İSMAİL HAKKI TONGUÇ
- Ahmet Güdücüoğlu

- 26 Haz
- 4 dakikada okunur
Köy Enstitüleri kurucusu İsmail Hakkı Tonguç,ülkemiz çocuklarının “Tonguç Baba”sı bu ay ölümünün 66. yılında saygı, sevgi ve minnetle anıldı.“Elimden gelse, Dünyanın bütün okullarının programlarına insanın insanı sömürmemesi adlı bir ders koyardım” demişti Tonguç Baba. Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı dişle tırnakla verilmiş, tüm Dünyaya örnek olmuş Kurtuluş Savaşının yoksul köylü çocuklarının eğitiminde büyük bir özveri ile çalışmıştır. Okulda iş içinde, üreterek, yaparak ve yaşayarak öğrendikleri bir eğitim modeli oluşmuştur. Unesco’nun bütün Dünyaya örnek göstereceği bir eğitim modeli, bir kültür devrimi yaratılmıştır. Bir eğitim devrimcisi olmanın yanında, sömürüye karşı bir insanca duruş ve geleceğe ışık tutan bir uyanışın öncüsüydü. İsmail Hakkı Tonguç, 1893 yılında Bulgaristan‘nın Silistre şehrine bağlı bugünkü adı Sokol olan Tatar Atmaca Köyünde doğdu. Babası Kırım göçmenlerinden Hacı Velioğlu İdris, annesi ise Dobrucalı bir Türk olan Vesile Hanım’dı. Biri kız 8 kardeşin en büyüğü olan İsmail Hakkı Tonguç, eğitim hayatına kendi köyünde başladı ve 4 yıllık ilkokulu bitirdikten sonra Silistre’de rüştüye’ye devam etti. Köyünde bir süre tarım ile uğraştıktan sonra 1914 yılında İstanbul’a giderek eğitim hayatını sürdürdü. Ardından Maarif Nazırı Şükrü Beyin yardımlarıyla parasız yatılı olarak Kastamonu Öğretmen Okuluna gönderildi. Bu esnada Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşına girmesi sebebiyle zorlu bir eğitim hayatı yaşamaktaydı. 5 Mayıs 1916‘da İstanbul Öğretmen Okuluna geçiş yaptı ve buradan mezun oldu. Daha sonra açılan bir sınavı kazanarak Almanya’ya öğrenime gönderildi. 1 Ekim 1918 ile 27 Nisan 1919 tarihleri arasında Karlsruhe-Ettlingen‘deki öğretmen okulunda Türk Öğrenciler için düzenlenen özel eğitim programına katıldı. I. Dünya Savaşının bitmesi ile Almaya’daki diğer Türk Öğrenciler ile yurda döndü. İsmail Hakkı Tonguç, İstanbul’a geldikten kısa bir süre sonra Eskişehir Öğretmen Okulu resim-elişi ve Beden Eğitimi Öğretmenliğine atandı. 1921 yılının Haziran ayında Eskişehir’in Yunanlılarca işgal edilmesi üzerine Ankara’ya gitti. 1922 yılında eğitimini tamamladıktan sonra Konya Öğretmen Okulu ve Konya Lisesine eğitmen olarak atandı. Bir süre Ankara, Adana ve Konya’da öğretmenlik yaptıktan sonra Almanya, İngiltere ve Fransa’da mesleki incelemeler yapmak üzere seminerlere katıldı. 1925 yılında Ankara’da Muallim Mektebine atandıktan sonra 11 Mart 1926‘da Maarif Vekaleti Levazım ve Alatı Dersiye Müzesi Müdürlüğüne getirildi. Merkezdeki yöneticilerden biri konumuna gelen İsmail Hakkı Tonguç, 10 Temmuz 1926‘dan 26 Ağustos 1926‘ya kadar İlköğretim müfettişleri ve ilkokul öğretmenleri için Ankara’da açılan “iş ilkesine dayalı öğrenim kursu” başlatarak yabancı eğitimciler ile birlikte Köy Enstitüleri projesinin temelini attı. 1927 yılında Nafia Kamil ile evlenen Tonguç bu evlilikten Engin ve Yalım adında iki çocuk sahibi olmuştur. 1929–1933 yılları arasında Gazi eğitim Enstitüsünde etkin görevlerde çalışarak hem öğretmenlik hem de daha sonra kurumun müdürlüğünü yaptı. 1935 yılında Köy Enstitülerinin kurmasını sağlayacak İlköğretim Genel Müdürlüğüne getirildi. Dönemin kültür bakanı Saffet Arıkan ile birlikte hazırladığı raporla Köy Enstitüleri programını hazırladı. Ertesi yıl Kayseri, Çorum ve Yozgat’a giderek buralarda eğitmen kurslarıyla ilgili çalışmalar yaptı ve 1936‘da Köy Enstitülerinin ilki sayılan Eğitmen Kursunu Eskişehir’e bağlı Mahmudiyede açtı. 1937 yılında Köy Eğitmenleri yasası çıktıktan sonra İzmir’de ve Eskişehir Çiftelerde ilk köy öğretmen okulları açıldı. Hasan Ali Yücel‘in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla çalışmaları hız kazandı. 17 Nisan 1940‘da Köy Enstitüleri Kanunu çıktıktan sonra açılan kurumlar ile bizzat ilgilendi. 1946 yılında Köy Enstitüleri hakkında açılan davalar sebebiyle görevinden alındı ve Talim Terbiye Kurulu üyeliğine getirildi. Tüm bu olanalar neticesinde 1954 yılında kendi isteği ile emekli oldu. Hayatının geri kalan yıllarında Avrupa’daki eğitim sistemini incelemekle geçirdi .Bir süredir Almanya’da hastalığı için tedavi görmekte olan İsmail Hakkı Tonguç, 24 Haziran 1960‘da Ankara’da vefat etti, cenazesi Ankara Cebeci Mezarlığına defnedildi.
