Şef Masis Aram Gözbek Lüleburgaz’da!
- Özlem KARAKOYUN

- 24 Haz
- 5 dakikada okunur
“Hakikatin peşinden gidin”
Dünya koro müziğinde Türkiye’nin adını duyuran, uluslararası ödüllü şef Masis Aram Gözbek, 10 yıl sonra yeniden geldiği Lüleburgaz’da gençlerle buluştu. Sayısız başarıya imza atan Gözbek, sanatın, özgür düşüncenin ve nitelikli üretimin önemine dikkat çekerek Görünüm’e konuştu.



Dünyanın en başarılı koroları arasında gösterilen, uluslararası yarışmalarda elde ettiği şampiyonluklarla Türkiye’yi gururlandıran Boğaziçi Caz Korosu’nun kurucu şefi ve sanat yönetmeni Masis Aram Gözbek, Lüleburgaz’da gençlerle buluştu.
Yalnızca sahnedeki başarılarıyla değil, dijital platformlardaki etkisiyle de dikkat çeken başarılı isim, Lüleburgaz TEK Güzel Sanatlar Lisesi Korosu öğrencileriyle bir araya geldi.
10 yıl sonra yeniden Lüleburgaz’a gelen Gözbek, gençlerle gerçekleştirdiği atölye çalışmasının ardından gazetemizin sorularını yanıtladı.
BUGÜN LÜLEBURGAZ TEK GÜZEL SANATLAR LİSESİ KOROSU ÖĞRENCİLERİYLE BİR ARAYA GELDİNİZ. GENÇLERİN PERFORMANSINI VE MÜZİĞE YAKLAŞIMLARINI NASIL DEĞERLENDİRDİNİZ?
Öncelikle gençlerle çalışmak benim için her zaman çok büyük bir heyecan ve tutku. O yüzden böyle bir etkinliğin gerçekleşmesine vesile olan herkese teşekkür etmek isterim. Özellikle de bu buluşmayı organize eden öğrenciler Ecrin ve Barlas’a ayrıca teşekkür ediyorum. Daha ilk andan itibaren onların heyecanını, enerjisini ve bu işe ne kadar gönül verdiklerini hissettim. Beni karşılamaları, bütün sürece sahip çıkmaları çok kıymetliydi.
Benim bu tür çalışmalardaki öncelikli amacım gençlerin içindeki potansiyeli ortaya çıkarmak oluyor. Çünkü yıllardır gördüğüm bir şey var; gençlerin büyük bölümü aslında sahip oldukları kapasitenin farkında değil. Kendilerine bazı sınırlar koyuyorlar. “Bunu yapamam”, “Buraya kadar gelebilirim” ya da “Sesim buna yetmez” gibi düşünceler geliştirebiliyorlar. Oysa doğru yönlendirme, doğru yöntem ve biraz da cesaretle o sınırların çok ötesine geçebildiklerini görüyoruz.
Benimle çalışan gençler genellikle yorulurlar. Çünkü onları biraz zorlarım. Ama o zorlamanın sonunda ortaya çıkan şey çok değerlidir. Bir anda dönüp “Aslında oluyormuş” dedikleri anlar yaşanır. Bugün de kısa sürede buna benzer anlar yaşadık. Süremiz çok uzun değildi ama buna rağmen çok güzel sonuçlar aldık.
Bir diğer önemli nokta da öğrencilerin yalnızca müzikal anlamda değil, organizasyon anlamında da ciddi sorumluluk üstlenmiş olmalarıydı. Bir yandan etkinliği planlıyorlar, bir yandan misafirleri ağırlıyorlar, diğer yandan da çalışmanın içinde aktif olarak yer alıyorlar. Bu yüzden bazı öğrenciler iki kat yoruldu. Ama ben bunu çok değerli buluyorum. Çünkü sanat sadece sahneye çıkmak değildir. Organizasyon, ekip çalışması, sorumluluk almak ve birlikte üretmek de sanatın önemli parçalarıdır.
Bugünkü çalışma farklı bakış açılarıyla zenginleşen, keşiflerle dolu bir oturum oldu. Umarım ilerleyen yıllarda daha kapsamlı, daha planlı ve daha fazla desteklenen organizasyonlarda yeniden buluşma fırsatımız olur.
