top of page

Cümbüşüyle hayata tutunuyor

“Çalmadığım gün kendimi boşlukta hissediyorum”

Çocuk yaşta başladığı cümbüş yolculuğunu 70 yaşında da sürdüren Yaşar Sertol, hem unutulmaya yüz tutmuş bir enstrümana sahip çıkıyor hem de hayatına anlam katıyor. “Cümbüş çalmadığım gün kendimi boşlukta hissediyorum” diyen Yaşar Sertol, müziği hem geçim kaynağı hem de en büyük hayat arkadaşı olarak görüyor.

70 yaşındaki Yaşar Sertol, çocuk yaşta başladığı cümbüş yolculuğunu hâlâ sürdürüyor.

Geleneksel enstrümanıyla hem dinleyenleri keyiflendiriyor hem de kendi neşesini buluyor.

Sertol için cümbüş, yalnızca bir müzik aleti değil, hayatının en büyük yol arkadaşı, acılarının ilacı ve sevinçlerinin sesi.

Sertol, “Benim müzikle tanışmam çocukken oldu. Dayım ve amcaoğullarım davul zurna çalardı. Ortaokulu bitirdikten sonra, ‘Atalarım yapıyorsa ben de yapacağım’ diyerek bu yola çıktım. Daha 13 yaşımda cümbüşü elime aldım ve o gün bugündür elimden bırakmadım. Şimdi de geçimimi bununla sağlıyorum.” dedi.

Sertol, gençlerin artık cümbüşü tanımamasından dolayı dertlendiğini ifade ederken, “Şimdiki nesil cümbüşün değerini bilmiyor. Oysa orkestralarda cümbüş olmazsa olmazdı, diğer enstrümanlara öncülük ederdi.” ifadelerini kullandı.

“EŞİM İÇİN HEM EŞ OLDUM HEM HEMŞİRE”

Hayatı boyunca pek çok zorlukla mücadele eden Sertol’un en büyük sınavı, eşi Kadriye Sertol’un hastalığı oldu.

Yıllarca Wilson hastalığıyla mücadele eden eşinin yanında dimdik duran Sertol, şöyle konuştu:

“Eşimi Bakırköy’de hastaneye yatırdığımızda hemşirelerden bile yardım istemedim. Serum takmayı orada öğrendim. 15 yıl boyunca ona kendi elimle baktım. 2015’te ise onu kaybettim. O gün hayatımın en ağır darbesini aldım.”

Eşinin vefatıyla birlikte hayatında büyük bir değişiklik yaşadığını dile getiren Sertol, “Maneviyata inancım yüksektir. O gün bir işaret aldım. Ve yıllardır alışkanlık haline getirdiğim alkolü tamamen bıraktım. Gençlere de sesleniyorum: Kötü alışkanlıklardan uzak dursunlar, dertlerini müzikle gidersinler.” diye konuştu.

“CÜMBÜŞ ÇALMADIĞIM GÜN KENDİMİ EKSİK HİSSEDİYORUM”

İki çocuğu olan Sertol, biri davul çalarak diğeri ise boya-badana işleri yaparak hayatını sürdürüyor. Kendisi ise babasından kalan evde, yaşlılık maaşı ve ufak tefek işlerle geçimini sağlıyor.

Ama ne olursa olsun cümbüşünü elinden bırakmayan Sertol, “Cümbüş çalmadığım gün kendimi boşlukta ve mutsuz hissediyorum. Nasıl yemek yemek temel ihtiyaçsa benim için de cümbüş çalmak öyle.” diyerek cümbüşüne olan bağlılığını ifade etti.

Eşiyle olan en özel hatıralarından birinin de ona çaldığı şarkılar olduğunu anlatan Sertol’un sesi titrerken, “Başını dizlerime koyardı, ‘çal’ derdi. Ben susardım, cümbüşüm ağlardı. Kadriye’m daha çok ağlardı. Sonra bırakırdım elimden cümbüşü, onun gözyaşlarını silerdim. Biz yaradanın huzurunda söz verdik, ölene kadar ve ahirette…” diye konuştu.

“PARANIN ESİRİ OLMADIM”

Hayatın ona kattıklarından memnun olduğunu da dile getiren Sertol, yaşam felsefesini şu sözlerle özetledi: “Çok param olsaydı belki böyle bir insan olmayacaktım. Para belki beni savurgan, her şeyi satın alabileceğini sanan, kendini dünyaya kaptırmış biri yapacaktı. Ben hayatımdan memnunum.”

bottom of page