15 Ağustos 2022 Pazartesi
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Vicdan ALADAĞ
Madenciliğe kapalı alanların kanunlarla belirlenmesini öneriyoruz
Yazı Tarihi: 04 Haziran 2022 Cumartesi 06:28

TEMA Vakfı, 2019 yılından itibaren sürdürdüğü maden ruhsatlarının dağılımını gösteren harita çalışmaları sonucunda 24 ilde (Çanakkale, Balıkesir, Muğla, Tekirdağ, Kırklareli, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Zonguldak, Bartın, Eskişehir, Karaman, Kahramanmaraş, Erzincan,Tunceli, Ordu, Tokat, Artvin, Erzurum, Bayburt, Şırnak, Siirt, Batman ve Sivas) yaklaşık 20 bin maden ruhsatının bulunduğunu ortaya koymuştu. Ruhsatların; ormanlar, korunan alanlar, tarım ve mera alanları ve kültür varlıkları ile ilişkisini inceleyen çalışmaların sonuçlarına göre illerin ortalama ruhsatlılık oranının %63 olduğu görülmüştü.

TEMA Vakfı’nın hazırladığı politika belgesine göre Vakıf Birleşmiş Milletler’in farklı alt kuruluşlarının önerdiği ve diğer bazı ülkelerde de olduğu gibi madenciliğe kapalı alanların kanunlarla belirlenmesi gerektiğini ifade ettik.

 

Statü ve nitelik gözetmeksizin her yerde madenciliğe izin veren mevzuatın, doğal varlıklarımızı, gıda güvenliğimizi ve kültürel değerlerimizi korumaya yetmediğine dikkat çeken TEMA Vakfı ; Madencilik çalışmalarına yönetmelikler ve ilke kararları ile kısıtlamalar getirilmeye çalışılsa da, kolayca değiştirilebilen bu düzenlemeler doğayı ve insan sağlığını güvencesiz ve korumasız bırakmaktadır. Madencilik çalışmaları, binlerce yılda oluşan üst toprağın, geliştiği ana kayadan bağlantısının koparılması, işletme sırasında kullanılan yoğun su tüketimi ve neden olduğu kimyasal kirlilik ile; bulunduğu bölgede kalıcı sağlık sorunları, sosyo-ekonomik ve kültürel yaşamda olumsuz etkiler bırakmaktadır. Madencilik faaliyetlerinin neden olduğu bu tehditlerin önlenmesi ormanların, korunan alanların, verimli tarım ve mera arazilerinin, içme suyu havzalarının, yerel kültürün ve yerleşim bölgelerinin madenciliğin zararlarından korunmasıyla mümkün olacaktır. Birleşmiş Milletler Çevre Ajansı (UNEP) tarafından belirtildiği ve birçok ülke tarafından da uygulandığı gibi madenciliğe kapalı alanları kanunlarla belirleyip, belirlenen bu alanlarda arama faaliyetleri de dahil herhangi bir madencilik çalışmasına izin vermemek, doğal varlıkları, biyolojik zenginliği, yaban hayatını, tarım ve mera alanlarını, kıyıları ve içme suyu havzalarını madencilik faaliyetlerinden korumanın tek yoludur. Kanun korumazsa maden yaşatmaz.

Madenciliğe Kapalı Alanlar Politika Belgesi

TEMA Vakfı’nın hazırladığı Madenciliğe Kapalı Alanlar Politika Belgesi’ne göre; ekosistemin sürdürülebilirliği, biyolojik çeşitlilik, yaban hayatının devamlılığı, içilebilir su ile güvenli gıdaya ulaşabilmek için aşağıdaki alanlar madencilik faaliyetlerine kapatılmalıdır:

  • Orman amenajman planlarında ana işletme amacı; doğa koruma, erozyonu önleme, iklimi koruma, su üretimi, toplum sağlığı, estetik, ekoturizm ve rekreasyon, ulusal savunma ve bilimsel işlevleri yerine getirme olarak belirlenmiş orman alanları
  • Korunan alanların tümü;
    • 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu’na istinaden; milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları,
    • 2872 Sayılı Çevre Kanunu; Özel Çevre Koruma Bölgeleri
    • 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu; Yaban Hayatı Koruma Sahaları, Yaban Hayatı Geliştirme Sahaları ve Yaban Hayvanı Yerleştirme Alanları
    • 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu; kültür varlıkları, tabiat varlıkları, sit alanları
  • Uluslararası Sözleşmelerle Korunan Alanlar;
    • Biyosfer rezerv alanları,
    • Ramsar alanları
  • Bilimsel çalışmalarla belirlenmiş Önemli Doğa, Kuş ve Bitki Alanları gibi Potansiyel Korunan Alanlar (Koruma statüsü kazandırılarak)
  • Tarım alanları;
    • 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununa istinaden; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile büyük ovalar,
    • 4342 Sayılı Mera Kanunu kapsamında belirlenmiş endemik veya nadir bulunan lokal yayılışa sahip türler ile yaygın yayılışlı olmakla birlikte lokal coğrafi ırkların bulunduğu mera/otlak, çayır, yaylak ve kışlak alanları,
    • 3573 Sayılı Zeytin Kanunu ile sınırları çizilen zeytin alanları,
  • Tüm koruma mesafeleri ile içme suyu havzaları,
  • Sulak alanlar (Ramsar Alanları, ulusal ve mahalli öneme haiz sulak alanlar),
  • Kıyı alanları ve deniz koruma alanları (Deniz çayırlarının ve kumul alanlarına koruma statüsü kazandırılarak),

Bilimsel çalışmalarla belirlenmiş Önemli Doğa, Kuş ve Bitki Alanları gibi Potansiyel Korunan Alanlar (Koruma statüsü kazandırılarak)

 

                                                                                   

 

 

 

 

Bu yazı 9765 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» FARKINDA MIYIZ?
» Madenciliğe kapalı alanların kanunlarla belirlenmesini öneriyoruz
» TEMA Vakfı doğaya sahip çıkıyor                                    
» Bize Hayat Veren Ormanları ve Suyu Yaşatalım
» İklim Değişirken Eğitimi Yeniden Tasarlamak
» İklim Şurası’nda kömürden çıkış yok
» ATIK OYUNLARI
» Mega Endüstri Bölgeleri Türkiye’ye ekolojik yıkım getirecek
» 2021’in olumsuz çevre haberleri
» Yaşam En Temel Haktır!
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter