top of page

Bir kayıp bir söz!

44 dakika önce
4 dakikada okunur

6 Şubat depreminde 22 yıllık dostunun kızını kaybeden Nihan Yılmaz, o gün yaşadığı çaresizliği yıllardır süren bir gönüllülük mücadelesine dönüştürdü. Arkadaşına verdiği sözü tutan Yılmaz, “Bir arama kurtarma kuruluşunda yer alacağım” diyerek başladığı LÜDAK yolculuğunda şimdi başkalarının hayatına dokunuyor.

Bazı hikayeler bir telefonla başlıyor. Bazıları ise o telefonun diğer ucundan gelen sessizlikle… Lüleburgaz’da yaşayan 48 yaşındaki Nihan Yılmaz’ın hikâyesi de 6 Şubat 2023’te gelen deprem haberiyle başladı. Aslen Rizeli olan, 33 yıldır Kırklareli’nde yaşayan ve Şeker Börek Baklava Salonu’nu işleten Yılmaz, o gün 22 yıllık dostuna ulaşabilmek için defalarca telefona sarıldı. Üç gün sonra ulaşabildiği arkadaşının sesi ise yaşanan felaketin boyutunu anlatmaya yetti.


O gün yaşadıklarını anlatan Yılmaz, “6 Şubat 2023’te milletimizi sarsan çok üzücü bir deprem yaşadık. O depremde çok sevdiğim bir arkadaşım da depremden ailesiyle etkilendi. Ben deprem haberini aldığım gibi koştum telefona sarıldım. Ona ulaşmaya çalıştım. Çok can kaybının olduğunu öğrendim. Israrla arayıp iyi olup olmadığını öğrenmeye çalıştım. Üç gün sonra ulaştım. Konuşamıyordu, kekeliyordu konuşmaya çalışırken” dedi.

Yılmaz, üç gün sonra ulaştığı arkadaşının Hatay’da yaşadığını ve ailesiyle birlikte depremden ağır şekilde etkilendiğini belirterek, ailenin yaşadığı kaybı şu sözlerle anlattı:

“O gün Hatay’da yaşayan 22 yıllık o dostumun kızını 6 Şubat depreminde kaybettik. İki oğlu da hâlâ çeşitli tedaviler görüyor. Arkadaşımın da omzu kopmuştu, diktiler, ağır bir hasar bıraktı o deprem ona.”

Arkadaşını Lüleburgaz’a davet ettiğini ancak onun kızını bulmadan bölgeden ayrılmak istemediğini söyleyen Yılmaz, yaşanan süreci, “Evime davet ettim ama o oradan ayrılmak istemedi. Kızını bulmak istedi. Buldular ve defnedildi” sözleriyle aktardı.

Ancak genç kızın kaybından çok, o gün kendisini çaresiz hissetmesi Yılmaz’ın hayatının yönünü değiştirdi. Deprem bölgesinde olmayı ve insanlara yardım etmeyi istediğini belirten Yılmaz, “O gün elim kolum bağlı hiçbir şey yapamadığım için çok üzgündüm. Orada olup onlara yardım etmek istedim. Sadece onlara değil, orada afetten etkilenmiş herkese” ifadelerini kullandı.

Bu acının ardından arkadaşına verdiği sözün bugün hâlâ hayatının en önemli kararlarından biri olduğunu söyleyen Yılmaz, şöyle devam etti:

“Kızını kaybettiğimizde arkadaşıma bir söz verdim. Bir arama kurtarma kuruluşunda yer alacağıma dair. O günden sonra yaşanacak herhangi bir doğal afette veya insanlar için elimin dokunacağı her iyilik için daha bilinçli, daha eğitimli olmamı sağlayacak bir kuruluşa katılacaktım.”

Bu sözün ardından deprem sonrasında kurulan Lüleburgaz Doğal Afet Arama Kurtarma Derneği’ne katıldığını belirten Yılmaz, “Böylece depremin ardından kurulan Lüleburgaz Doğal Afet Arama Kurtarma Derneği’ne üye oldum. Kuruluşundan beri aralarındayım ve en eski üyelerindenim” dedi.

“LÜDAK’TA GERÇEKTEN AİLE OLUYORSUN”

Yılmaz’ın LÜDAK’ta geçen yılları, yalnızca arama kurtarma eğitimleri ve tatbikatlardan ibaret olmadı. Dernek üyeleriyle kurduğu bağın zamanla bir aile ilişkisine dönüştüğünü belirten Yılmaz, bu dayanışmanın kendisi için önemini şöyle anlattı:

“LÜDAK’ta gerçekten belirli bir süre sonra aile oluyorsun. Ve aile olmanın gerçekten çok önemli olduğuna da inanıyorum. Başın sıkıştığında bir telefonunla bütün arkadaşların aynı anda sahaya gelebiliyor. Hiç böyle kendini onlardan biri değilmiş gibi hissetmiyorsun.”

Tatbikatlara ve olay yerlerine birlikte gittiklerini anlatan Yılmaz, dernek üyelerinin yalnızca zor zamanlarda değil, günlük yaşamda da birbirlerine destek olduğunu söyledi: “Tatbikatlara gidiyoruz ya da bir olay yerine çağırıyorlar. Orada o insanların senden bir şey beklemesi, ellerini tutup sana yalvarmaları o kadar iç acıtıcı ki.” Kendisinin duygusal bir yapıya sahip olduğunu belirten Yılmaz, bunun çocuk yaşta yaşadığı kayıpla da bağlantılı olduğunu söyledi: “Ben bir de fazla duygusal bir kadınım. O da herhalde şeyle alakalı. Ben babamı da 5 yaşında kaybettim. Üç kardeşiz. Ben ortanca çocuğum. Çok fazla empati kurabiliyorum. Kayıp nedir biliyorum.”

