top of page

Ebeveynlere ‘rezilyans’ önerisi!

“Çocukları hayata hazırlayın”

Klinik Psikolog Sibel Yiğit, okullarda giderek artan zorbalık olaylarına karşı aileleri uyararak, çocukların “rezilyans” yani psikolojik dayanıklılık becerisinin küçük yaşlardan itibaren geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Yiğit, ebeveyn tutumlarının çocuğun gelecekteki ruhsal gücünü doğrudan şekillendirdiğini söyledi.

Klinik Psikolog Sibel Yiğit, okullarda yaşanan zorbalık vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak velilere önemli mesajlar verdi.

Çocukların karşılaştıkları zorlayıcı yaşam olayları karşısında daha güçlü, esnek ve duygularını yönetebilen bireyler olabilmesi için “rezilyans” yani psikolojik bağışıklık kavramının kritik bir rol oynadığını belirten Yiğit, bu becerinin erken yaşta geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Kurucusu olduğu Özel Sağlık Meslek Hizmet Birimi bünyesinde çocuk ve ergenlere yönelik psikoterapi süreçlerini yürüttüğünü söyleyen Yiğit, mesleki çalışmalarında ağırlıklı olarak Oyun Terapisi ve Şema Terapi modellerinden yararlandığını aktardı. Çocukların dünyayı oyun yoluyla anlamlandırdığını belirten Yiğit, erken dönem yaşantıların bugünkü davranışlara etkisini anlamaya yönelik çalışmalar yaptığını, aynı zamanda ergenlik dönemi ve gelişimsel süreçler üzerine ailelere rehberlik sunduğunu ifade etti. Yiğit ayrıca Çocuk ve Ergen Şema Terapi ile Deneyimsel Oyun Terapisi alanlarında akredite olduğunu da belirtti.

Psikolojik dayanıklılığı yüksek çocukların hem akademik hem sosyal yaşamda daha sağlıklı ilerlediğini vurgulayan Yiğit, rezilyansın çocuğun zorluklar karşısında pes etmeden ayakta kalabilme, duygularını düzenleyebilme ve her deneyimden güç alabilme yeteneği olduğunu söyledi.

Bu noktada ebeveynlere önemli görevler düştüğünü belirten Yiğit, ilk olarak çocukların cesaretlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle başarısızlık, kayıp ya da hayal kırıklığı gibi durumlarda çocuklara umut verilmesinin büyük önem taşıdığını söyleyen Yiğit, “Kötü gözüküyor ama sen bunun üstesinden gelebilirsin” gibi destekleyici ifadelerin çocuğun içsel gücünü artıracağını belirtti.

Yiğit, çocukların olumsuz bir olay yaşadıklarında bunu genelleştirmemeleri gerektiğini de vurguladı. Örneğin küçük bir aksilik nedeniyle tüm günün ya da hayatın kötü geçeceği düşüncesinin önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek, sağlıklı düşünmenin korunmasının önemli bir başa çıkma becerisi olduğunu söyledi.

Hata yapmanın gelişimin doğal bir parçası olduğunu dile getiren Yiğit, çocukların başarısızlıklarını bir öğrenme fırsatı olarak görmelerinin desteklenmesi gerektiğini belirtti. Olumsuz olaylardan ders çıkarabilen çocukların daha güçlü bir psikolojik yapıya sahip olacağını ifade etti.

Kabullenme becerisinin de kritik olduğunu söyleyen Yiğit, değiştirilemeyen durumlar karşısında gereksiz öfke ve kaygı yerine durumu kabul edebilmenin çocuklara öğretilmesi gerektiğini belirtti. Trafik gibi kontrol edilemeyen durumlarda enerjiyi boşa harcamamak gerektiğini ifade ederek, bunun önemli bir yaşam becerisi olduğunu söyledi.

Esnek düşünmenin de çocuk gelişiminde büyük yer tuttuğunu vurgulayan Yiğit, aşırı abartılı ve felaketleştiren dil kullanımının çocukların duygularını da aşırılaştırdığını ifade etti. “Müthiş, berbat, felaket” gibi ifadeler yerine daha gerçekçi bir dilin kullanılmasının önemine dikkat çekerek, “sevmedim” gibi daha dengeli kelimelerin duygusal dengeyi de güçlendirdiğini söyledi.

Empati becerisinin çocuklara küçük yaşta kazandırılması gerektiğini belirten Yiğit, ebeveynlerin model olmasının bu süreçte belirleyici olduğunu ifade etti. Örneğin bir arkadaşının selam vermemesini yanlış yorumlayan çocuğa, bunun ardında farklı nedenler olabileceğini açıklamanın empatiyi geliştirdiğini söyledi.

Yiğit ayrıca, olumsuz konuşma alışkanlıklarının çocukların psikolojisini olumsuz etkilediğini vurgulayarak, aile içinde kullanılan dilin çocukların gelecekteki iletişim tarzını doğrudan şekillendirdiğini belirtti. Sürekli eleştirel ve negatif bir iletişimin hem sosyal ilişkileri zayıflattığını hem de duygusal gelişimi olumsuz etkilediğini ifade etti.

Son olarak Yiğit, çocukların psikolojik dayanıklılığının güçlendirilmesinin yalnızca bireysel değil toplumsal açıdan da büyük önem taşıdığını belirterek, ailelerin bu konuda bilinçli ve tutarlı bir yaklaşım sergilemesi gerektiğini söyledi.

bottom of page