ORTA DOĞU GERİLİMİNİN MALİYETİ
- Vicdan ALADAĞ

- 3 Nis
- 4 dakikada okunur
Orta Doğu gerilimi Avrupa’nın enerji faturasını kabarttı: 10 günde 3 milyar avroluk ek maliyet
AB Komisyonu Başkanı, Orta Doğu’daki çatışmaların enerji piyasalarında yarattığı dalgalanmanın Avrupa’ya ağır bir maliyet getirdiğini belirterek, savaşın ilk 10 gününde fosil yakıt ithalatının 3 milyar avro arttığını açıkladı.
Orta Doğu’daki çatışmaların küresel enerji piyasalarında yarattığı sarsıntı Avrupa’nın enerji maliyetlerini hızla artırdı.
Avrupa Komisyonu Başkanı , Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, bölgedeki gelişmelerin Avrupa’nın enerji faturasında kısa sürede ciddi bir artışa yol açtığını söyledi.
Komisyon Başkanına göre çatışmaların başlamasından bu yana geçen 10 gün içinde Avrupa Birliği’nin fosil yakıt ithalatı yaklaşık 3 milyar avro ek maliyet oluşturdu. Küresel enerji piyasalarındaki hızlı fiyat hareketlerine dikkat çeken Başkan, “Enerji piyasaları küresel ölçekte işliyor. Basra Körfezi’ndeki bir aksama dünyanın her yerinde fiyatları etkileyebiliyor ve biz de bu artışı şimdiden görüyoruz.” dedi.
Gaz ve petrol fiyatlarında hızlı artış
AB Komisyonu Başkanı, gerilimin enerji fiyatlarına doğrudan yansıdığını belirterek, çatışmanın başlangıcından bu yana doğal gaz fiyatlarının % 50, petrol fiyatlarının ise % 27 yükseldiğini ifade etti.
Son yıllarda Avrupa’nın enerji tedarikini çeşitlendirmek için önemli adımlar attığını hatırlatan başkan, buna rağmen küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı tam bir bağışıklığın mümkün olmadığını vurguladı.
Rus fosil yakıtlarına dönüş stratejik hata olur
Başkan, mevcut krizin bazı çevrelerde Avrupa’nın enerji stratejisini değiştirmesi ve Rusya’dan yeniden fosil yakıt ithalatına yönelmesi gerektiği yönünde tartışmaları da gündeme getirdi.
Ancak bu yaklaşımın Avrupa’yı yeniden kırılgan hale getireceğini belirten Başkan, “Uzun vadeli stratejimizi terk etmek stratejik bir hata olur. Bu, bizi daha bağımlı ve daha savunmasız kılar.” değerlendirmesinde bulundu.
Elektrik faturalarının yapısı
Konuşmasında Avrupa’daki elektrik fiyatlarının bileşenlerine de değinen Başkan, ortalama bir elektrik faturasının:
% 56’sının enerji maliyetlerinden,
% 18’inin şebeke ücretlerinden,
% 15’inin vergi ve harçlardan,
% 11’inin ise karbon maliyetlerinden oluştuğunu hatırlattı.
AB Komisyonu’nun enerji maliyetlerini düşürmek için farklı seçenekler üzerinde çalıştığını belirten başkan, özellikle doğal gaz fiyatlarının elektrik fiyatları üzerindeki belirleyici etkisinin azaltılması gerektiğini söyledi.
Yeni önlemler gündemde
Komisyonun değerlendirdiği seçenekler arasında uzun vadeli elektrik satın alma anlaşmaları, fark sözleşmelerinin daha etkin kullanılması, devlet yardımları, doğal gaz fiyatlarının sübvanse edilmesi veya sınırlandırılması gibi mekanizmalar bulunuyor.
Başkan; ayrıca enerji şebekelerinin daha verimli işletilmesi, elektrik üzerindeki vergilerin gözden geçirilmesi ve Avrupa’nın emisyon ticaret sisteminin modernize edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Avrupa’da haneler ve sanayi kuruluşlarının enerji fiyatlarındaki artış nedeniyle ciddi baskı altında olduğunu vurgulayan Başkan, AB’nin kısa vadede faturaları düşürecek önlemler üzerinde çalıştığını söyledi.
Uzun süreli enerji depolama hızla büyüyor: Kurulumlar % 49 arttı
Enerji dönüşümünün kritik teknolojilerinden uzun süreli enerji depolama (LDES) sistemlerinde kurulumlar 2025’te % 49 artarak 15 GWh’i (1 GW=Bir gigawatt=1 milyar watt) aştı. Ancak yeni bir rapora göre yatırım düşüşü ve lityum-iyon bataryaların artan rekabeti sektörün büyümesini zorlaştırıyor.