Bu ziyaret benim için ayrıca duygusal bir anlam da taşıyor. Lüleburgaz’a en son yaklaşık 10 yıl önce Lüleburgaz Belediyesinin davetiyle, Boğaziçi Caz Korosu ile Cumhuriyet Bayramı kapsamında verdiğimiz Cumhuriyet Konseri için gelmiştim. Aradan geçen zamandan sonra yeniden burada olmak ve gençlerle buluşmak beni ayrıca mutlu etti. Lüleburgaz gerçekten çok güzel bir kent. Bu buluşmaya olanak sağladıkları için Lüleburgaz Belediyesine, Kent Konseyi’ne ve buluşmaya ev sahipliği yapan Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi ve tüm çalışanlarına da buradan ayrıca teşekkür etmek isterim.
KORO ÇALIŞMALARINDA GENÇLERE EN ÇOK HANGİ KONULARDA TAVSİYELERDE BULUNUYORSUNUZ? İYİ BİR KORİST OLMANIN TEMEL ŞARTLARI NELERDİR?
Benim için ilk sırada her zaman dinlemek geliyor. Çünkü koro müziğinin ilk şartı aslında zannedildiği gibi söylemek değil, dinlemek. İnsanlar çoğu zaman şarkı söylemeyi ses çıkarmak olarak görüyor ama koro bundan çok daha fazlası. Öncelikle etrafındaki insanları duyabilmek gerekiyor.
Bu nedenle ben çalışmaya başladığım gruplarla doğrudan müziğe girmem. Önce farkındalık çalışmaları yaparım. Algıları açmaya, dikkati toplamaya yönelik egzersizler yaparız. Çünkü gözün görmesi, kulağın duyması ve hissiyatın çalışması gerekiyor. Bunlar olmadan gerçek anlamda müzik üretmek mümkün değil.
Aslında dinlemek sadece müzik için değil, hayat için de çok önemli bir beceri. Bugün yaşadığımız birçok iletişim probleminin temelinde insanların birbirini dinlememesi yatıyor. Herkes konuşmak istiyor ama çok az insan gerçekten dinliyor. Koro ise insanlara tam da bunu öğretiyor. Ne kadar iyi dinlerseniz, o kadar iyi anlar ve anlaşırsınız.
Birkaç yıl önce birlikte çalıştığım yabancı bir şefin şu sözünü hiç unutmam: “Ne sonuncu ne de birinci ol.’’ Tam zamanında, olman gereken yerde ol. Bu söz aslında koroyu çok güzel anlatıyor. Sürekli öne çıkmaya çalışmak da doğru değil, kendini tamamen geri çekmek de. Önemli olan bütünün içinde doğru yerde, sağlıklı bir dengede durabilmek.
Koro aynı zamanda karakter eğitimi de veriyor. Çünkü farklı insanlarla bir araya geliyorsunuz. Herkesin farklı düşünceleri, hassasiyetleri ve beklentileri var. Ama sonunda ortak bir amaç etrafında buluşmak zorundasınız. Bazen istediğiniz şey olmayabiliyor. Bazen alınan karardan memnun kalmayabiliyorsunuz. Ancak topluluğun kararına saygı göstermek gerekiyor. İşte gerçek ekip ruhu burada başlıyor.
Ben koronun bir prova alanından çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Burası insanların birlikte yaşamayı öğrendiği bir alan. O yüzden gençlere hep şunu söylüyorum; kişisel hassasiyetlerinizi ve günlük hayatın yüklerini kapının dışında bırakın. Koroya sanki kutsal bir mekâna girer gibi girin. Ortak hedef için, ortak iyilik için ve topluluğun gelişimi için burada olduğunuzu unutmayın.
TÜRKİYE’DE SANAT EĞİTİMİ GENÇLERİN HAYALLERİNİ GERÇEKLEŞTİRMESİ İÇİN YETERLİ Mİ, YOKSA HALEN AŞILMASI GEREKEN CİDDİ ENGELLER VAR MI?
Maalesef yeterli olduğunu söyleyemem. Hala aşılması gereken çok ciddi engeller olduğunu düşünüyorum. Bunun yalnızca maddi imkanlarla ilgili olduğunu da düşünmüyorum. Bence öncelikle zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var.
