile Aysun’un evlendiğini’ söylemiştim. Aysun’la bizim ekipte tanışan Utku değil Ufuk’tu. Bu arada çok sayıda oyuncu arkadaşımı söylemediğimi fark ettim. Söyleşinin ilerleyen aşamalarında onlardan da söz edeceğim. Aslında benim kasabadaki tiyatro yolculuğumun kitaplaşması gerekiyor. Sanatın bir dönem dahi olsa kasabayı ne kadar değiştirebildiğini bu yolculukta görebiliriz.
KİTABI MERAKLA BEKLİYORUZ. AÇIKLAMANIN ARDINDAN YENİDEN KONUMUZ DÖNMEK İSTİYORUM. 27 MART SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR?
Tiyatro’nun daha görünür olduğu gündür 27 Mart. Ortak bir bildiri okunur, oyunlar oynanır, seçilmişle ve atanmışlar tiyatronun ihtişamından söz edip desteklerini asla esirgemeyeceklerini açıkladıkları stand-up gösterileri yaparlar ve gün bittiğinde her şey eski haline döner.
Tiyatro özellikle amatör ve çok profesyonel tiyatro her daim sırtını dayayacak bir yönetim ya da yönetici arar. Bulsa bile bu tarihin hiçbir döneminde sürdürülebilir olmamıştır. Çünkü seçilmiş ya da atanmış yöneticiler sütünü sağmayacakları koyuna ot vermezler. Bu alışveriş döngüsü tiyatroyu gölgeleyen ve baltalayan bir durumdur. Sanat bağımsız olmadığı sürece kasaba ya da ülke yurttaşları için tehlike arz eder. Tiyatro bağımsız olmalıdır ya da bağımsız kılınmalıdır. Bu zor bir iş değil ama seçilmiş ve atanmışlara fayda sağlamadığı için yapılmıyor.
Bir de 21 Mart var. Dünya Kukla Günü. Biz her yıl oyunlarla salonumuzda kutluyoruz ama bir kere bile ne bir seçilmiş ne de atanmış yönetici ülkedeki ilk ve tek kukla salonuna gelmedi. Peki neden? Çünkü kukla çocuklarla ilgili bir sanat dalı. Ve çocuklar mevcut halleri oy kullanamıyorlar. O salonlardaki çocuklar büyünce bizim seçilmiş ya da atanmışlarımız yaşlanıp koltuklarından gidecekler. O yüzden mevcut seçmenler için yapılan yetişkin tiyatrosunun günü olan 27 Mart, 21 Mart’a göre kutlanmak için daha verimli bir alan. Yani oyun sadece sahnede oynanmıyor.
TİYATRO ALANINDA ÇALIŞAN YA DA BU ALANDA ÇALIŞACAK GENÇLERE NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?
Söyleşi bitiyor mu yoksa. Bu tür sorular hep son bölümde sorulur. Daha anlatacağım ve de kasaba için anlatmam gereken çok şey var. Ama bu klasik soruyu aradan çıkaralım. Benim tek söyleyeceğim, çok çalışsınlar, çok oynasınlar ve kendi çemberleri dışındaki oyunları izlesinler. Tek tavsiye bu olur. Çünkü oyuncu ne okulda ne de harici oyunculuk kursunda yetişir. İyi oyuncu sürekli sahne üzerinde kalanlardan olur. Ben bu yüzden 45 yıl boyunca sadece bir yıl hariç (ODTÜ dönemi) sürekli sahnedeydim. Kısacası insan sahnede oyuncu olur.
BİR OYUNCUYU İYİ YAPAN ŞEY, YETENEK Mİ, DİSİPLİN Mİ, YOKSA ACI ÇEKMİŞLİK MİDİR?
Bunların üçü de yan ve yardımcı unsurlardır oyuncu için. Önemli olan sürekli gözlem ve deneyimdir. Bir de uygulama. Amatör tiyatrolar genelde senede bir oyun sahnelerler. Oyun bitince herşey biter. O yıl içinde bir iki gösteri yeterli gelir oyunculara ve yönetmenlere. Bu yüzden oyunculuklar ve sahnelemeler gelişmez. Oysa Denme Sahnesi, Genç Oyuncular ve Uçaneller’de hemen hemen yılın tüm dönemlerinde haftada en az 2-4 oyun sahnelenirdi. Bu yüzden ekip akademilere 4 oyuncu gönderdi.
KUKLA TİYATROSU KONUSUNDA NELER SÖYLEYECEKSİNİZ?
Ben 22 yıldır kukla tiyatrosu ile uğraşıyorum. Harika bir alan ve çok gerçek. Yetişkinler sizi aldatır. Oyun kötü olsa da yalandan alkışınızı alırsınız sahnede. Ama çocuklar öyle değildir. Çocuklar bir oyunu beğenmiyorlarsa sizi topa tutarlar hatta salonu terk ederler. Bu nedenle kukla oyunlarında daima diri olmalısınız. Sürekli kendinizi yenilemeli ve çocukların ilgisini sahnede tutmalısınız. Biz bu yola girdiğimizde işin en iyileri ile çalışmaya gayret ettik. Kukla sahnesini, oyunculuğu ve tekniğini ustalardan ve uzmanlardan öğrendik. Bu yüzden de 22 yıldır hem dünyayı hem de ülkeyi dolaşıyoruz. İyi işlere imza atarsanız iyi yolcuklarınız oluyor.
DEVAMI PAZARTESİ…


