Şanslı gerçekten şanslı!
- Özlem KARAKOYUN

- 11 Tem
- 4 dakikada okunur
2018 yılında yol ortasında ezilme tehlikesinden kurtarılan ve AK DİL Anaokulu’nun bahçesinde yeni yuvasına kavuşan “Şanslı” isimli kaplumbağa, çocuklara doğa sevgisi ve sorumluluk bilincini aşılayan özel bir hikâyeye dönüştü. Kurucu Psikolog Gonca İpek, okulun eğitim anlayışını ve çocuk gelişimine yönelik çalışmalarını anlattı.





AK DİL Anaokulu, sosyal medya hesaplarında yaptığı bir paylaşımla dikkatleri “Şanslı” isimli kaplumbağaya çekti. Yol ortasında bulunarak ezilme tehlikesinden kurtarılan ve okul bahçesinde yaşamını sürdüren Şanslı’nın hikâyesini dinlemek, okulun bu süreci nasıl değerlendirdiğini öğrenmek için AK DİL Anaokulu’nu ziyaret ettik.
Kurucu Psikolog Gonca İpek ile gerçekleştirdiğimiz röportajda Şanslı’nın hikâyesinden okulun 10 yıllık eğitim yolculuğuna, çocuk gelişimine bakış açısından ailelere yönelik rehberlik çalışmalarına kadar birçok konuyu konuştuk. İpek, çocukların yalnızca akademik bilgilerle değil; güven, sorumluluk, empati, doğayla ilişki kurma ve hayatın içindeki deneyimlerle geliştiğini vurguladı.
Lüleburgaz’da yaklaşık 10 yıldır okul öncesi eğitim alanında hizmet veren AK DİL Anaokulu, çocuk gelişimi takibi ve aile danışmanlığını eğitim sürecinin önemli bir parçası olarak görüyor. Kurucu Psikolog Gonca İpek, okul öncesi dönemin çocuğun karakter gelişiminde çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Bu yaşlara rehber olabilmek çok önemli. Biz çocukların sadece akademik olarak değil, sosyal ve duygusal açıdan da gelişmesini önemsiyoruz. Eğitim anlayışımızda etik değerlere dayalı bir yaklaşımı esas alıyoruz” dedi.
İpek Anaokulu’ndan AK DİL Anaokulu’na uzanan 10 yıllık yolculuk
Kurumun geçmişinin yaklaşık 10 yıl öncesine dayandığını anlatan Gonca İpek, uzun yıllar “İpek Anaokulu” adıyla hizmet verdiklerini, son dönemde ise daha kurumsal bir yapıya geçip AK DİL Anaokulu ismini aldıklarını ifade etti.
“Yaklaşık 9 yıl İpek Anaokulu olarak hizmet verdik. Son 8 aydır AK DİL Anaokulu adıyla devam ediyoruz. Aslında bu değişim bizim için bir dönüşüm süreciydi. Günümüzde çok fazla okul seçeneği bulunuyor ve ailelerin karar vermesi zorlaşabiliyor. Biz de eğitim anlayışımızı daha güçlü bir kurumsal yapı içerisinde devam ettirmek istedik. Temel değerlerimiz ve çocuklara yaklaşımımız aynı şekilde devam ediyor.”
10 yıllık süreçte birçok çocuğun hayatına dokunduklarını belirten İpek, en özel anlarından birinin ilk öğrencileriyle yeniden bir araya geldikleri 10. yıl kutlaması olduğunu söyledi.
“10. yıl balomuzda ilk öğrencilerimizi davet ettik. Onlar bize geldiklerinde 3-4 yaşındaydılar. O gece onların arasında dolaşırken gerçekten çok farklı duygular yaşadım. Fotoğraflarımıza baktık, geçmişi hatırladık. Şimdi o çocuklar büyüdü, lise sınavlarına girdiler. Bir çocuğun hayatına dokunmak ve yıllar sonra geldiği noktayı görmek çok kıymetli.”
Yol ortasında bulundu, okul bahçesinde yeni hayatına başladı
AK DİL Anaokulu’nun bahçesinde yaşayan Şanslı isimli kaplumbağanın hikâyesi ise okulun sosyal medya paylaşımıyla geniş kitlelere ulaştı. Şanslı’nın okul bahçesine geliş hikâyesini anlatan Gonca İpek, kaplumbağanın bir veli tarafından yol ortasında bulunduğunu söyledi.
“2018 yılıydı. Bir velimiz yolda kaplumbağayı bulmuş. Onu bir kutunun içine koymuş, içerisine ot bırakmış ve ertesi gün bize getirmiş. Daha önce de okulumuzda tavşanlarımız olmuştu. Bahçemizde canlıların yaşayabileceği doğal bir alanımız var. Velimiz ‘Bakar mısınız?’ diye sorduğunda biz de seve seve kabul ettik.”
Kaplumbağaya neden “Şanslı” ismini verdiklerini anlatan İpek, “Aslında ismi yaşadıklarından geliyor. Çünkü yolun ortasında bulunmuş, araçların üzerinden geçme ihtimali olan bir canlı. Kurtarılması gerçekten onun için bir şans oldu. Biz de adını Şanslı koyduk” dedi.
İpek, Şanslı’nın okulda bulunmasının çocuklar için planlanmış bir şey olmadığını, doğal şekilde gelişen bir süreç olduğunu özellikle vurguladı.
“Biz onu çocukların dikkatini çekmek veya eğitim materyali olarak kullanmak için almadık. Öncelikle bir canlıya yuva olduk. Sonrasında çocukların ilgisini çekmeye başladı. Çocuklar onu gözlemlemeye, beslemeye ve onunla bağ kurmaya başladı.”