Sanatın gelişebilmesi için özgür düşüncenin gelişebilmesi gerekiyor. Özgür birey anlayışı ve demokratik bir ortam olmadan sanatın gelişmesi çok zor. Çünkü sanatın temelinde kendini ifade etmek vardır. İnsanlar düşüncelerini, duygularını ve hayallerini rahatça ortaya koyabildiklerinde sanat da gelişir.
Ben buralıyım. Burada doğdum, burada büyüdüm. Bu toprakların çocuğuyum yani. Avrupa’da, Amerika’da, Asya’da, özetle dünyanın dört bir yanında bulunma ve çalışma fırsatım oldu. Çoğunlukla beni en çok etkileyen şey insanların kendilerini ifade etme konusundaki rahatlığıydı. Farklı olabilmekten korkmuyorlar. Kendi renklerini göstermekten çekinmiyorlar. Bu da doğal olarak sanatsal üretimi besliyor.
Oysa bizim ülkemizde insanlar kendilerini ifade ederken çekingen davranabiliyorlar. Halbuki çok güçlü bir kültürel mirasımız var. Tarihimiz, müziğimiz, edebiyatımız ve sanatımız son derece zengin. Bu topraklar inanılmaz bir birikime sahip. Ancak bu potansiyeli tam anlamıyla ortaya çıkarabilmek için insanların daha özgür hissedebildiği ortamlar yaratmak gerekiyor.
Ben bir çocuğun kazanması gereken en önemli becerinin kendini doğru ifade edebilmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü insan kendisini ifade edebildiğinde özgüveni gelişiyor, üretkenliği artıyor ve hayallerini gerçekleştirme cesareti buluyor. Bu da eğitimle ve aile desteğiyle mümkün oluyor.
MÜZİK ALANINDA KARİYER HEDEFLEYEN LÜLEBURGAZLI GENÇLERE VERMEK İSTEDİĞİNİZ EN ÖNEMLİ MESAJ NEDİR?
En önemli mesajım şu olur: Vazgeçmeyin. Gerçekten hiçbir şeyden vazgeçmeyin. Çünkü şartlar çok zor olabilir, hatta zaman zaman daha da zorlaşabilir. Ancak başarıya ulaşan insanların ortak özelliği vazgeçmemeleridir.
Biz çok güçlü bir kültürel birikime sahibiz ve bu da bize çok büyük bir güç veriyor. O yüzden önce kendi köklerimizi tanımamız gerekiyor. Kendi kültürünü tanımayan bir insanın sağlam bir gelecek inşa etmesi kolay değil. Köklerimizi bilerek ve onlardan güç alarak ilerlemeliyiz.
Bunun yanında çok çalışmak gerekiyor. Yetenek önemli ama tek başına yeterli değil. Disiplinli çalışma, sabır ve kararlılık çok daha belirleyici. Hangi alanda ilerlemek istiyorsanız o alanın gerektirdiği emeği vermekten asla kaçmamalısınız.
Bir başka konu da karakter. Dürüst olmak, açık olmak ve kalbi açık tutmak çok önemli. Günümüzde maalesef şekil ve görüntü, özün önüne geçmiş durumda. İnsanlar çoğu zaman içeriğe değil görüntüye bakıyor. Ben ise gençlere niteliğin peşinden gitmelerini tavsiye ediyorum. Çünkü kalıcı olan niteliktir.
Ayrıca hakikat arayışından hiçbir zaman uzaklaşmamalarını diliyorum. Özellikle sosyal medya çağında yaşıyoruz. Çok fazla bilgi var ama aynı zamanda ondan daha da fazla kuru gürültü var. Herkes gerçeği işine geldiği gibi eğip büküyor. Teknoloji büyük fırsatlar sunuyor fakat ciddi bir bilgi kirliliği de yaratıyor. Gençlerin bunları ayırt etmeyi öğrenmesi gerekiyor.
Kalpleri açık olsun, meraklarını kaybetmesinler ve hedeflerinden vazgeçmesinler. Çünkü ne kadar karanlık görünürse görünsün, tünelin sonunda mutlaka bir ışık vardır. O ışığı görenler, vazgeçmeyenlerdir.


