top of page

Çalışarak batıyoruz!

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde konuşan Lüleburgazlı üretici Emrah Pişkin, artan girdi maliyetleri, geciken destekler, düşen kâr oranları ve gençlerin tarımdan uzaklaşması nedeniyle Türk tarımının kritik bir eşiğe geldiğini söyledi. Pişkin durumu “Çalışarak batıyoruz” diyerek özetledi.



14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kapsamında Lüleburgaz’da dede mesleği olan çiftçiliği sürdüren 39 yaşındaki Emrah Pişkin ile bir araya geldik.

Tarımın içinde büyüyen ve 2010 yılında fidan ile peyzaj işleriyle sektöre adım atan Pişkin, 2016 yılında evlenmesinin ardından tamamen çiftçiliğe yöneldiğini, ancak 2024 yılının sonunda artan maliyetler ve iş gücü sıkıntısı nedeniyle fidan ve peyzaj faaliyetlerini bırakmak zorunda kaldığını anlattı.

Bugün Lüleburgaz’da arpa, buğday, yulaf, kanola, nohut ve mısır gibi geniş bir üretim yelpazesinde faaliyet gösterdiğini belirten Pişkin, hem sulamalı hem kuru tarım yaptıklarını ancak buna rağmen her yıl zarar ettiklerini vurguladı. Son yıllarda tarımda sürdürülebilirliğin tamamen bozulduğunu ifade eden Pişkin, yaşanan tabloyu şu sözlerle anlattı: “Son birkaç yıldır yapılan politik yanlışlıklar ve girdi maliyetlerindeki aşırı artış nedeniyle çok kötü durumdayız. Biz her yıl çalışarak batıyoruz. Bir yandan üretiyoruz ama diğer yandan her sene daha da çıkmaza giriyoruz.”

Pişkin’e göre en büyük sorun girdi maliyetlerindeki kontrolsüz artış. Özellikle mazot, gübre ve elektrik giderlerinin üreticiyi çıkmaza soktuğunu belirten çiftçi, maliyet-fiyat dengesizliğine dikkat çekti:

“Her yıl üretim maliyetlerim yüzde 70 artıyor ama ürünümü satarken en fazla yüzde 12-17 artış görüyorum. 2021-2022’den beri kâr marjımızın yarısı gitti. Neredeyse emeğimiz eridi.”

Elektrik maliyetlerindeki artışın dramatik boyutunu örneklerle anlatan Pişkin, 2017 yılında sulama döneminde 300 TL gelen elektrik faturasının bugün sulama olmadan 7 bin TL’yi aştığını söyledi. Sadece elektriğin değil, mazot ve gübre fiyatlarının da savaş sonrası süreçte ciddi şekilde yükseldiğini ifade etti.

“Son iki yılda girdi maliyetlerimiz minimum yüzde 75, bazı kalemlerde yüzde 135’e kadar arttı. Ben mısırı bu yıl tamamen bıraktım. Çünkü dekar maliyeti çok pahalı.”

“AYÇİÇEĞİ EKİMİ CİDDİ ŞEKİLDE AZALDI”

Pişkin, üretim deseninin de bu nedenle değiştiğini belirterek Trakya’da birçok çiftçinin ayçiçeğinden uzaklaşıp kanolaya yöneldiğini söyledi. Ayçiçeği üretiminin azalmasının ilerleyen dönemlerde yağ fiyatlarını da etkileyeceğini ifade etti.

Pişkin, “Trakya’da ayçiçeği ekimi ciddi şekilde azaldı. Çiftçi alternatif arıyor. Çünkü ayçiçeğinden zarar ediyor para kazanamıyor.” dedi.

Çiftçilerin en büyük beklentisinin desteklerin zamanında verilmesi ve planlı üretime geçilmesi olduğunu belirten Pişkin, mevcut destek sisteminin üretim döngüsüne uygun olmadığını vurgulayarak, “Destekler Şubat-Mart’ta lazım ama Mayıs-Haziran’da geliyor. Geçen yıllarda Kasım’da alınan destekler artık Nisan gibi ödeniyor. Çiftçinin en ihtiyaç duyduğu anda para yok.” diye konuştu.

“2025 YILI DESTEKLERİ HÂLÂ ÖDENMEDİ”

2025 yılı desteklerinin hâlâ ödenmediğini de belirten Pişkin, hasat dönemine girildiğini ancak çiftçinin hâlâ destek beklediğini söyledi. Geciken desteklerin üretim kararlarını doğrudan etkilediğini ifade etti.

“Ben ayçiçeğini ektim, ilaçladım ama desteğini hâlâ alamadım. Mayısta, haziranda gelen destek çiftçiye hiçbir fayda sağlamıyor.”

Gübre fiyatlarındaki artış da üreticiyi zorluyor. Pişkin, 2024 Nisan ayında 17 bin TL olan üre gübresinin 2025 Nisan ayında 34-35 bin TL bandına çıktığını belirterek üretimin giderek daha pahalı hale geldiğini söyledi.

“Bu şartlarda mısır bırakılıyor, buğdayda bile gübre atımı azalacak. Çünkü çiftçi maliyetin altından kalkamıyor.”

“GENÇLER TARIMDAN UZAKLAŞIYOR”

Gençlerin tarımdan uzaklaştığını da vurgulayan Pişkin, Türkiye’de ÇKS’ye kayıtlı çiftçilerin yaş ortalamasının 55-57 seviyesinde olduğunu belirterek geleceğe dair endişelerini dile getirdi:

Pişkin, “Gençler çiftçilikten kaçıyor. Çünkü zarar eden bir işte kim çalışır? Bizim traktör şoförümüz 2 bin TL yevmiye alıyor ama aynı parayı şehirde kafede de kazanabiliyor. İnsan bulmakta zorlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Tarımın sadece ekonomik değil, sosyal olarak da daraldığını söyleyen Pişkin, seracılık ve bahçecilik yapan üreticilerin bile alanlarını küçülttüğünü ifade etti.

Buna rağmen üretmeye devam ettiklerini ancak sistemin sürdürülebilir olmadığını belirten Pişkin, en büyük sorunun plansız üretim olduğunu söyledi. “Nerede ne ekeceğimizi bilmiyoruz” diyen Pişkin, planlı üretime geçilmezse işin sonunun geldiğinin altını çizdi.

“ÜÇ ANA KALEM EN BÜYÜK SORUN”

Çiftçinin en büyük yükünün üç ana kalem olduğunu vurgulayan Pişkin, net bir çağrıda bulundu: “En büyük girdimiz mazot, gübre ve elektrik. Biz çalışmaktan yılmadık ama bu üç kalem bizi bitiriyor. Mazot ve gübrede ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Üretime acil destek verilmeli.”

14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne de vurgu yapan 39 yaşındaki genç çiftçi Emrah Pişkin, bu günün sadece bir kutlama değil, gerçeklerin konuşulduğu bir farkındalık günü olması gerektiğini söyledi.

Bu özel günün yıl geneline yayılması gerektiğini belirten Pişkin, “Bu gün tek bir güne sığdırılmamalı. Gençlere tarımın önemi anlatılmalı. Çünkü bu ülkenin geleceği üretimde.” dedi.

Lüleburgazlı üretici Emrah Pişkin’in sözleri, tarım sektöründe yaşanan yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne sererken, çiftçilerin giderek artan maliyet baskısı altında üretim mücadelesini nasıl sürdürdüğünü ortaya koydu.

bottom of page