top of page

Alkışlar Uçaneller’e!

Lüleburgaz Uçaneller Kuklaevi, 22. Ishara Uluslararası Kukla Tiyatro Festivali’nde çocukları büyüledi. Festivalde çocuklar tarafından ayakta alkışlanan Uçaneller, evrensel masal anlatısıyla dil engelini yıkıp, Türkiye’nin gurur kaynağı oldu.

Hindistan’ın en prestijli kukla tiyatro etkinliklerinden biri olan 22. Ishara Uluslararası Kukla Tiyatro Festivali, 13–22 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirildi.

Dünyaca ünlü kukla sanatçısı ve Ishara Kukla Tiyatrosu Vakfı’nın kurucusu Dadi D. Pudumjee’nin davetiyle Türkiye’den festivale katılan Uçaneller Kuklaevi, Uluslararası ödüllere sahip “Taş Oyunu” ile sahneye çıkıp, Türkiye’yi ve Lüleburgaz’ı temsil etti.

Festivalde Kore, İtalya, Arnavutluk, Hindistan ve Bhutan’dan kukla tiyatroları da yer aldı. Ekip, festivalin ardından 26 Şubat’ta Türkiye’ye döndü.

“TAŞ OYUNU”: DİLSİZ MASAL, EVRENSEL HİKAYE

Bircan Sarıoğlu ve Mesut Sarıoğlu’nun sahneye koyduğu “Taş Oyunu”, dili olmamasına rağmen evrensel bir masal üzerinden çocuklarla güçlü bir iletişim kuruyor. Oyunun teması, farklı yollarla aşılmaya çalışılan bir engeli konu alıyor ve çocukların basit çözümlerle sorunları aşabildiğini gösteriyor.

Uçaneller Kuklaevi Genel Sanat Yönetmeni Mesut Sarıoğlu, Lüleburgaz’a dönmelerinin ardından festival sürecini anlattı.

Sarıoğlu, “Güney Kore, İtalya, Arnavutluk, Bhutan ve Hindistan’dan topluluklar vardı. İki farklı mekanda sahne aldık: Chandigarh şehri ve Habitat Center. Ayrıca okullarda gösteriler yaptık. Seyirci mutluydu, biz de mutluyduk. Çocuklarla onların gerçek dilini biliyorsanız her türlü anlaşırsınız. Bizim oyunumuzun dili yok zaten; nidalarla oynuyoruz. Evrensel bir hikaye anlatıyoruz. Dünyanın her yerinde bilinen bir masaldan yola çıkıyoruz oyunumuzda. Bir yola taş düşüyor ve yol kapanıyor. Herkes taşın üzerinden kendi bildiği şekilde geçmeye çalışıyor. Profesör başka türlü, işçi başka türlü, asker silahla, Arap şeyhi para ile… Ama hiçbiri başaramıyor. Sonra bir çocuk geliyor ve taşın üzerinden geçiyor. Bazı sorunlar çok basit yöntemlerle de çözülebiliyor. Çocuklar bu oyunu her yerde anlıyor. Küba’da anlamışlardı, Güney Kore’de de, İran’da da, Fransa’da da… Masal onlara geçiyor. Ayakta alkışlandık, bu çok gurur verici bir durum. Yani çocuklar normalde oyun sonlarında alkışlıyor ama ayağa kalkıp alkışlamaları ayrı bir gururdu. Motivasyonumuz çocukların mutluluğu ve gezip anılar biriktirmek. Onların mutluluğu için 5 bin kilometre değil, 10 bin kilometre de gideriz. Sağlık sorunlarım yüzünden ağır hareket ettiğimiz bir sezon oldu. Önümüzdeki sezon daha aktif olacağız. Yaz festivalleri başlayacak. Lüleburgaz’daki salonu, tedavi sürecim tamamlandıktan sonra açacağız. Çünkü süreklilik isteyen bir şey bu. İyileşmemde sorun olmazsa mart-nisan gibi sahneyi açacağız. Koşullar uygun olursa okullarda da gösteri yapabiliriz. Daha da güzel festivallerle dünyanın farklı yerlerinde çocuklarla buluşmaya devam edeceğiz. Lüleburgaz’ı ve Türkiye’yi yurtdışında temsil etmenin gururunu yaşıyoruz.” şeklinde konuştu.

HİNDİSTAN’DA KÜLTÜREL GÖZLEMLER

Ekibin bir diğer ismi Bircan Sarıoğlu da, festivale dair deneyimlerini şöyle aktardı: “İshara Uluslararası Kukla Tiyatro Festivali’ne Türkiye’den katılan ilk ekibiz ve ikinci defa katıldık. Ayrıca tekrar davet aldık. Bu çok gurur verici. Oraya gittiğimizde bize ‘Uçaneller’ değil, ‘Türkiye’ diyorlar. Biz Türkiye’yi temsil ediyoruz. Hindistan’da Tac Mahal, Cuma Camii, Cumhurbaşkanlığı Sarayı bahçesi, Gandhi Smriti gibi gezilecek yerler var ama trafiği kötü. Bana ilginç gelen bir olay ise mahallelerde kapılar olması; belli bir saatten sonra kapılar kapanıyor ve dışarı çıkamıyorsunuz. Mahalle sakiniyseniz, yabancı araç giremiyor mahallenize. Kapılarda güvenlik görevlileri duruyor, isim soruyor ve nereye gittiğinizi öğreniyorlar. Bu sistem oldukça ilginç ve güvenlik odaklı.”

Uçaneller Kuklaevi’nin Hindistan deneyimi, hem kültürel bir paylaşım hem de Türkiye’nin uluslararası sanat sahnesinde temsil edilmesi açısından büyük bir başarı olarak değerlendiriliyor.

bottom of page