01 Aralık 2021 Çarşamba
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
TUNCEL KURTİZ
Yazı Tarihi: 30 Eylül 2021 Perşembe 06:31

 Eylül ayında savrulan yapraklar gibi bizleri bırakıp giden güzel insanlardan biriside büyük Sanatçı Tuncel Kurtiz’di. Eylül aynın yaprak dökümüne giden günlerin birisinde 27 Eylül 2013 günü kendisini kaybetmiştik. Eylül ayı ile ilgili hüznü Şair Ahmet Erhan dizelerine ayni duyarlılıkla döker:

“Eylüldür

suda, toprakta cemreler ölür

yurdumdan haber götürür dünyaya kuşlar

acıdır bize kalan, mutluluk değil

o son insan da bir gün gülünceye kadar..”

Sanatçının babası Valâ Kurtiz ,annesi Müfide Kurtiz.Tuncel Kurtiz İzmit’te 1936 yılında doğdu. Berlin Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü alan, dünyanın önemli tiyatro oyunlarında rol alan, yakın dostu Yılmaz Güney’in “Umut”, “Duvar”, “Sürü”, “Çirkin Kral”, “Hudutların Kanunu” gibi pek çok kült filminde önemli roller üstlenmiştir. Nâzım Hikmet’in efsane eseri Şeyh Bedrettin Destanı’nı oyunlaştırıp yıllarca sahneye koyan, Ramiz Dayı karakteriyle herkese kendini tanıtan bir efsanedir O. Sahneye âşık, sahne için yaşayan; ama sadece sahneye mi sanatın her türlüsüne, bilime, edebiyata, iyi ve güzele tutkun birisi. Son yıllarını ise yaralarına merhem olsun diye doğanın kucağında geçiren büyük bir sanatçı. Geniş kenarlı şapkasının altında bir düşünür, bir âşık, bir dost, gönül adamı, muhabbet insanı, derinden duyan, derinden hisseden, insan ayırmayan, eşitlikçi, hümanist ve arkadaş. Dedesi kadı, babası bürokrattır. Çocukluğu Anadolu’nun farklı şehirlerinde ve kasabalarında geçer bu yüzden.

1950’li yıllarda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde İngiliz Filolojisinde eğitim almaya başlar. Çalışıp para kazanması gerekir.

Bir yandan da öykü yazarlığının, tiyatronun, sahnenin alevi kalbine düşmüştür çoktan. Orhan Hançerlioğlu sayesinde yolu Elektrik İdaresi’ne düşer, genel ışık kontrolörü olur. Şimdiki adıyla İETT. Görevi de Bebek-Arnavutköy hattında dolaşıp yanıp yanmayan, kırılıp kırılmayan sokak lambalarını kontrol edip rapor etmektir.

1950 yıllarının sonunda Haldun Dormen Tiyatrosu’nda oyunculuğa adım atar. Ardından sayısı yüzü geçecek Yeşilçam filmlerine oyuncu olarak imza atar, bazen de senarist olarak emek harcar.12 Eylül1980’den sonra bir süre yurtdışında yaşar, sürgünde de üretmeye devam eder. Sayısız ödül, sayısız hayran, alkışlar, yazmak, düşünmek, üretmek, paylaşmak, şöhretin, paranın değil gerçek, sahici olan bir şeylerin peşinde koşmaktır hep istediği. Sahnelere veda etmeye hazırlandığı yıllarda Menend Kurtiz’le evlenir. Doğa tutkusu her şeyin üstüne çıkmaya, şehrin çoğalan sesleri de üzerlerine gelmeye başlayınca Kaz Dağları’nın yolunu tutarlar. Burada bir ev yaptırırlar, sonra da unutulmaz bir otel. Sanatçı dostlarının, doğa tutkunlarının, Kurtiz’lerin muhabbetine doyamayanların uğrak yeri olur. Burasının adı Zeytinbağı’dır. Son yıllarında Kaz Dağları’nın eteklerinde insan ve hayvan dostlarıyla, “bir hayal dünyasında yaşıyorum.” dediği dünyasında mutludur.Türk sinemasının, tiyatrosunun gelmiş geçmiş en büyük ustalarından biri O. Kimimizin Tonton Hasan’ı, kimimizin Hamo Ağa’sı, kimimizin Ramiz Dayı’sı. Sadece sanatıyla değil; şöhrete, gösterişe,

boş lafa prim vermeyen sade, sahici ve özel kişiliğiyle, eğilip bükülmeyen, dönemine yetişemeyen gençleri kendine hayran bırakan sağlam karakteriyle de bizlere hep örnek olmuştur.

 Günümüzün çok önemli bir hastalığı olan yalnızlık üzerine Ustanın düşünceleri oldukça düşündürücü:

Sevgili dostum, yalnızlığı kendimiz seçiyoruz. Herkes kendi seçtiği

yalnızlığından şikayet ediyor, oysa gururu ve kibri yüzünden bu gördüğün insanlar yalnız... Bak dostum, kimse kimseyle konuşmuyor, kimse kimseyle gülüşmüyor, bak dostum iyi bak, bu insanlar kendi seçtikleri yalnızlıklarından şikâyetçi. Fakat kibirleri yüzünden bunu bile

göremiyorlar...”  Usta’nın bu yorumuna katılmamak mümkün değil. Bana da günümüz insanın en büyük sorunu nu sorsalar ve tek cevap hakkım olsa bencillik derim. Birey olma sevdasına kendimizi öyle bir kaptırdık ki en yakınlarımızın derdine bile, göz ucuyla dahi dönüp bakmayan bencil insanlar olduk.

Bu yazı 1020 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» FEDAKÂRLIK
» ÖĞRETMEK
» İNSAN VE KİRLİLİK
» 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü”
» VAN GOGH
» YALAN
» ÇELİŞKİLER
» GÖREVİMİZ
» YAŞAMI ANLATABİLMEK
» MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter