top of page

Sağlıklı bir ilişkinin püf noktaları!

“Uzun ömürlü ilişkilerin sırrı nedir?”

‘’İlişkiler siyah beyaz değil; grilerle dolu bir yolculuktur’’

‘’Çocuk, var olan güçlü bağı güzelleştirir fakat kopuk bir bağı onaramaz’’

Psikolog Zerrin Kalender, tartışmaların değil, tartışma biçiminin ilişkileri yıprattığını söyledi. Kalender, sadakatsizlikten güven sorununa, sosyal medyadan aile müdahalesine kadar merak edilen soruları yanıtladı.

Her geçen gün zorlaşan yaşam şartları insan ilişkilerine de olumsuz bir şekilde yansıyor.

Kişilerin günlük yaşantısında başına gelen veya gelebilecek durumlar, kişilerde negatif bir enerji ile toplanıyor ve bunu çevrelerindeki en yakınlarına yansıtmaları kaçınılmaz oluyor.

Bunun sonucunda kopan bağlar, tartışmalar ve kavgalar, bunlar gibi çok daha kötü durumlar ortaya çıkabiliyor.

Bu konuyu evlilik üzerinden araştırıp herkesin merak ettiğini düşündüğümüz sorularla ilişki terapisi hizmeti de olan Psikolog Zerrin Kalender ile görüştük.

BİZE KENDİNİZİ, EĞİTİMLERİNİZİ VE TECRÜBELERİNİZİ ANLATIR MISINIZ?

Merhaba. Ben Zerrin Kalender, 35 yaşındayım ve Lüleburgaz doğumluyum. Lisans eğitimimi Girne Amerikan Üniversitesi Psikoloji bölümünde tamamladıktan sonra, Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji yüksek lisans programını bitirdim. Mesleki deneyimime ilk olarak Hayrabolu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nde başladım. Ardından 4,5 yıl Lüleburgaz Özel Medikent Hastanesi’nde görev aldım. Daha sonra 1 yıl süreyle Lüleburgaz Bahçeşehir Koleji’nde çalışarak farklı yaş gruplarıyla deneyim kazanma fırsatı buldum. Klinik çalışmalarım çocuk, ergen, yetişkin ve çift terapisi alanlarında yoğunlaşmaktadır. Şu anda mesleki faaliyetlerime kendi özel ofisim olan Kalender Psikolojik Danışmanlık Merkezi bünyesinde devam etmekteyim. Bugün, klinik psikoloji alanındaki birikimimi hem bireysel danışmanlık süreçlerinde hem de toplumsal farkındalık çalışmalarında sürdürmekteyim.

SİZCE TARTIŞMAK MI TEHLİKELİ YOKSA HİÇ TARTIŞMAMAK MI? YA DA GÜVEN BİR KEZ SARSILDIĞINDA TELAFİSİ OLUR MU?

İlişkiler siyah beyaz değil; grilerle dolu bir yolculuk. Günümüzde çiftlerin en sık yaptığı hatalardan biri, en ufak tartışmada ayrılığı bir tehdit unsuru olarak kullanmalarıdır. İlişki araştırmaları, özellikle Gottman Enstitüsü’nün uzun vadeli çift çalışmalarında gösteriyor ki, tartışmanın kendisi ilişkiye zarar vermez; asıl belirleyici olan tartışma biçimidir. İncitici dil, küçümseme ve tehdit, ilişkiye en büyük darbeyi vurur.

Güvenin sarsılması, psikoloji literatüründe en zor onarılan alanlardan biridir. Ancak ilişkisel travma kavramı bize şunu gösteriyor ki güven; şeffaflık, samimiyet, süreklilik ve davranışlarla yeniden inşa edilebilir. İz kalır, evet; ama bu iz, ilişkinin “zayıf noktası” değil, “öğrenilmiş kırılganlığı” olarak da işlev görebilir. Önemli olan bu iz ile ne yaptığımızdır.

HİÇ TARTIŞMAYAN ÇİFTLER Mİ DAHA SAĞLIKLI, YOKSA TARTIŞIP BARIŞABİLENLER Mİ?

Bilim net bir yanıt veriyor bu soruya. Çözüm odaklı tartışma sağlıklıdır. Sağlıklı bir tartışma ilişkinin kendini yenilemesini sağlar. Çiftler sorunları paylaştıkça çözüm üretmeye yönelirler. Bazen sorunlar tamamen çözülmeyebilir fakat burada asıl önemli olan şey, çiftlerin birbirini dinleyebilmesi ve duygularını birbirine aktarabilmesidir. Araştırmalar, hiç tartışmayan çiftlerin sorunları bastırma eğiliminde olduklarını, bunun da uzun vadede uzaklaşmaya yol açtığını ortaya koyuyor. Oysa tartışıp ardından onarıcı bir iletişim kurabilen çiftler, daha dayanıklı bağlar geliştiriyor. Böylelikle çiftlerin asıl odaklanması gereken şey tartışmamak değil, tartışmayı nasıl yönettikleridir.

