top of page

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE DİKKAT !!!!!

İklim konusunda küresel eylemsizlik, sağlık risklerini ciddi şekilde arttırıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) gibi kuruluşlardan uzmanlar tarafından hazırlanan rapora göre, dünyamızda sıcaklığa bağlı ölümlerde %4,7 artış yaşanması olasılığı vardır. Bu ölümlerin yaklaşık yüzde 60'ının insan kaynaklı iklim değişikliği(aşırı sıcaklık) nedeniyle meydana gelme olasılığının en az iki kat arttığını ortaya koyuyor.

Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayım 2023 Raporu, Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Meteoroloji Örgütü dahil olmak üzere farklı bölgelerden 52 araştırma kurumu ve Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşundan 114 uzmanın katkısıyla hazırlandı.

Bu yıl 30 Kasım-12 Aralık tarihlerinde Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde Dubai’de düzenlenecek BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı (COP28) öncesi yayımlanan raporda, iklim değişikliği ve sağlık arasındaki ilişki 47 göstergede incelendi.

Rapora göre, mevcut politikalar kapsamında küresel sıcaklığın sanayi öncesi dönemdeki seviyesine kıyasla 2100’e kadar 2,7 derece artma riski bulunuyor. Geçen yıl bir birey ortalama 86 gün boyunca sağlığı tehdit eden yüksek sıcaklıklara maruz kalırken, bu sıcaklıkların yüzde 60’ının insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği nedeniyle meydana gelme olasılığının iki kat arttığı hesaplandı. 65 yaş üstü kişilerde sıcaklığa bağlı ölümler, 2013-2022 döneminde 1991-2000 yıllarına kıyasla yüzde 85 yükseldi. İklim değişikliği nedeniyle sıcaklıklar değişmemiş olsaydı, bu artışın yüzde 38 seviyesinde olacağı tahmin edildi. Daha sık görülen sıcak hava dalgaları ve kuraklıklar nedeniyle, 2021’de 122 ülkede 127 milyon daha fazla insan orta ila şiddetli gıda güvensizliği yaşadı.

Diğer taraftan değişen hava koşullarının yaşamı tehdit eden bulaşıcı hastalıkların yayılmasını hızlandırdığı tespit edildi. Bunun örneği olarak, denizlerdeki ısınma nedeniyle, insanlarda hastalık ve ölüme yol açan Vibrio bakterilerinin yayılması için uygun kıyı şeridi alanı 1982’den beri her yıl 329 kilometre arttı ve 1,4 milyar insan ishalli hastalıklar, yara enfeksiyonları ve sepsis riski yaşadı. Vibrio bakterilerinin yayılmasına elverişli kıyı şeridinin her yıl 142 kilometre arttığı Avrupa’nın yüksek tehdit altında olduğu görüldü.

Sanayi öncesi ortalamaya göre 1,14 dereceyi ulaşan küresel sıcaklık artışı sağlık sistemleri üzerinde baskı oluştururken, geçen yılki aşırı hava olaylarından kaynaklı ekonomik kayıpların 264 milyar dolara ulaşacağı öngörüldü. Bu rakam 2010-2014’te hesaplanan ekonomik kayıplardan yüzde 23 daha yüksek.

Dünyada yüksek sıcaklık nedeniyle 2022’de 490 milyar potansiyel işgücü saati kaybı yaşandı, kişi başına düşen işgücü kaybı ise 143 saat oldu. Bu kayıplar da 1991-2000 dönemine göre yüzde 42 yükseldi. Sıcaklık stresine bağlı olarak yaşanan işgücü kayıpları nedeniyle, Afrika gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 4,1’ini kaybetti. Bu kayıp Küçük Ada Devletleri’nde yüzde 2,7, Asya’da yüzde 2,6 ve Güney ve Orta Amerika’da yüzde 1,3 oldu.

Hükümetler fosil yakıt sektörüne net 305 milyar dolar sübvansiyon sağladı İklim değişikliğine yol açan sera gazı emisyonlarına tek başına en büyük katkıyı veren enerji sektörü kaynaklı emisyonlar geçen yıl yüzde 0,9 artarak 36,8 gigatona ulaştı.(1 gigaton=1 milyar ton) Fosil yakıt kullanımı hükümetlerin sektöre sağladığı teşviklerle sürerken, 2020’de küresel karbon emisyonlarının yüzde 93’ünden sorumlu 69 ülke fosil yakıtlara net 305 milyar dolar sübvansiyon sağladı. Bu rakam 26 ülkedeki ulusal sağlık harcamalarının yüzde 10’unu, 10 ülkede ise yüzde 50’sini aştı. Özel sektör bankaları 2017-2021 döneminde fosil yakıtlara 572 milyar dolar kredi sağladı, fosil yakıt şirketleri ise geçen yıl sermaye yatırımlarının sadece yüzde 4’ünü yenilenebilir enerjiye ayırdı.

Acil ve adil bir planlama ile enerjide fosil yakıtlardan kurtulmak gerekir.


Politikacıların verdikleri kararlar hiç bu kadar büyük bir insan nüfusu ve diğer canlı türleri açısından yaşamsal olmamıştı. Ya küresel sıcaklık artışı 1,5 santigrat derecede sınırlandırılacak ya da milyonlar, hatta milyarlarca insan aşırı sıcaklar, salgın hastalıklar, sıcaklıklarla artan hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybedecek. Binlerce canlı türü yok olacak. Yaşamı ve doğayı sevenler için bu ikisi arasında yapılacak seçim çok net. Başta dezavantajlı gruplar olmak üzere tüm insanların ve insan dışı canlıların yaşam hakkını korumak için fosil yakıtlardan bir an önce vazgeçilmelidir. Üstelik kömür başta olmak üzere bu yakıtların terk edilmesi sadece orta vadede iklim krizini yavaşlatmayacak, hava kalitesini de hızla iyileştirecektir. Böylece fosil yakıtlardan kaynaklı hava kirliliği yüzünden her yıl yaşanan 1,9 milyon ölümün çoğu da önlenebilecektir. Fosil yakıtlara verilen teşvikler derhal durdurulmalı, acil ve adil bir planlama ile enerjide fosil yakıtlardan kurtulmanın yolu bulunmalıdır.

