26 Ocak 2021 Salı
Bize Ulaşın
Künye
Lüleburgaz
Kırklareli
Edirne
Tekirdağ
Spor
Güncel Gündem
Resmi İlanlar
YAZARLAR
» son dakika haberler
Lüleburgaz 0°C
YAZAR DETAYI
Ahmet GÜDÜCÜOĞLU
KOMŞULUK
Yazı Tarihi: 26 Kasım 2020 Perşembe 06:17

 Komşu kelimesi evleri, yaşamları, mekânları birbirine yakın, bitişik insanların ortak yaşam alanları için kullanılır. Komşular, hayatlarımızın içine aldığımız başka yaşamların kahramanlarıdır. Bizim toplumumuzda bu terim çok daha fazla bir anlam ifade eder. Bu, paylaşım, yardımlaşma, dayanışma, kötü gün dostluğu, gönül yakınlığı gibi güzellikleri anlatır. Komşu, komşusuyla sadece selamlaşmadan öte sevincini, üzüntüsünü, dertlerini paylaşır, ortak olur. Bu söylediklerimin çoğunun geçmişte kaldığını, bu güzel değerlerimizi yitirdiğimizi biliyorum. Bu güzellikleri, yaşadığımız çocukluk günlerimizi aramamak mümkün değil. Bu dönemlerde aile sıcaklığı ile komşu sıcaklığı bir arada yaşanırdı. Komşu büyüklerine değer vermek, aile büyüklerine değerle eşdeğerdi. Komşuya saygı, kendi ailene saygı ve sevgi kadar önemliydi. Komşuluk kavramı, toplumun birbirine sevgi, saygısının bir göstergesidir. Aile kurumu ile komşuluk kurumu birbirini tamamlayan bir sevgi yumağıydı. Toplumdaki kişilerin birbirlerini sevmesi, değer vermesi aile, sonrada komşuluk kavramının güçlenmesiyle oluşur. Bir çocuğun eğitiminde olsun, yetişmesinde olsun tüm komşuların yardımı, desteği çok büyüktü. Sosyal kaynaşma için komşuluk kavramı çok önemlidir. Tarihte Osmanlı döneminde komşuluk kavramı çok değerliydi. Bir suç işleyen kişi için önce komşularına danışılır, biz kendisine kefiliz suçsuzdur denildiğinde, o zat serbest bırakılırmış. Ayrıca o dönemde kişiye, komşularının evinin önünü kapatacak şekilde ev yapımına müsaade edilmezmiş.

 Günümüzde sanayileşme, toplumun sosyal yapısında önemli değişikliklere neden oldu. Eskiden otorite olan yaşlı ve beraberinde aile kurumu toplumsal saygınlığını kaybetmeye başladı. Ekonomik zorluklardan dolayı giderek küçülen aile birimi, bir çekirdek aile biçimine döndü. Bundan dolayı aile kurumuyla birlikte, komşuluk kurumu da saygınlığını yitirmeye başladı. Günümüzde erozyona uğrayan değerler arasında, komşuluk kurumu da nasibini almıştır. Toplum kişilerle, kendisine faydalı olduğu ölçüde ilgileniyor. Bireyselliğin hızla arttığı günümüzde, kaybettiğimiz bu güzel değerlerin farkına varamamaktayız.