Mektuplarla Köy Enstitüsü Yılları, İsmail Hakkı Tonguç’un yazdığı kitaplardan bir tanesi. Kitap 1935-1946 dönemi, İsmail Hakkı Tonguç’un da İlköğretim Genel Müdürlüğü görevinde bulunduğu yıllarda yazılmış. Kitap, yazarın dönemin eğitim yöneticilerine , öğretmenlerine, yakın arkadaşlarına yazdığı mektupları içermekte. Mektup şeklinde yazma nedenini de İsmail Hakkı Tonguç'un sözleriyle açıklamak istiyorum: “Mektup şeklindeki yazılar, insanların fikirlerini birbirine bütün çıplaklıklarıyla duyurmalarına en elverişli yazılardır. Diğer yazı şekilleriyle bu amaca kolay kolay ulaşılmaz. Bunun en iyi ve en kuvvetli delili de sizin bana yazdığınız mektuplardaki ifadelerdir. Siz yazılarınızda ne kadar açık konuşuyorsanız ben de size duyurmak istediğim meselelere aynı açık yüreklilikle dokunacağım.” Kitabın içeriğinden bahsedelim: Köy enstitülerinin amacı, kuruluş süreci ve zorlukları anlatıyor. Köy enstitüleri öğrencilerinin ve öğretmenlerinin yaşantısını ele alıyor. Tonguç aynı zamanda bazı öğretmenlerin ezberci ve geleneksel öğretim metotlarını, yenilikçi yaklaşmadıklarını, mesleklerine olan bağlılıklarının zayıf olmasını kendilerini yetiştirmek adına bir şeyler yapmadıklarını, haliyle iyi bir örnek teşkil etmediklerini, öğrencileriyle iletişimin eksikliği sonucunda öğrencilerin ihtiyaçlarını sorunlarını ve potansiyellerini fark edememeleri gibi konulara değinerek dönemin eğitim sistemini eleştirmekte ve çözüm yollarını da anlatmaktadır. Cumhuriyet tarihinde 1940-1946 arasında yıllarca tartışılacak ve siyaseten çok yönlü okunabilecek bir deneme yaşandı. Kitabı değerlendirmeden önce bu konuda biraz malumat vermek iyi olabilir: 1924 yılında ABD'li Eğitim Profesörü John Dewey, Mustafa Kemal tarafından Türkiye’ye davet edilir, kendisinden “Türkiye de Eğitim Nasıl olmalıdır?” niteliğinde bir rapor hazırlanması istenir. Bu raporda, J. Dewey iş ve eğitimi birleştirerek yerinde eğitim verilecek bir sistem önerir. Bu yıllardan itibaren aynı fikirde olan yerli ve milli eğitimcilerimiz de vardır: Halil Fikret Kanad, Hasan Ali Yücel ve İ.Hakkı Tonguç. Bu tasarının hayata geçmesi ise 1940 yılında İsmet Paşayla oldu. "İş İçin, İş İçinde, İşle Eğitim" ilkesi ve sloganıyla kurulan Köy Enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda ziraatçilik, sağlıkçı, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu. Enstitülerin hepsinin kendisine ait tarım arazileri, atölyeleri vardı. Köy enstitülerinin kuruluşunda “Köy Enstitülerini Cumhuriyetin eserleri içinde en kıymetlisi, en sevgilisi sayıyorum “diyen İsmet Paşa yıllar sonra bir röportajında “Bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi duyarım, ama kapatılmamasına gücüm yetmedi” demiştir.