Şanslı, çocukların güven duygusunu güçlendiriyor
Okula yeni başlayan çocuklar için güven duygusunun çok önemli olduğunu belirten Gonca İpek, Şanslı’nın özellikle oryantasyon sürecinde çocuklar için güzel bir bağ kurma noktası olduğunu söyledi.
“Okula başlamak tamamen bir güven süreci. Çocuk önce bizi tanıyacak, ortamı tanıyacak, öğretmenine ve arkadaşlarına güven duyacak. Bir canlıya yardım etmek, ona yiyecek vermek çocuk için çok özel bir deneyim oluyor.”
Çocukların zaman zaman evlerinden getirdikleri sebze kabuklarıyla Şanslı’yı beslediğini anlatan İpek, bu küçük görünen deneyimlerin çocukların özgüven gelişiminde önemli olduğunu ifade etti.
“Bir çocuk eve gidip ‘Bugün bir kaplumbağayı besledim, onun karnını doyurdum’ dediğinde aslında kendisiyle ilgili çok güzel bir duygu geliştiriyor. Bir canlıya fayda sağladığını görüyor. Bu, çocuk için çok değerli bir deneyim.”
Şanslı’nın salatalık kabuğu, havuç kabuğu ve bazı meyveleri sevdiğini belirten İpek, çocukların kaplumbağayı gözlemleyerek onun davranışlarını öğrenmeye çalıştığını söyledi.
“Çocuklar bazen yanına yiyeceğini bırakıyor, bazen nasıl tuttuğunu, nasıl yediğini izliyor. Yaşayarak öğreniyorlar. Bu süreç onların merakını ve sorumluluk duygusunu geliştiriyor.”
Çocuklara doğayla temas imkânı sağlanıyor
Okul bahçesindeki doğal alanların çocukların gelişimi açısından önemli olduğunu ifade eden İpek, çocukların doğayla temas etmesinin günümüzde daha da değer kazandığını söyledi.
“Günümüzde bazı çocuklar toprağa dokunmakta, farklı dokulara temas etmekte zorlanabiliyor. Oysa duyusal gelişim çocukların kendilerini tanıması, çevreyi anlaması ve duygularını düzenleyebilmesi için çok önemli.”
Okul bahçesinde oluşturdukları sebze alanında çocukların üretim sürecine dahil olduğunu belirten İpek, domates, biber, fasulye, kabak, salatalık, maydanoz ve ıspanak yetiştirdiklerini anlattı.
“Çocuklar tohumu ekiyor, büyümesini takip ediyor ve ürün ortaya çıktığında büyük bir mutluluk yaşıyor. Bu yıl özellikle ıspanak sürecimiz çok güzeldi. Çocuklar kendi yetiştirdikleri ürünleri topladı. Aileler de evde bunlarla yemekler yaptı, kekler hazırladı ve çocukların emeğini destekledi.”
Okulda gerçekleştirilen “mavi tohum” çalışmasının da çocuklarda büyük merak oluşturduğunu anlatan İpek, “Çocuklar tohumun neden mavi olduğunu sordu. Ektik, bekledik ve sonunda büyük bir ıspanak alanına dönüştü. Çocuklar için bu değişimi görmek çok etkileyiciydi” diye konuştu.
“Çocuklarımızı sürekli mutlu etmek zorunda değiliz”
Çocuk yetiştirme konusunda ailelere önemli mesajlar veren Gonca İpek, günümüzde mutluluk kavramının bazen yanlış değerlendirildiğini söyledi.
“Çocuğum mutlu olsun düşüncesi çok yaygın. Ancak çocuk sürekli mutlu olarak gelişmiyor. Çocuk, sorunlarla baş etmeyi öğrendiğinde güçleniyor.”
Çocukların zaman zaman üzülmesinin, kaygılanmasının veya zorlanmasının doğal olduğunu ifade eden İpek, önemli olanın çocuğun bu duygularla nasıl baş edeceğini öğrenmesi olduğunu söyledi.
“Çocuğunuz her zaman mutlu olmayacak. Önemli olan mutsuz olduğunda ne yapacağını bilmesi. Bir problem yaşadığında çözüm üretebilmesi, kendini ifade edebilmesi ve yeniden toparlanabilmesi.”
Eğitim kurumunun görevi aileye de rehber olmaktır
Okul öncesi eğitimin yalnızca çocukla sınırlı olmadığını belirten İpek, ailelerin de bu süreçte desteklenmesi gerektiğini ifade etti.
“Bir çocuk ağlıyor, arkadaşına vuruyor veya uyum problemi yaşıyor diye aileye sadece ‘Çocuğunuz böyle yapıyor’ demek doğru değil. Eğitim kurumunun görevi çocuğu anlamak, aileyi yönlendirmek ve çözüm üretmektir.”
Başarının çocuğu gün boyunca sessiz tutmak olmadığını belirten İpek, “Biz sessiz çocuk istemiyoruz. Kendini ifade edebilen, soru sorabilen, hata yaptığında yeniden deneyebilen çocuklar yetiştirmek istiyoruz” dedi.
“Sistemi olan kurum güven verir”
Velilere okul seçimi konusunda da tavsiyelerde bulunan Gonca İpek, ailelerin öncelikle kurumun eğitim anlayışına bakması gerektiğini söyledi.
“Her kurumun bir sistemi olmalı. Sistemi olan kurumun düzeni vardır. Aileler sadece binaya, fiziksel şartlara değil; öğretmen yaklaşımına, çocukla kurulan iletişime ve eğitim felsefesine dikkat etmeli.”
AK DİL Anaokulu olarak amaçlarının çocukları sadece bugüne değil, geleceğe hazırlamak olduğunu belirten İpek, “Bizim görevimiz çocukların hayatını kolaylaştıracak becerileri kazandırmak ve onlara rehber olabilmek” ifadelerini kullandı.