Küresel enerji depolama sektöründe uzun süreli depolama teknolojileri hızla büyürken finansman tarafındaki zorluklar sektörü baskı altına alıyor. Araştırma ve danışmanlık şirketleri tarafından yayımlanan raporlara göre, uzun süreli enerji depolama (LDES) kurulumları 2025 yılında yıllık bazda % 49 artarak 15 GWh’i geçti.
Ancak aynı rapor, yatırım akışındaki zayıflama ve hızla ucuzlayan lityum-iyon bataryaların rekabeti nedeniyle sektörün ticari ölçekte büyümesinin zorlaştığını ortaya koyuyor.
Çin küresel pazara hâkim
Rapora göre küresel LDES kapasitesinin % 93’ü Çin’de bulunuyor. Bu güçlü büyümenin arkasında eyalet düzeyindeki zorunlu hedefler ve “Yeni Enerji Depolama Geliştirme Özel Eylem Planı (2025-2027)” gibi politika destekleri yer alıyor.
2025’te kurulan sistemlerin teknoloji dağılımı ise şöyle gerçekleşti:
Basınçlı hava enerji depolama (CAES): %45
Termal enerji depolama: %33
Vanadyum redoks akış bataryaları (VRFB): %21
Bu teknolojiler özellikle güneş ve rüzgâr gibi değişken yenilenebilir kaynakların elektrik sistemine daha yüksek oranda entegre edilmesi için kritik rol oynuyor.
Net sıfır hedefleri için depolama süreleri uzamalı
Rapora göre küresel enerji sisteminin net sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için enerji depolama sürelerinin ciddi şekilde uzaması gerekiyor.
Bugün ortalama enerji depolama süresi yaklaşık 2,5 saat civarında bulunurken, güvenilir bir yenilenebilir enerji sistemi için bu sürenin yaklaşık 20 saate çıkması gerektiği belirtiliyor.
Halihazırda lityum-iyon batarya projeleri ortalama 2 saatlik depolama sağlarken, vanadyum akış bataryaları ve basınçlı hava sistemleri yaklaşık 4 saat, termal depolama teknolojileri ise yaklaşık 8 saat depolama kapasitesi sunuyor.
Yatırımda sert düşüş
Sektördeki en büyük risk ise finansman tarafında görülüyor.
Rapora göre uzun süreli depolama teknolojilerine yönelik küresel finansman 2025’te yıllık bazda % 30 geriledi. Risk sermayesi yatırımları ise çok daha sert düşerek % 72 azaldı.
2021-2025 döneminde yalnızca üç şirket — Hydrostor, Eos Energy ve Form Energy — 1 milyar doların üzerinde yatırım toplayabildi ve toplamda 4 milyar doların üzerinde finansman sağladı. Buna rağmen bu şirketlerin bile önemli finansal zorluklarla karşı karşıya olduğu belirtiliyor.
Uzmanlara göre bu yatırım daralmasının başlıca nedenleri şunlar:
Yüksek faiz oranları nedeniyle uzun geri dönüş süreli projelerin cazibesinin azalması
Yapay zeka veri merkezleri ve elektrik şebekesi yatırımlarıyla artan sermaye rekabeti
Lityum-iyon batarya fiyatlarının hızla düşmesi
Lityum-iyon teknolojileri avantajını koruyor
Maliyetler de LDES teknolojilerinin yaygınlaşmasının önünde önemli bir engel oluşturuyor. Çin’de dört saatlik lityum-iyon batarya projelerinin maliyeti yaklaşık 107 dolar/kWh seviyesindeyken, termal depolama ve basınçlı hava sistemlerinde bu maliyet 190–201 dolar/kWh aralığına çıkıyor.
Araştırmaya göre lityum-iyon bataryalar 2034 yılına kadar enerji depolama pazarının yaklaşık % 85’ini elinde tutmaya devam edecek. Vanadyum akış bataryalarının payının % 5, basınçlı hava depolamanın ise % 3 civarında kalması bekleniyor.
Büyük projeler yolda
Buna rağmen dünyanın farklı bölgelerinde uzun süreli depolama projeleri geliştirilmeye devam ediyor. Bunlar arasında İngiltere’de sıvı hava depolama tesisi, İtalya’da CO₂ batarya projesi ve Çin’de GWh ölçekli basınçlı hava ve termal depolama projeleri yer alıyor. Ancak uzmanlar, sektörün ticari ölçekte büyüyebilmesi için piyasa tasarımlarında ve destek mekanizmalarında reform yapılması gerektiğini vurguluyor.