Küresel sıcaklıklar Kasım 2022’den Ekim 2023’e kadar sanayi öncesi seviyelerin 1,3°C üzerine çıkarak yeni bir 12 aylık rekor kırdı. Bu, kayıtlı tarihteki en sıcak yıl dönemine işaret ediyor.

Fosil yakıtların yakılması ve diğer insan faaliyetlerinin bir sonucu olan iklim değişikliğinin etkisiyle bu dönemin, yaklaşık 125 bin yılın en sıcak 12 aylık dönemi olması muhtemel. Dünya liderleri net sera gazı emisyonlarını sona erdirmek için harekete geçene kadar sıcaklıkların artmaya devam edeceği ve aşırı hava koşullarının daha da kötüleşeceği muhakkaktır.

Rapor, ulusal veri ve analizler sağlayarak, iklim değişikliğinin geçtiğimiz 12 ay boyunca dünyanın farklı yerlerindeki sıcaklıklar üzerindeki etkisini ölçüyor.

Raporda şu bulgular öne çıkıyor:

Kasım 2022-Ekim 2023, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak 12 ay oldu. Bu 12 aylık dönem verileri, uzun vadeli küresel ısınma eğilimiyle son derece uyumludur. Küresel Ortalama Sıcaklık, sanayi öncesi iklimden yaklaşık 1,3°C daha sıcak olarak gerçekleşti.


Rapor Türkiye’den de dikkat çeken bulgular içeriyor. Buna göre, Türkiye’deki nüfusun yüzde 100’ü iklim değişikliği kaynaklı sıcak hava dalgalarının etkilerini en az üç kat hissetti. Normal sıcaklıklara göre Türkiye Kasım 2022 -Nisan 2023 döneminde 1,6°C, Mayıs- Ekim 2023 döneminde 1,1°C daha sıcak oldu.

Temiz enerjiye geçişin merkezi Afrika: Kıtanın yeraltı kaynakları ve stratejik mineral potansiyeli göz kamaştırıyor

Afrika, jeolojik konumu gereği, her türlü maden yatağının mineralizasyonu açısından zengin bir kıtadır. Dünyanın önemli platin, elmas, kromit, kobalt, fosfat, manganez, altın ve boksit rezervlerine sahiptir. Afrika, sınırlı maden arama faaliyetlerine rağmen, Dünyamızın maden kaynaklarının yaklaşık yüzde 30’una ev sahipliği yapmaktadır. Afrika’nın, son teknoloji kullanılarak halen keşfedilmeyi bekleyen maden kaynaklarının, Dünyadaki toplam bilinen kaynakların yarısından fazla olduğu düşünülmektedir.

Güney Afrika, Gana, Gine, Moritanya, Zimbabve, Tanzanya, Zambiya ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi birçok Afrika ülkesinin madencilik ve mineral ürünleri ekonomisinin gelişmesi için hayati kaynaklardır. Yakıtlar ve mineraller, toplam Afrika ihracatının yaklaşık yüzde 58’ini oluşturmaktadır. Son zamanlardaki maden arama faaliyetleri esas olarak Güney Afrika, Namibya, Botsvana, Tanzanya ve Gabon arasında dağılmıştır. Esas olarak platin, altın, elmas, tantal ve baz metaller üretirler. Başlıca keşifler, Moritanya, Liberya, Namibya ve Zimbabve’deki potansiyel olarak elmaslı birkaç kimberlittir. (Kimberlit=Elmas oluşumuna sahiplilik yapan volkanik bir kayaç) Güney Afrika, mineral kaynaklarının çeşitliliği ve rezervleri açısından jeolojik olarak eşsiz bir ülkedir. Afrika’nın çeşitli mineraller ve metaller (platin, paladyum, titanyum, zirkonyum, kromit, manganez, vanadyum ve vermikülit) üretiminin %50’sinden fazlasını tek başına sağlamaktadır.

Afrika’nın en önemli jeolojik özelliği, güneyde Mozambik kıyısındaki Beira’dan kuzeyde Türkiye’ye uzanan 6.500 km’lik bir mesafe ve 45-80 km genişliğindeki Büyük Afrika Rift sistemidir. (Rift=İki karasal levhanın birbirinden uzaklaşması sonucu oluşan yarıklar.) Dünya yüzeyindeki en uzun yarık olan bu oluşum, Doğu Afrika Rift Sistemi çevresinde meydana gelen kimberlitler (elmas kaynağı) ve karbonatitler (nadir toprak metaller, fosfatlar ve bazen bakır, altın ve nikel) dahil olmak üzere Doğu Afrika Rift ile ilişkili volkanikler, mineral içerikleri açısından jeolojik olarak çok önemlidir.

Birleşmiş Milletler’e göre Afrika, dünya maden rezervlerinin yaklaşık yüzde 30’una, dünya petrolünün yüzde 12’sine ve dünya doğal gaz rezervlerinin yüzde 8’ine ev sahipliği yapmaktadır. Kıta aynı zamanda dünyadaki altının yüzde 40’ını ve her ikisi de değerli metaller olan krom ve platinin yüzde 90’ını kendi topraklarında bulundurmaktadır.

3 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

ความคิดเห็น


bottom of page