 Komşuluğumuzda artık özellikle büyük kentlerde, sabah işe giderken bazen solgun bir şekilde söylenen günaydın sözcüğünü bile aramaktayız. Ev alınmayıp, komşu alınan o güzel günler artık geçti. Kapıdan, tuz, şeker, kahve istenilen, kapıda çocuklar kaldığında sahip çıkılan, hastaya, düğüne, kedere ortak olunan güzellikler artık gittikçe azalmakta. Gelişen teknoloji bize refah getirmekle birlikte, insan ilişkilerini zayıflattı. Akşam yorgun argın eve gelen bireyler televizyonun karşısına geçince, komşuluk gelip gitmelerini erteliyorlar. Bu ilişkileri olumsuz bir şekilde etkileyen diğer bir neden de hayat pahalılığı. İnsanlar bu ekonomik güçlükler karşısında misafir çağırmaya da çekiniyor. Komşuluğu olumsuz etkileyen bir başka sebepte, güven duygusunun giderek azalması. Güven ortamı olmayınca sıcak ilişkiler, dostane yaklaşımlar oluşamıyor.
 Nasıl memnun musunuz komşularınızdan? Diye bir soru sorulduğunda genelde mutsuz bir görünüm suratımızı kaplar. Her zamanki gibi ah nerede o çocukluğumuzdaki komşuluklar diye hayıflanırız. Hele o mahallemizdeki komşularımız hiç unutulur mu? Kapılarımız kapanmazdı. Gönüller birdi akşam kurulan sofralarda. Ekmeklerin çıtırı ve sarı ampul üzerinde uçuşan böceklerin dönüşlerini, gökyüzündeki yıldızların çokluğunda seyretmek ne keyifti. Birisine odun veya kömür mü taşınacaktı, imece usulü çabucak biterdi. Badana, boya veya tamir kim biliyorsa yapardı karşılık beklemeden. Tabi televizyon gibi ekranların olmayışı bir avantajdı. Henüz kimse o kutunun insanları birbirinden ayıracağından haberleri yoktu. Çaylar, kahveler ve derin sohbetler arasında kapılar yine açıktı. Anlayacağınız misafircilik, revaçta. Ne zaman televizyon evlere geldi, komşuluklar yavaş yavaş bitecekti. Sonra her eve girmeye başlayınca, komşuluklar bayramdan bayrama kaldı. Teknolojinin niyeti kötüydü. İnsanları birbirinden ayırıyordu. Hafta sonları birlikte gidilen sinemalarda yavaş yavaş kapılarına kilit vuruyorlardı. Ya bundan sonra başımıza neler geldi. Odaları esir alan ekranlar, bu kez aileleri parçaladı. Baba maçlarda, anne dizilerde, çocuklar ise kafasına göre takılıyorlardı. Ardından bilgisayarlar, akıllı telefonlar derken, evlerimiz çekirge sürüsü gibi ekrana boğuldu. Konumu bununla ilgili bir hikâye ile süslemek isterim: Bir adam elinde küçük bir adres kâğıdı ile apartmanın önüne gelir. Zillere bakar, ancak aradığı kişinin adını bulamaz. Belki de eski bir kiracının ismi olduğunu düşünür. Zillerden en aşağıdakine dokunur. Bir süre sonra kapı, otomatın şaklamasıyla açılır. Bu arada girişin ilk dairesinin kapısının önünde bir adam dikilidir. Sinirli bir yapıdadır. Zira ilk giriş katı diye her gelen yabancı onun kapı ziline dokunmaktadır. Çatık kaşlı adam homurdanarak konuşur:

- Buyurun kimi aramıştınız?- Ahmet Z. Bey'i.

- Hiç tanımıyorum. Bir de yukarılara sorun, diye kapıyı kapatmak üzereyken adamın ettiği teşekkürü bile dinleme zahmetine katlanmaz. Adam, birinci kata gelir. Onlardan da aynı yanıtı alır. Üç dört derken hepsinden de 'tanımıyoruz.' yanıtlarını alır. Adam ümidi tükenmiş bir halde en son kattaki on numaranın ziline dokunur. Kapıya çıkan Ahmet, köylüsünü karşısında görünce, altın görmüş birisi gibi sevinerek sımsıkı sarılır. Kendini kurtaran adam, gözleri dolmuş bir halde şöyle der:

- Dostum katları üst üste koymuşunuz ama insanlık katlar arasında ne yazık ki yok olmuş.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 610 defa okunmuştur.
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI
» HAYALLERİMİZ
» ÇOCUKLARI ANLAMAK
» ARKADAŞLARIMIZ
» ÇOCUKLAR ÖZELDİR
» HİÇ VAKTİMİZ YOK
» SORUNUMUZ  
» YAŞLILARIMIZ   
» BİZİM HAYATIMIZ
» HAYAT BAŞKA BİR ŞEY
» SEÇİMLERİMİZ
Yazarın tüm yazıları >>>
E-Gazete
Yazarlar
Anket
Hava Durumu
Facebook
Twitter