Yılmaz’a göre arama kurtarma çalışmalarının en anlamlı taraflarından biri, başka bir insanın hayatına dokunabilmek. Bu duyguyu, “Bir yüreğe dokunabilmek çok güzel” sözleriyle ifade etti.

LÜDAK kapsamında gece gündüz demeden tatbikat yaptıklarını, kayıp vakalarında da sahaya çıktıklarını belirten Yılmaz, özellikle ailelerin yaşadığı endişenin kendisini derinden etkilediğini söyledi.

“Gece gündüz demeden tatbikatlarımızı yapıyoruz. Arama kurtarma için çağırıyorlar mesela, kayıp için çağırıyorlar. Ne bileyim, Alzheimer hastası evden çıkmış, 72 saat haber alınamamış. Benim de bir ailem var, onun da bir ailesi var. Benim ailem benim bulunmamı ne kadar isterse onunkiler de onu ister.” Bu nedenle her kayıp vakasına kendi ailesinden birinin kaybolmuş gibi yaklaştığını ifade eden Yılmaz, “Empati çoğu şeyden önemli. Empati olduktan sonra zaten yapılması gerekenlerin farkına varıyor insanlar.” dedi.

Yılmaz, 26 yaşındaki bir gencin kaybolması üzerine yapılan arama çalışmasını da unutamadığını belirterek, yaşadığı anı şöyle anlattı: “Bir çocuk kaybolmuştu, 26 yaşında. Benim kızımla yaşıt. İki gün boyunca onu aradık. Daha sonra annesinin böyle ellerini tutup da hakkınızı helal edin demesi… Çok kötü ya. Hani hep onlara merhem olmak için şey diyoruz. İnşallah sağ salim bulunur.” Yılmaz, bütün bu çalışmaların temelinde insanlık sorumluluğunun bulunduğunu vurgulayarak, “Bugün sen bir iyilik yaparsın, yarın belki o iyilik seni bulur. Bulmasa bile insanlık görevimiz. Ben yapmazsam, sen yapmazsan, o yapmazsa kim yapacak?” dedi. Bu tür toplulukların oluşturulmasının kolay olmadığını söyleyen Yılmaz, “Cesur, akıllı, merhametli insanları bir araya getirmek gerçekten güç bir iş ama bir araya gelince ortaya başarılar çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, insanların arama kurtarma çalışmalarına katkı sunmak için mutlaka dernek üyesi olması gerekmediğini belirtti. Herkesin kendi imkânı doğrultusunda destek olabileceğini söyleyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Derneğe üye olmaya gerek yok. Uzaktan da destek verebilirsin. Maddi olarak verebilirsin. Manevi olarak verebilirsin. Merak edip gelebilirsin. Diyebilirsin ki ben şu LÜDAK denen derneği çok merak ettim. Neler yapıyorsunuz siz burada?”

LÜDAK gönüllülerinin bugüne kadar çok sayıda eğitim ve tatbikata katıldığını ifade eden Yılmaz, bu çalışmaların büyük bölümünü kendi imkânlarıyla gerçekleştirdiklerini belirterek, “O kadar çok yere, o kadar çok eğitimlere katıldık. Bir sürü şeylerden geçtik. Bir sürü badireler atlattık diyeyim. Ama kimse hiçbir şeyi sormadı. Sormuyor da. Kendi imkânlarımızla. Hep kendi cebimizden maddi gücümüzle” dedi.

BEŞ DAKİKADA HAZIRLANIP SAHAYA ÇIKIYORLAR

Arama kurtarma gönüllülüğünün zaman zaman iş hayatından fedakârlık etmeyi gerektirdiğini söyleyen Yılmaz, acil çağrılarda dakikalar içerisinde hazırlanarak yola çıktıklarını anlattı. “Zaten arama kurtarma çalışmaları için dükkânlarımızı kapatmamız bir maddi olanağı engellemek. Ama gecenin birinde arıyor, işte bir tane kayıp vakası var, toplanın. Beş dakikada giyiniyoruz. Toplanıyoruz. Toplanma alanını buluyoruz. Gidiyoruz. Beş dakikamızı alıyor.” Yılmaz’a göre bu fedakârlığın karşılığını maddi bir kazançta aramak mümkün değil. Çünkü onun için önemli olan, ihtiyaç duyulduğunda orada olabilmek.

Yılmaz’ın insanlara yardım etme anlayışının köklerinde ise babasından kalan hayat felsefesi bulunuyor. Babasını 5 yaşında kaybettiğini belirten Yılmaz, babasının 30 yaşında hayatını kaybettiğini ve geride kendisine önemli bir söz bıraktığını söyledi: “Çok küçük babamı kaybettim ama babam hep şey derdi. ‘Hayat bir gün, o da bugün. Anı yaşayın’ derdi. Gerçekten de öyle.” Bu sözün hayatını şekillendirdiğini belirten Yılmaz, hiçbir zaman mal, mülk ve para hırsıyla yaşamadığını ifade ederek, “Hiçbir zaman mal, mülk, para, pul, hırsım olmadı. Bir liram varsa herkesle paylaşırım. Bende olmasın ama onda olsun. O üzülmesin” dedi. Babasının hayatındaki yerini ise, “Çünkü babam 30 yaşındaydı öldüğünde. Her şeyi vardı. Ama giderken hiçbir şeyi götürmüyor” sözleriyle anlattı.

DEVAMI YARIN…

bottom of page