Ayakkabıya hayat veren usta!
- Özlem KARAKOYUN

- 22 Eyl 2025
- 2 dakikada okunur
Lüleburgaz’da babasından miras aldığı ayakkabı tamirciliği mesleğini sürdüren Nebi Karataş, el emeğini sanata dönüştürerek hem geçimini sağlıyor hem de unutulmaya yüz tutan bir geleneği yaşatıyor.





Lüleburgaz’ın Özerler Mahallesi Emrullah Efendi Caddesi’nde, Kongre Meydanı karşısında bulunan küçük bir dükkânda ayakkabıcılık mesleğini büyük bir aşkla sürdüren Nebi Karataş, babasından miras aldığı işi adeta sanata dönüştürüyor.
Çocukluk yıllarından itibaren babasının yanında mesleğin eğitimini alan Karataş, babasının disiplinli ve otoriter tavırlarıyla büyüdüğünü anlattı.
Babasının işi büyük bir ciddiyetle öğrettiğini söyleyen Karataş, “Tembelliğe müsaade etmezdi. Kuzenimle birlikte çok dayak yedik. İş dışında başka bir şeyle uğraştığımızda sayısız kez dükkândan kovulduk” dedi.
ÇALIŞARAK HARÇLIĞINI ÇIKARDI
Babasının sıfırdan ayakkabı ürettiğini ve zenneci olduğunu belirten Karataş, ilkokul yıllarında sabahçı olduğunu, okuldan çıktıktan sonra ise akşama kadar babasının yanında çalışarak kendi harçlığını çıkardığını söyledi.
“Çalışmadan babamdan harçlık almazdım” diyen Karataş, o günlerden bugüne işin önemini kavradığını ifade etti.
Babasının, tamire gelen kara lastik ayakkabılarını kabul etmediğini de hatırlatan Karataş, “İnsanların yeni ayakkabı almaya parası olmadığını düşünerek ben yine de tamir ederdim” dedi.
BABASININ İZİNDE
Babası yıllar boyunca Kurtuluş Camii ve eski belediye binası civarında dükkân işletmiş, ancak yaşlanıp gözlerinden rahatsızlanınca mesleği bırakmak zorunda kalmıştı.
Babasının vefatından sonra ayakkabıcılığı ek iş olarak sürdüren Nebi Karataş, bu süreçte 26 yıl boyunca bir fabrikada çalıştı.
Üç yıl önce ise fabrikadaki işinden ayrılarak tamamen ayakkabı tamirciliğine yöneldi.
Önceleri evden sürdürdüğü işini, son üç yıldır kendi dükkânında yapıyor.
İNGİLTERE’DEN DAVETİ GERİ ÇEVİRDİ
El emeğine verdiği önemle dikkat çeken Karataş’ın işleri yurt dışından bile ilgi gördü. İngiltere’den gelen bir müşterisinin kendisini beğenerek “Burada el emeğine çok önem verilir, gelirsen dükkan açmana yardımcı olurum” teklifinde bulunduğunu anlatan Karataş, “Ama ben sevdiklerimi, müşterilerimi bırakmak istemedim. Çok parada gözüm yok, işimi sadece iş olarak değil, sanat olarak yapıyorum” diyerek bu daveti reddettiğini belirtti.
“ANNESİNDEN ALDIĞI NASİHATLERİ HAYATININ MERKEZİNE KOYDU”
Maneviyata verdiği önemden bahseden Karataş, annesinden aldığı nasihatleri hayatının merkezine koyduğunu söyledi.
Karataş, “Rahmetli annem Davutlu köyündendi. Yirmili yaşlarımdayken mide kanserinden kaybettim. Hep bana bir gün ailem olacağını, helal kazanmam gerektiğini öğütlerdi. ‘Eksik al ama fazla alma’ derdi. O sözler aklımdan hiç çıkmaz” diye konuştu.
MÜŞTERİLERİNDEN ÖVGÜLER
Karataş’ın işine gösterdiği titizlik müşterilerinin de takdirini kazanıyor.
Müşterilerinden Hasime Sürel, “O kadar ayakkabıcı dolaştım ama Nebi abi gibi ayakkabıya yeni hayat veren görmedim. Marka ayakkabılarım var ama tamir ettiği eski ayakkabıyı giymekten vazgeçemiyorum. Yaptığı iş sadece iş değil, sanat” ifadelerini kullandı.
Bir diğer müşteri Erkan Boyacı ise, “Asla parada gözü yok. Bu kadar az paraya bu emeği kim verir? Ayakkabı tamir piyasasının en iyisi. Allah yolunu açık etsin” diyerek memnuniyetini dile getirdi.
MESLEĞİN GELECEĞİ BELİRSİZ
İki kız, iki çocuk babası olan Nebi Karataş, çocuklarının da bu işi öğrenmesini istediğini ancak mesleğin geleceğinin belirsiz olduğunu söyledi.
Kızı Hanife’nin meraklı olmasına rağmen “Bu iş kadın işi değil, babadan oğula geçmeli” diyerek geri tuttuğunu ancak bu düşüncesinden dolayı pişman olduğunu belirten Karataş, oğlunun da mesleğe ilgi duysa da kendi planlarının olduğunu ifade etti.
Karataş, “Benden sonra bu işi devam ettirecek kimse yok. Bu yüzden bu meslek unutulmaya yüz tutuyor” dedi.


