Barodan 25 kasım mesajı!
- Hamza Dalgıç

- 26 Kas
- 2 dakikada okunur
Kırklareli Barosu Kadın Hukuku Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Lüleburgaz Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğüne dikkat çekilerek kadınlara yönelik şiddetin önlenebilir olduğu vurgulandı.


Kırklareli Barosu Kadın Hukuku Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla Lüleburgaz Adliyesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
25 Kasım Salı günü saat 11.00’de düzenlenen açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin yalnızca bireysel bir sorun değil, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğü kapsamında ele alınması gereken kamusal bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
Basın açıklamasını okuyan Kırklareli Barosu Kadın Hukuku Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Sonay Dinçer, 25 Kasım’ın Mirabal Kardeşler’in anısına Birleşmiş Milletler tarafından ilan edildiğini hatırlatarak günün bir “anma günü” değil, kadınların yaşam hakkını tehdit eden şiddet, eşitsizlik ve cezasızlık sorunlarının görünür kılındığı bir mücadele günü olduğunu vurguladı.
Dinçer, Türkiye’de kadınlara yönelik şiddetin münferit olaylar olmaktan çıkıp yapısal bir olgu haline geldiğini belirtti.
Açıklamada, kadınların evde, işyerinde, okulda, sokakta ve adliye koridorlarında şiddete maruz kaldığına dikkat çekilerek, koruma tedbirlerinin çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığı, adaletin ya geciktiği ya da hiç gelmediği belirtildi. Her bir kadın cinayetinin devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getiremediğinin ağır bir göstergesi olduğu ifade edildi.
Av. Sonay Dinçer, 6284 sayılı Kanun’un eksiksiz uygulanması gerektiğini ve kolluk ile yargı mercilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle hareket etmekle yükümlü olduğunu belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ise koruma mekanizmalarında boşluk yarattığının altını çizdi.
Şiddetin önlenebilir olduğuna dikkat çeken Dinçer, kadınların ve kız çocuklarının adalete, korumaya ve destek mekanizmalarına erişiminin güvence altına alınmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin yalnızca kadınların değil, tüm toplumun adalet ve demokrasi sınavı olduğunu ifade eden Dinçer, “Kadına yönelik şiddet özel alanın değil, kamusal sorumluluğun konusudur. Devletin tüm kurumları ve karar vericileri kadınların yaşam hakkını güvence altına almakla yükümlüdür.” dedi.
Açıklama, “Kadınlara yönelik şiddet önlenebilir. Yaşam hakkı kutsaldır, eşitlik vazgeçilmezdir, adalet geciktirilemez bir sorumluluktur.” sözleriyle son buldu.