KİŞİNİN DEĞİŞMESİ SİZCE MÜMKÜN MÜ? SADAKATSİZLİĞİ SADAKATE EVRİLEBİLİR Mİ?

Değişim meselesi de sıkça tartışılır. Kişilik çekirdeği kolay kolay değişmez; fakat davranış kalıpları ilişki dinamikleri içinde dönüşebilir ve bazı davranışlar esneyebilir. Araştırmalar, değişimin ancak kişinin kendi isteğiyle ve karşılıklı motivasyonla mümkün olduğunu gösteriyor.

Terapide çiftlerle ilk görüşmelerde çoğu zaman önemli ipuçları alınır. İletişim dili, bakışlar ve duygusal tonlama, ilişkinin hangi yöne evrileceğine dair  göstergeler verir. Gottman’ın “dört atlısı” (eleştiri, küçümseme, savunmacılık, duvar örme) bu noktada en dikkat edilen işaretlerdir. Bunlar ilişkide sık ve yoğun şekilde görülüyorsa, çiftin duygusal bağını zayıflatır, güveni aşındırır ve ayrılık riskini yükseltir. Gottman bu işaretleri “erken uyarı sistemi” gibi görür: fark edildiğinde ilişkiyi onarmak için müdahale edilmesi gerekir.

Sadakatsizlik konusu ise ilişkisel araştırmalarda en yıkıcı deneyimlerden biri olarak tanımlanır. Ancak yapılan çalışmalar, doğru terapötik süreçle bazı çiftlerin ihaneti bir “krizden dönüşüm” fırsatına çevirebildiğini gösteriyor. Bazı çiftler bu süreci çift terapisinde doğru şekilde ele alarak ilişkiyi karşılıklı çaba ile onarabilir. Yara tamamen kaybolmaz; fakat iz, ilişkiye daha derin bir bağ kazandırabilir.

İLİŞKİYİ KURTARMAK İÇİN ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTEYENLER HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

İlişkiyi kurtarmak için çocuk sahibi olmak en büyük yanılgılardan biridir. Araştırmalar, çocuk doğumunun çiftlerin ilişki doyumunda ilk yıllarda düşüşe neden olduğunu, sorunlu ilişkilerde bu yükün daha da arttığını ortaya koyuyor. Çocuk, var olan güçlü bağı güzelleştirir fakat kopuk bir bağı onaramaz. Çocuğu sorunların içine çekmek hem ilişkiyi hem de çocuğun ruhsal dünyasını daha da zorlaştırır.

ÇİFTLERİN BİRBİRİLERİNİN SOSYAL MEDYASINA MÜDAHALE ETMESİ DOĞRU BİR HAREKET Mİ?

Sosyal medya, modern ilişkilerin en sık tartışma konusu. Sosyal medya bir sorundan çok, bir ortamdır aslında. Nasıl kullanıldığı önemlidir. Güvensizlik, kıyas ve sınır ihlalleri sosyal medyada görünür hale gelir. Bu nedenle çözüm, teknolojiyi yasaklamak değil, ilişkisel sınırları netleştirmektir.

AİLELERİN BU KRİZ ANLARINDA OLUMLU YA DA OLUMSUZ MÜDAHALESİ NE KADAR SAĞLIKLI?

Aile büyüklerinin müdahalesi, kültürel olarak bizim toplumumuzda sık görülen bir durum. Burada sınır koyma becerisi kritik rol oynar. Çiftin, ailelerine saygıyı korurken önceliği kendi ilişkilerine vermesi, sağlıklı bir birlikteliğin ön koşuludur. Böyle durumlarda çiftler sağlıklı sınır koyabilmelidir.

UZUN ÖMÜRLÜ İLİŞKİLERİN SIRRI NEDİR?

Uzun yıllardır mutlu kalan çiftlere baktığımızda, psikoloji literatüründe en sık öne çıkan faktör arkadaşlıktır. John Gottman’ın 40 yıllık çalışmalarına göre, sevginin ve tutkunun ötesinde, birbirini ‘İyi bir dost’ olarak gören çiftler en kalıcı bağları kurar. Çünkü dostluk, krizlerde dayanıklılık, sıradan günlerde keyif, yıllar içinde de güvenlik sağlar. Birbirini destekleyen çiftler kolay kolay yıkılmaz.

Son olarak sağlıklı bir ilişki sana kaçma imkanı vermez; bir ayna tutar ve der ki: ‘’Burada kal. Birbirimizden kaçtığımız o zor konuşmaları yapalım. Böylece birlikte büyüyelim.”

bottom of page